8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

AB: Türkiye’nin AB üyelik süreci durma noktasına geldi

Görev süresi ekim sonunda bitecek olan mevcut Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2019 Genişleme Paketi kapsamında son Türkiye Raporu’nu açıkladı. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin durma noktasına geldiği belirtilen raporda, mevcut durumda yeni fasılların açılmasının veya açılan fasılların kapanmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.

AB Komisyonunun aday ülkeler Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve adaylık başvurusunda bulunan Bosna Hersek ve Kosova’ya ilişkin son değerlendirmelerin yer aldığı 2019 Genişleme Paketi, basına AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonunun Genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn tarafından duyuruldu.
Genişleme Paketi’nde yer alan ‘Türkiye Raporu’nda, taraflar arasında özellikle göç alanında etkili diyalog ve işbirliğinin devam ettiğinin altı çizilirken, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ile anayasa değişikliği sonucunda siyasi sistemde kuvvetler ayrılığı konularında yoğun eleştirilere yer verildi.

‘ÜYELİK SÜRECİ DURMA NOKTASINA GELDİ’

Raporda, AB Konseyi’nin 2018 kararı doğrultusunda Türkiye’nin AB üyelik sürecinin durma noktasına geldiği belirtilerek, mevcut durumda yeni fasılların açılmasının veya açılan fasılların kapanmasının söz konusu olmadığı kaydedildi.

Raporda, AB’nin 15 Temmuz’daki darbe girişimini güçlü biçimde kınadığı anımsatılarak, “Türkiye’nin böylesi ciddi bir tehdit karşısında aldığı önlemlerin anlayışla karşılandığı” aktarıldı. Raporda, bununla birlikte darbe girişiminden bu yana olağanüstü hal dahilinde alınan geniş kapsamlı tedbirlerin “endişe verici” olduğu belirtildi.
Türkiye’de çok sayıda insan hakları savunucusunun, aktivistin, gazetecinin, hâkimin tutukluluk halinin sürdüğü ifade edilen raporda, bu kişilerin “medya ve siyasiler tarafından iftira kampanyasına maruz kaldığı” iddia edildi.

Raporda, kişisel cezai sorumluluğun ancak güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının gözetilmesiyle mümkün olacağının altı çizilerek, bu konularda Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye tavsiyelerinin tam olarak uygulanmadığı kaydedildi.

Türkiye’deki ‘siyasi kutuplaşmanın’ TBMM’de yapıcı diyaloğu engellediği yorumu yapılan raporda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) vekillerinin tutuklanması eleştirildi.

İSTANBUL’DA SEÇİMLERİN YENİLENMESİ ELEŞTİRİLDİ

Raporda, İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin eleştirilere de yer verildi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul’daki seçimleri yenileme kararı ile Güneydoğu’da bazı belediye başkanlıklarının ikinci gelen adaya verilmesinin ‘ciddi endişe kaynağı’ olduğu ifade edildi.

Türkiye’nin yargı sisteminde ‘ciddi geriye gidiş’ bulunduğu ve önceki raporlardaki tavsiyelere de uyulmadığı savunulan raporda, “yargı üzerinde siyasi baskı ve yıldırmaya yönelik faaliyetler” olduğu iddia edildi.

Raporda, AB Komisyonu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını ‘yasa dışı’ şeklinde nitelendirerek, Ankara’nın “iyi komşuluk ilişkilerine riayet etmesi” çağrısında bulundu.

“Türkiye AB için önemli bir ortak ve aday ülke” vurgusu yapılan raporda, taraflar arasında ortak çıkarların bulunduğu alanlarda diyalog ve işbirliğinin en üst düzeyde devam ettiği ifade edildi.
Raporda, Türkiye’nin üyelik yükümlülüklerini yerine getirmek için AB müktesebatına uyum sürecini yavaş da olsa yerine getirmeyi sürdürdüğünün altı çizildi.

‘OPERASYONLAR ORANTILI ŞEKİLDE GERÇEKLEŞMELİ’

Türkiye’nin güneydoğusundaki güvenlik durumunda iyileşme olduğu belirtilen raporda, ancak güvenlik sıkıntılarının devam ettiği bildirildi.

Raporda, AB’nin de terör örgütü olarak tanıdığı PKK’ya karşı Türkiye’nin güvenlik operasyonlarının sürdüğü ve Türkiye’nin terörle yürüttüğü mücadelenin meşru bir hak olduğu ifade edilirken, operasyonların orantılı şekilde gerçekleşmesinin önem taşıdığı kaydedildi.

Türkiye’nin organize suçla mücadele alanında kapasitesini artırdığına işaret edilen raporda, ülkenin özellikle siber suç, mal varlıklarına el koyma ve tanık koruma gibi alanlarda mevzuatını geliştirmesi gerektiği görüşüne yer verildi.
Raporda, Türkiye’nin göç ve iltica politikaları övülürken, “Türkiye, göç ve iltica politikaları alanında önemli ilerlemeler kaydetti ve taraflar arasında 2016’da varılan göç anlaşmasını etkili şekilde uyguladı” ifadeleri kullanıldı.

Türk emniyet teşkilatının çabaları sonucu Türkiye’den Ege’ye geçişlerin azaldığına dikkat çekilen raporda, “Türkiye, dünya genelinde en fazla göçmene ev sahipliği yapan ülke olarak 3,6 milyon Suriyeliye ve farklı ülkelerden 370 bin kayıtlı göçmene insani yardım ve destek sağlamak için benzeri görülmemiş olağanüstü çaba sarf etmeyi sürdürdü” ifadesine yer verildi.

‘VİZE POLİTİKASI UYUMLU DEĞİL’

Raporda, Türkiye’nin vize serbestisine ilişkin teknik çalışmaları yürütmek adına yedi ayrı çalışma grubu oluşturduğu ancak halen vize politikasının AB vize politikasıyla tam uyumlu hale getirilmediği belirtildi.
Raporda, Türkiye’nin hem ticaret hem de yatırım açısından AB pazarı ile iyi derecede bütünleştiği aktarılarak, ülkenin AB içindeki rekabet baskıları ve piyasa güçlerine yönelik iyi hazırlık yaptığı kaydedildi.

Türkiye’de özellikle enerji sektöründe, Ar-Ge harcamalarında, eğitim ve fiziki sermaye alanında ilerleme sağlandığı ifade edilen raporda, Türkiye’nin şirket hukuku, ulaştırma, bilim, araştırma, malların serbest dolaşımı, fikri mülkiyet hakları, finansal hizmetler, kuruluş ve sanayi politikaları, tüketici ve sağlık koruma, finansal kontrol ve Gümrük Birliği alanlarında ileri düzeyde olduğu vurgulandı.

‘EKONOMİ YÖNETİMİ GERİLEDİ’

Raporda, “Türkiye ekonomisinde ciddi gerileme yaşandığı ve bunun piyasa ekonomisinin işleyişiyle ilgili derin endişeye yol açtığı” kaydedildi.
“Türkiye’de yıllar boyunca biriken makro ekonomik zaafiyetler ve finansman koşullarının bozulması nedeniyle ekonomik durumun daha kötüye gittiği” belirtilen raporda, kamu müdahalesi nedeniyle ekonomi yönetiminin gerilediği iddia edildi.

Raporda, Türk lirasına yönelik baskılara karşı yetkili makamların, piyasaların işleyişini olumsuz yönde etkileyen bazı kararlar aldığı değerlendirmesinde bulunuldu.

İş çevresini geliştirmek amacıyla olumlu tedbirler de alındığı anımsatılan raporda, hukukun üstünlüğü konusundaki endişelerin yatırımcı çekme konusunda sıkıntıya neden olduğu kaydedildi.

Raporda, Türkiye’de ekonomiyle ilgili önemli kurumların bağımsızlığına ilişkin endişelerin de derinleştiği ifade edildi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...