8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

ABD’li Senatör Menendez, sunduğu önergesinde Türkiye’nin SİHA satışlarını tehlikeli buldu

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez, savunma politikalarıyla ilgili olarak Türkiye ve Azerbaycan hakkında iki değişiklik önergesi sundu. Önergede senatör, Türkiye’nin SİHA satışlarını ‘tehlikeli, istikrarsızlaştırıcı ve barış ve insan hakları için bir tehdit’ olarak nitelendirdi. ABD’de New Jersey Senatörü ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez, 2022 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’na (NDAA) için Türkiye’nin silahlı insansız hava aracı (SİHA) programını yakın takibe almak ve Azerbaycan’a yapılan yardımları kesilmesin, önleyen muafiyeti kaldıran iki ek tasarı sundu.

Komisyon tarafından yapılan açıklamada, “2022 Mali Yılı için savunma harcamalarını yetkilendirmenin birincil aracı olarak, Başkan Menendez’in NDAA’da önerdiği değişiklikler, ABD hükümetinin Türkiye’nin SİHA programının yayılmasının ulusal güvenlik sonuçlarını izleme ve değerlendirme yeteneğini önemli ölçüde iyileştirmeyi, ayrıca ABD’nin Azerbaycan Hükümeti’ne askeri yardımı yasaklayan 1992 tarihli yasanın baypas edilmesine yönelik başka istisnaları önlemeyi amaçlamaktadır” denildi.

“907 Muafiyetine Son Veren Değişiklik” başlığı altında sunduğu değişiklikte, 1992 tarihli “Özgürlük Destek Yasasının” 907’inci maddesi gereğince Azerbaycan’a yapılan yardımların durdurulmasına yönelik muafiyetin ortadan kaldırılmasını öngörüyor.1992’de kanunlaşan söz konusu yasanın 907. maddesi ‘Ermenistan ve Dağlık Karabağ’a karşı tüm ablukaları ve diğer saldırgan güç kullanımlarını durdurmak için kanıtlanabilir adımlar atana kadar Azerbaycan Hükûmeti’ne yardımı’ yasaklıyor.

Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı her yıl düzenli olarak Azerbaycan’ın bu maddeden muaf tutulması için muafiyet yayımlıyor.Menendez bu muafiyeti kaldırmak için NDAA’ya sunduğu ek tasarıda, “Bakü’deki rejim, Türkiye’nin desteğiyle, Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışçıl, müzakere edilmiş bir süreç yerine şiddet yolunu seçmeye devam ederken bu yönetimin ve gelecekteki tüm yönetimlerin bu tür yardımları durdurması ve 907’nci maddeye tam saygı göstermesinin tam zamanı” ifadesine yer verdi.

Türkiye SİHA’ları tehlikeli olarak nitelendirildi

Menendez sunduğu diğer ek tasarı ile ise Türkiye’nin SİHA programını hedef aldı.”Türkiye’nin SİHA Programına Yönelik Değişiklik” başlıklı ek tasarıda ise Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’un 2018’den bu yana Türkiye’nin SİHA ihracatına ve bu SİHA’ların ABD firmalarınca üretilen parça veya teknolojileri içerip içermediğine ilişkin rapor hazırlamasını zorunlu kılıyor.AA’nın haberine göre; ek tasarı ayrıca ABD’nin Türkiye’nin ihracatının Silah İhracatı Kontrol Yasası’nı veya diğer herhangi bir ABD yasasını veya yaptırımını ihlal edip etmediğini belirlemesini şart koşuyor.Bu ek tasarıda ise Menendez, “Türk insansız hava araçları geçen yıl Ermeni ve Azerbaycan arasındaki savaşta belirleyici bir rol oynadı. O zamandan beri Polonya, Fas ve Ukrayna Bayraktar TB2’yi satın aldı ve Angola, Etiyopya, Nijer, Nijerya ve Ruanda da dahil olmak üzere diğer birçok ülke ilgi gösterdi.” ifadesine yer verdi.Türkiye’nin SİHA satışlarını ‘tehlikeli, istikrarsızlaştırıcı ve barış ve insan hakları için bir tehdit’ olarak niteleyen Menendez, herhangi bir ABD teknolojisinin Türk SİHA’larında yer almaması gerektiğini savunuyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...