8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

ABD’de rekor vaka sayısı kaydedildi

Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yayınlanan verilere göre ABD’de son 24 saat içerisinde 60 bin 719 yeni koronavirüs vakası kaydedildiği açıklandı. Üniversite istatistikleri, ülkede Kovid-19’la enfekte olanların sayısının toplam 3 milyon 413 bin 995’e yükseldiğini ve virüs nedeniyle ölenlerin sayısının ise 137 bin 782’e ulaştığını gösterdi.

ABD’de üst üste beşinci gün yeni vaka sayısı 60 bini aştı. Salgın, birçok vilayette özellikle de ülkenin güneyinde ve batısında kontrolden çıktı.

Bu endişe verici gelişmeye rağmen, Florida’daki Orlando şehrindeki Disney World parkının bir kısmı, 4 aylık kapanış sonrasında geçtiğimiz Cumartesi günü yeniden açıldı. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre kalabalığın oluşmaması ve mesafe kurallarına uyulması için ziyaretçiler, biletlerini alana gelmeden önce satın aldı. Girişlerde ateş ölçme, maske takma, tüm alanlara el dezenfektanları yerleştirme ve insanlar arasında en az iki metre bırakma gibi koruyucu önlemler alındı.

Bu gelişme, sosyal medyada ve ABD’deki sağlık çevrelerince eleştirilirken, Florida eyaleti ise salgının hızla yayılmasıyla karşı karşıya. Ancak Florida, zorluklarla karşılaşan tek ABD eyaleti değil. Georgia eyaletinde de Atlanta şehri, Cuma günü şehrin kısmen açılması sonrasında sıkı izolasyon önlemlerini açıkladı. Teksas’taki hastanelerde de aşırı yoğunluğun yaşandığı belirtildi.

Öte yandan ABD çevreleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın, geçtiğimiz Cumartesi günü bir tıp merkezini ziyareti sırasında halka açık bir alanda ilk kez maske takmasını memnuniyetle karşıladı. Trump, Washington’daki askeri Walter Reed Genel Hastanesi’ne ziyareti sırasında maske kullandı. Trump, ABD’de maske takmaya itiraz eden en büyük sembolik isimdi.

Virüsün yayılmaya başlamasından bu yana ABD sağlık yetkilileri, maske takma önerisinde bulunurken Trump, halka açık alanlarda maske ile görünmekten kaçınmıştı. Bu davranışı sergilerken de maske konusunun siyasi bir tartışma konusu haline dönüşmesine katkıda bulundu. Zira maske takmayı reddetmek, ABD toplumunun bir kısmında vatandaşların bireysel özgürlüğünün bir teyidi olarak görülüyor. Maskeyi neden taktığına gelirsek, ziyareti öncesinde Trump, gazetecilere “Savaş alanından yeni çıkan askerlerle konuştuğunuzda, maske takmanın harika bir durum olduğuna inanıyorum. Maske takmaya hiç karşı olmadım. Ama bence buun uygun bir yeri ve zamanı var” açıklamasında bulundu.

Fauci: İlk dalgadan kurtulmadık

Öte yandan ABD koronavirüs salgınının görülmeye başlamasından 4 ay sonra Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nde Epidemiyolog Dr. Anthony Fauci, ilerleyen aylarda ülkeyi bekleyen durumun kasvetli bir sahnesini çizerken, maske kullanımının herkes için zorunlu olduğunu vurguladı.

Fauci, İspanya’da yayın yapan El Pais gazetesine yaptığı açıklamada, ABD Başkanının ‘ülkede tanık olunan son yükselişin, test sayılarındaki artıştan’ kaynaklandığı iddialarını reddetti. Doktor, nedeninin önlemlerin uygulanmasında yaşanan gevşekliğin sonucunda vaka sayısındaki artıştan kaynaklandığını ve bu gevşekliğin, hastanelerde yatanların sayısında belirgin bir artışa yol açtığını söyledi.

Salgınla mücadelede ABD bilim ekibinin en önemli yüzü sayılan Fauci, “ABD’deki salgından 4 ay sonra vaka sayısındaki bu artışın birden fazla nedeni vardır. Bazı eyaletler izolasyon önlemlerini erken kaldırdı. Bazıları Ulusal Epidemiyoloji Merkezi tarafından yayınlanan talimatlara uymadı. Aynı şekilde önleyici tedbirlerin ihlali, büyük toplantılara katılma ve maske takmadan halka açık yerlere gitme tüm bunlar, salgının bulaşma hızında önemli bir artışa neden oldu” dedi.

Dr. Anthony Fauci, vaka sayısındaki bu istikrarlı artışı durdurmanın tek yolunun, bazı durumlarda kısmi veya genel izolasyon prosedürlerine geri dönmek, Bilim Kurulu’nun ‘bir aşamadan diğerine geçiş için ayrıntılı şekilde açık ve kesin olarak açıklanması gereken’ koşullara uymak olduğu inancını dile getirdi.

Salgının sonbaharın başlarında ikinci bir dalgayla geri dönme olasılığına da değinen Fauci, “Şimdi ikinci bir dalga hakkında konuşmaya gerek yok, çünkü hala ilk aşamadayız ve bundan henüz kurtulmadık. İkinci dalga, özellikle de yaz aylarında vaka sayısında önemli bir azalma görülmezse, büyük ölçüde mümkündür. Ancak yine de ilk aşamada devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Fauci, aşı hakkındaki fikrini belirtmekten ve gelişimi ve üretimi için olası bir zaman vermekten kaçındı. Doktor sadece, “Bu yılın sonlarında veya gelecek yıl kademeli olarak hazır olabilir” ifadelerini kullandı. Ancak aşıdaki en önemli sorunun etkinliği ve yaygın kullanılabilirliği olduğunu vurguladı. HIV ve AIDS’e karşı kampanyayı denetleyen isim olan Dr. Anthony Fauci, Kovid-19’a karşı hala bir aşının geliştirilemediğini söyledi.

Dr. Fauci, tedaviler hakkında ise “Şu ana kadar hastalığın ileri vakalarında etkili gibi görünen iki tedavi vardır. Ancak, hastaları hastanelerde tedavi etme ihtiyacını önlemek için özellikle de enfeksiyonun erken aşamalarında tespit edilmesi olmak üzere, daha fazlasına ihtiyacımız var” dedi.

ABD’deki siyasi atmosferin, salgınla mücadele ve salgını kontrol altına alma çabalarının önünde bir engel olduğunu belirten Dr. Fauci, “ABD, açıkça ciddi bir politik kutuplaşma halindedir. Bu durum, herkesin ciddiyetini bildiği, ekonomik etkileri olan küresel bir yayılmaya sahip böyle bir salgının kontrol altına alınmasına yardımcı olmaz” dedi.

Dr. Anthony Fauci, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) salgının ciddiyeti hakkındaki geç uyarısına ilişkin konuşmaktan kaçınırken, “Böyle bir salgınla başa çıkmak çok zordur. Hala tam olarak açık olmayan bu salgının doğası, özellikle küresel düzeyde yayıldığı için mücadeleyi zorlaştırdı. Ancak bu durum, iyi faaliyetler yürüttüğümüz gerçeğini değiştirmiyor” ifadelerini kullandı.

Dr. Fauci, ABD yönetiminin hatalarına da değinmekten kaçınırken, “Bu alana girmek istemiyorum, her zaman daha iyisini yapabiliriz. Önemli olan, yaptığımız işi her zaman geliştirmeye çalışmamızdır” dedi. Doktor, “Bu salgından ciddi bir ders çıkardığımızı, vatandaşların, önleyici tedbirlere uymanın ve yeni bir duruma uyum sağlama gerekliliğinin ne kadar önemli olduğunu anladığını düşünüyorum” dedi.

Dr. Anthony Fauci, kendisini bazı hatalar yapmakla ve yönetimin talimatlarına aykırı davranmakla suçlayan ABD Başkanı ile ilişkilerin zorluğu hakkındaki bir soruya yanıt vermeyi ise reddetti. Dr. Fauci sadece, “Bu salgından öğrenmemiz gereken ders, beklenmeyenleri beklemektir. Çünkü bunlar gerçekleşecektir” ifadelerini kullanmakla yetindi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...