9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Alman basını: Erdoğan artık yenilmez değil

İstanbul seçimini Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazanması Alman basınında yer aldı. Gazeteler seçim sonucunu Türkiye’nin siyasi gidişatı açısından irdeliyor.

Die Zeit gazetesinin internet sayfasında yayımlanan analizde, “Ekrem İmamoğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimindeki tarihi zaferi Türklerin bütün baskılara rağmen otokrasiyi kabul etmeyeceklerini gösteriyor” ifadesi kullanılıyor. Analizin devamında şu görüşler dikkat çekiyor:

“Demokrasilerde, seçimler sırasında işleyen kontrol mekanizmalarının olması zaruri. Bu, İstanbul’daki Belediye Başkanlığı seçiminde vardı aksi takdirde muhalefet kazanamazdı. Bu iyi bir haber çünkü Türkiye’de hala işleyen bir hukuk devleti ve demokratik yapılar var. Türkiye sık sık ülkedeki demokrasinin öldüğü haberleriyle manşetlere çıktı. Şimdiki durumsa demokrasilerin birçoklarının düşündüğü kadar kolay ölmeyeceğine iyi bir örnek.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung‘un internet sayfasında yer alan İstanbul seçimiyle ilgili yorumunun başlığı ise “İstanbul’da kontrol kaybı.” Yorumda şu görüşlere yer veriliyor:

“İktidar partisi (AKP) ve özellikle de partinin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul mücadelesini uzun süre ulusal bir soruna yükselterek, kendisine zarar verdi. Çünkü İmamoğlu’nu AKP’den memnun olmayan herkes için bir projeksiyon haline getirdiler. Karizmatik aday şık, barışcıl ifadelerin hakim olduğu kampanyasıyla laik-ulusalcı CHP’nin çekirdek seçmeninin daha da üzerinde bir kesimde rağbet gördü. AKP’nin bunu engelleme ve özellikle de İstanbul’da yaşayan Kürtleri İmamoğlu’ndan uzak tutma konusundaki geç girişimi, hazin biçimde başarısız oldu.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung’un İstanbul seçimiyle ilgii yorumu ise şöyle:

“Seçim sonucu sadece İmamoğlu için büyük bir başarı değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir uyarı sinyali: Erdoğan artık yenilmez değil. Erdoğan yükselişine 1994 yılında İstanbul’da Belediye Başkanı olarak başlamıştı. 25 yıl sonra bu belediye başkanlığı seçimi Erdoğan’ın siyasi inişinin başlangıcını damgalayabilir. Bu seçimler özellikle hırpalanmış Türk demokrasisi için bir zafer. Erdoğan sistematik olarak özgürlükleri sınırlandırdı, kuvvetler ayrılığını zayıflattı ve muhaliflerin gözünü korkutmaya çalıştı. Üç yıl önceki darbe girişiminden bu yana kendisini eleştirenlere karşı benzersiz  bir dalga ile tasfiye uyguluyor. Yarım milyona yakın insan gözaltına alındı ya da tutuklandı, on binlerce kişi cezaevinde, üstelik birçoğu hakkında iddianame yok. Ancak Erdoğan insanların özgürlük arzusunu bastıramıyor.”

Konuyla ilgili aktaracağımız son yorum Badische Zeitung‘dan:

“İlginç olan Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi AKP’nin sonuçlara nasıl tepki vereceğidir. Bu sonuçlardan yine şüphe mi duyacaklar? Ya da Erdoğan tehdidini gerçeğe dönüştürüp seçimlerin galibini mahkeme önüne çıkarıp yerine kayyım mı atayacak?  Böylesine bir tavır sadece bir öfke patlamasını tetiklemeyecektir. İmamoğlu’nun görevden alınması Türkiye’yi de ağır bir türbülansa sürükleyebilir. Seçimler bitti. Erdoğan sadece kazanabileceğini değil, kaybedebileceğini de ortaya koymak zorundadır.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...