8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Ahmed eş-Şera ikinci yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapıyor: Gündemde hangi konular var?

Suriye’de yeni oluşan hükümetin Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Ahmed eş-Şera, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak bugün Ankara’ya geliyor.

Eş-Şera, Suudi Arabistan’dan sonra ikinci yurt dışı ziyaret olarak Türkiye’yi seçerek Ankara ile ilişkilere verdiği önemi gösteriyor.

İki ülke arasında yapılacak en üst düzey temaslarda, Suriye’de yeni siyasi dönemin şekillendirilmesi, güvenlik konularında yapılacak işbirliği gibi konuların ele alınması bekleniyor.

Eş-Şera’nın ziyareti İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından açıklandı.

Erdoğan ve eş-Şera’nın Suriye’deki son gelişmeleri ele alacaklarını belirten Altun, ülkedeki ekonomik toparlanma, sürdürülebilir istikrar ve güvenliğin tesisi için iki ülke tarafından atılacak ortak adımların değerlendirileceğini kaydetti.

Altun, görüşmelerde Suriye geçiş dönemi yönetimine ve halkına Türkiye’nin sağlayabileceği desteklerin ele alınacağını belirtti.

Türkiye-Suriye ilişkilerinin eş-Şara ve heyetinin ziyaretiyle “güçleneceğine ve boyut kazanacağına” inandıklarını söyledi.

Heyet Tahrir eş-Şam (HTS) lideri olarak muhalif grupların 26 Kasım 2024’te başlattığı ve 8 Aralık’ta Beşar Esad’ın Suriye’den kaçmasıyla sonuçlanan saldırıyı yöneten eş-Şera, 29 Ocak’ta ülkenin geçiş dönemi Devlet Başkanı olarak atandı.

Eş-Şera, resmi unvanıyla ilk yurt dışı ziyaretini 2 Şubat’ta Suudi Arabistan’a yaptı.

Suriye’nin yeni liderinin ikinci ziyaret olarak Türkiye’yi seçmesinin sembolik ve tarihi önemine dikkat çekiliyor.

Türkiye, 2011’de başlayan Suriye iç savaşında muhalif gruplara en büyük desteği veren birkaç ülke arasında görülüyor.

Esad yönetimin devrilmesinin ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, Şam’a ziyaretler düzenlemiş ve geçiş döneminde Türkiye’nin destek vereceği alanlarda hangi adımların atılacağını ele almışlardı.

Ankara’dan uzman desteği

Ankara’da yapılacak temaslarda öncelikle yeni kurulacak siyasi sistemin ana unsurlarının ele alınması ve bu konuda Türkiye’nin verebileceği desteğin görüşülmesi bekleniyor.

Suriye Arap Cumhuriyeti adi altında varlığını sürdürecek olan ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması, üniter yapısının devam etmesi ele alınan başlıklar arasında olacak.

Eş-Şera daha önce yaptığı açıklamalarda, çalışmaların 4-5 sene kadar sürebileceğini, ülkedeki tüm farklı grupların katılımıyla başlatılacak siyasi sürecin kapsayıcı bir anlayışla ilerletileceğini kaydetmişti.

Ankara da bu sürecin tamamen Suriyeliler tarafından ilerletilip kararlaştırılması ilkesine bağlı olduğunu kayda geçirmişti.

Anayasa yazımı, siyasi süreçle ilgili yasal düzenlemeler gibi konularda uzman desteği verebileceğini belirten Ankara, bu konuların dışında da Şam’a desteğinin devam edeceğini vurguluyor.

Güvenlik işbirliği: Yeni orduya TSK desteği teklifi

Siyasi sürece paralel gelişen diğer önemli konu ise güvenlik işbirliği.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suriye tarafının talebi olması durumunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkede yeni bir ordunun oluşturulması konusunda destek sağlayabileceğini kaydetmişti.

Bu yönde ilk adim Ocak ayı sonunda Türkiye’den Suriye’ye giden üst düzey askeri heyet tarafından atılmıştı. Bu konunun eş-Şera’nin Erdoğan ile yapacağı temaslarda ele alınması bekleniyor.

Askeri işbirliğinin boyutu ve uygulanması, Suriye’de Fırat’ın doğusunda önemli bir bölgeyi kontrolü altında tutan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) geleceği açısından da büyük önem taşıyor. SDG, ABD’nin IŞİD ile mücadelesinde kullandığı en önemli yerel ortak olarak görülüyor.

Türkiye, SDG’nin ana omurgasını oluşturan Halk Savunma Kuvvetleri’ni (YPG) “terör örgütü” olarak tanımlıyor ve silahlarını bırakması çağrısında bulunuyor.

Aynı çağrıyı Şam yönetimi de yapıyor.

Görüşmede SDG varlığı konusunun ve bölgedeki olası gelişmelerin ele alınması bekleniyor.

IŞİD ile mücadelede hangi formüller masada?

Eş-Şera’nin ziyareti, 20 Ocak’ta göreve gelen ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Suriye’deki askerlerini çekme senaryolarının konuşulduğu bir sırada gerçekleşmesi açısından da önemli.

Washington bu konuda henüz resmi bir karar almadı. Trump da bir soru üzerine konunun değerlendirildiğini, ama Suriye’deki durumun çok da ABD’yi ilgilendirmediği mesajını verdi.

Diplomatik kaynaklar, ABD’nin bölgeden çekilmesinin iki önemli koşulu olduğunu vurguluyor:

  • Birincisi IŞİD ile mücadelenin sekteye uğramaması, IŞİD mensupları ve ailelerinin kaldığı cezaevleri ve kamplarının kontrol altında tutulması devam etmesi.
  • İkincisi ise ABD’nin çekilmesinin ardından YPG’nin hedef alınmaması.

Türkiye’nin, IŞID ile mücadelenin bölgenin önde gelen Arap ülkelerin de katılımıyla sürdürülmesi planının olduğu, Dışişleri Bakanı Fidan’ın son dönemde Ürdün, Irak ve Katarlı muhataplarıyla yaptığı temaslarda bu konuyu ele aldığı iddia edildi.

Ankara’dan bu konuda bir açıklama henüz yapılmadı.

YPG konusunda ise Ankara’nın sorunu “kan dökmeden” çözme niyetinde olduğu da yine Dışişleri Bakanı Fidan tarafından açıklandı.

Bu konuda Şam ile YPG arasında süren görüşmelerin nasıl gelişeceği de Ankara’nın dikkatle beklediği bir süreç olarak görülüyor.

Ankara, eş-Şera ile yapılacak temaslarda YPG’nin silahlarını bırakıp ülkenin yeni güvenlik mimarisine katılımı sürecindeki gelişmeleri öğrenme fırsatı bulacak.

Ekonomi, ticaret, enerji ve ulaştırma işbirlikleri

Türkiye’nin Suriye ile angajmanı bu konuların dışındaki teknik konuları da içeriyor.

Ekonomik işbirliğinin gelişmesi ve ticaretin artması için özellikle Suriye’nin kalkınması açısından büyük önem taşıyor.

Suriye’de hayatın normale dönmesi ve ekonomik çarkların etkin işlemeye başlaması başta Türkiye’dekiler olmak üzere yurt dışındaki Suriyelilerin dönüşleri açısından kritik önemde.

Erdoğan ile eş-Şera’nın ekonomik ilişkileri masaya yatırmaları ve izlenecek yol haritasını ele almaları bekleniyor.

Türkiye’nin kısa vadede vereceği destek alanları arasında ulaştırma ve enerji de geliyor. Ülkenin altyapısında gerekli iyileştirmelerin yapılması için Erdoğan’ın ulaştırma ve enerji olmak üzere bakanlara talimat verdiği biliniyor.

Ankara’daki temaslarda bu konularda gelinen noktanın değerlendirilmesi ve bundan sonra izlenecek yolların ele alınması öngörülüyor.

BBC Türkçe-iznews

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...