8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Blinken’den basın özgürlüğü vurgusu

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken göreve geldikten sonra düzenlediği ilk basın toplantısında “Özgür basın demokrasinin temel taşı” dedi. Blinken, gelecek haftadan itibaren günlük dışişleri brifinglerinin yeniden başlayacağını açıkladı.

Senato tarafından onaylanarak ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı olarak göreve resmen başlayan Antony Blinken görevdeki ilk tam gününde bakanlıkta basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda yaptığı açıklamada basın özgürlüğünü öne çıkaran Blinken, kariyerine gazeteci olarak başladığını hatırlatarak gazetecilere “Burası sizin brifing salonunuz” dedi.

Basın mensuplarına, “Amerikan ve dünya kamuoyunu bilgilendiriyorsunuz. Bizim hesap vermemizi sağlayıp bize zor sorular sorarak görevimizi daha iyi yapmamızı sağlıyorsunuz. Özgür basın demokrasinin temel taşıdır. Her zaman aynı fikirde olmayabiliriz. İşin doğası da bu. Bizim size hak ettiğiniz saygıyla davranacağımız konusunda bize güvenebilirsiniz” sözleriyle seslendi.

Antony Blinken, yeni dönemde günlük brifinglere önümüzdeki haftadan itibaren yeniden başlayacaklarını belirtti.

Blinken’dan Navalny açıklaması: “Rus hükümetinin bir adamdan bu kadar korkması çarpıcı”

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde, Başkan Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki ilk telefon görüşmesi ve Rusya’da muhalif lider Aleksey Navalny’nin zehirlendikten sonra tedavi altına alındığı Almanya’dan ülkesine dönüşte gözaltına alınmasının ardından başlayan gösteriler gündeme geldi.

Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Navalny ve Rusya’daki insan hakları konusuna ilişkin endişelerimizi daha önce ifade etmiştik. Rus hükümetinin bir adamdan dolayı bu kadar endişelenmesi hatta ondan bu kadar korkması bana çarpıcı geldi. Rusya’nın bizim açımızdan kaygı yaratan tüm adımlarını inceliyoruz. Navalny’nin sesi pek çok Rus vatandaşının sesi. Bu sese kulak verilmeli, bu ses susturulmamalı. Navalny’nin güvenliğinden endişe duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Biden yönetimi olarak Navalny’nin hedef alındığı saldırıda kimyasal silah kullanıldığı iddiaları, ABD’de federal kurumların hedef alındığı Solar Winds siber saldırısı, Afganistan’daki ABD askerlerinin öldürülmesi karşılığında Taliban’a para ödülü iddiası ve ABD seçimlerine müdahale konularında Rusya’ya karşı nasıl bir karşılık verileceği konusunu değerlendirdiklerini belirtti.

BAE ile silah satışı anlaşması geçici olarak askıda

Biden yönetimi Trump döneminde başlatılan bazı silah satışlarını da geçici olarak askıya aldı. Bunlar arasında İsrail ile normalleşme anlaşması karşılığında Birleşik Arap Emirlikleri’yle Trump döneminde yapılan 3 milyar dolarlık F-35 satışı anlaşması da yer alıyor.

Arap ülkelerine bu kapsamda bir silah satışına Kongre’deki Demokratlar şiddetle karşı çıkmış ancak silah satışının bloke edilmesi konusunda Senato’daki girişimden sonuç çıkmamıştı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken konuya ilişkin yöneltilen soruya verdiği cevapta, “Yeni gelen yönetimin herhangi bir silah satışının stratejik çıkarlarımızla uyumlu olup olmadığını değerlendirmem üzere gözden geçirmesi olağan bir gelişme” dedi.

Çin de gündeme geldi

Basın toplantısından Çin’le ilişkiler de gündeme geldi. Dışişleri Bakanı Blinken’ın Senato Dış İlişkiler Komisyonu’ndaki onay oturumunda soruları cevapladığı gün, Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Çin’in Şincan’daki Uygur Müslümanları’na yönelik muamelesinin soykırım olduğu yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Antony Blinken, oturum sırasında kendisine bu görüşü paylaşıp paylaşmadığı sorulduğunda, “Benim de değerlendirmem bu yönde olur. Erkek, kadın ve çocukların toplama kamplarında zorla tutulması ve Çin Komünist Partisi’nin ideolojisine bağlı kalacak şekilde yeniden eğitilmesi gibi adımlar soykırım işleme çabasına işaret ediyor” ifadelerini kullanmıştı.

Basın toplantısında bu konuya ilişkin soruyu yanıtlayan Blinken, görüşünün değişmediğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı, iklim değişikliği gibi konularda ABD’nin Çin’le işbirliği yapmasının ABD’nin çıkarına olduğunu da sözlerine ekledi.

İran’la nükleer anlaşmanın akıbeti

Basın toplantısında yeni yönetimin İran konusunda nasıl bir siyaset izleyeceği de soruldu. Trump yönetimi İran’la 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş, yaptırımları yeniden devreye almıştı.

Dışişleri Bakanı Antony Blinken basın toplantısında İran’ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye yeniden başlaması halinde, ABD’nin de kendi yükümlülüklerini yerine getireceğini, bunun da ABD’nin ortaklarıyla birlikte daha uzun vadeli bir taahhüdün oluşturulması amacıyla bir platform olarak kullanılacağını; ancak şu anda bu noktadan uzakta olunduğunu söyledi.

İsrail ve Arap ülkeleri arasında normalleşme

Antony Blinken, İsrail ile Bahreyn ve BAE gibi Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik olarak imzalanan Abraham Anlaşmaları’na destek verdiğini yineledi.

Blinken, “İsrail’in komşularıyla ilişkilerini normalleştirmesi olumlu bir gelişme” dedi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...