8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Ali Bababcan: 6 parti ile görüşmelerimiz devam ediyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “HDP güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda irade beyan etmiştir. Bizim HDP ile ikili temaslarımız ve istişare süreçlerimiz devam ediyor” dedi. “Güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını tamamladıklarını belirten Babacan, “Taraflı Cumhurbaşkanlığı sisteminin önemsizleştirdiği Meclisimize itibarını iade edeceğiz. Yürütmenin yasama üzerinde kurduğu tahakkümü kıracağız” ifadelerini kullandı.

Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, “Demokrasiye Geçiş Eylem Planı”nı içeren “güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışması”nı açıkladı.

“Yeni sistem çok pahalıya patladı”

Babacan, 2018 seçimleriyle yürürlüğe konulan, üç yıl üç aydır uygulanan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin, Türkiye’de büyük zararlara yol açtığını söyledi.

“Kuvvetler ayrılığının fiilen ortadan kaldırılması, ortak akıl ve istişarenin terk edilmesi, ülkemize çok pahalıya patladı. Liyakat ilkesi tamamen göz ardı edildi. Şu anda yürütmenin, yasama ve yargı organları üzerinde fiilen vesayet kurduğu bir dönemden geçiyoruz.” ifadelerini kullanan Babacan, yasama, yürütme ve yargıyı ayrı ayrı güçlendirmek gerektiğine inandıklarını kaydetti.

“Partili Cumhurbaşkanı uygulamasına son vereceğiz”

Halkı, yönetimin her aşamasında etkin ve güçlü olduğu yeni bir sisteme davet ettiklerini belirten Babacan, şunları kaydetti:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem ile yepyeni bir dönemin temellerini atıyoruz. Bu temelin sağlam olması, hak ve özgürlüklerin güçlenerek korunmasına bağlıdır. Bu amaçla, temel hak ve özgürlükleri, etnik köken, dil, din, mezhep, cinsiyet, yaşam tarzı, siyasi ve sosyal aidiyet farkı gözetmeksizin tüm insanlar için güvenceye kavuşturacağız. Ötekileştirme hissi doğuran tüm uygulamalara son vereceğiz. Güçlendirilmiş parlamenter sistem ile sistemin tam merkezinde olan Gazi Meclisimizi ayağa kaldıracağız. Taraflı Cumhurbaşkanlığı sisteminin önemsizleştirdiği Meclisimize itibarını iade edeceğiz. Yürütmenin yasama üzerinde kurduğu tahakkümü kıracağız. Meclisin yasama ve denetleme fonksiyonlarını etkin bir şekilde yerine getirmesini sağlayacağız. Mecliste kanun yapım sürecini demokratikleştirecek, Meclisin yürütmeyi denetleme yetkisini güçlendireceğiz. Meclisin bütçe hakkını teminat altına alacağız. Meclisteki demokratik temsili güçlendireceğiz. Cumhurbaşkanının toplumun her kesimine eşit yakınlıkta olmasını sağlamak amacıyla, partili Cumhurbaşkanı uygulamasına son vereceğiz. Cumhurbaşkanının görevini yerini getirirken tarafsız olmasını temin edeceğiz.”

6 parti ile görüşülüyor

Önce sistemi değiştirmek için hazırlandıklarını, ardından hızlı, güçlü ve rasyonel adımlarla demokrasiyi güçlendirmek istediklerini kaydeden Babacan, son bir aydır devam eden 6 siyasi partinin temsilcileri ile çoklu istişare ve iş birliği görüşmelerinin üçüncüsünün yarın TBMM’de yapılacağını belirtti.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan’a “6 siyasi partinin görüşmeleri sonrasında ortak metnin ne zaman çıkacağı, liderlerin ne zaman bir araya geleceği” ile “HDP’nin 6 partinin çalışmasına katılmasının söz konusu olup olmadığı”yla ilgili sorular yönetildi.

“İttifaklarla alakalı bir karar vermiş değiliz”

Ali Babacan, “HDP de güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda irade beyan etmiştir. Bizim HDP ile ikili temaslarımız ve istişare süreçlerimiz devam ediyor. 6 partinin oturduğu masayla ilgili konu, 6 partinin mutabakatıyla olabilecek bir iş” dedi.

Seçim ittifakına katılım için koşullarının neler olduğu ve Cumhurbaşkanı adaylığı için belirledikleri bir ismin olup olmadığı sorusuna Babacan, şu yanıtı verdi:

“Parlamenter sistemde her siyasi partinin genel başkanı doğal bir başbakan adayıdır. Başkanlık sisteminde de her siyasi partinin genel başkanı doğal bir Cumhurbaşkanı adayıdır. Mevcut sistemle ilk seçim yapılacağı için bir ittifak halinde seçime girme modeli, bir de ortak Cumhurbaşkanı çıkarma modeli var. Madem mevcut sisteme göre seçim yapılacak, bu sistemde de farklı alternatifler var. Biz şu anda her türlü opsiyonu kendimiz açısından açık tutuyoruz. Bir seçim takvimi gündeme geldiğinde tüm bunlarla ilgili kararları belirleriz. Bizim 6 siyasi parti ile görüşmemiz bir seçim ittifakı değil. Biz kendi adımıza ne Cumhurbaşkanı ve başbakan adaylığı, ne de ittifaklarla alakalı herhangi bir karar vermiş değiliz.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...