8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

“Yeni bir hareket başlatıyor” iddasına Ayhan Bilgen’den açıklama

Tutuklandıktan sonra partisine yönelik eleştirilerle gündeme gelen Ayhan Bilgen, “Aktif siyasette ezber bozacak adımlara ihtiyaç var” dediği “arayışın” HDP’ye karşı olmadığını söyledi.

Bilgen, kendilerine yönelik operasyonun çoklu amacının olduğunu vurguladı, istifasının kayyımlara karşı bir model olduğunu söyledi. 

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik “Kobane soruşturması” adı altında yürütülen operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, gözaltı ve tutuklama sürecine, operasyonun amaçlarına, kayyım atanması ve sonrası gelişmelere ilişkin MA’dan Sedat Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

2 Ekim’de tutuklandıktan sonra gönderdiğimiz soruları dün yanıtlayan Ayhan Bilgen’in, önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı “HDP tersine Türkiyeleşme yaşıyor” başlıklı paylaşımı çok tartışıldı. 

Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda avukatları aracılığıyla gelişmeleri değerlendiren Bilgen, gözaltındayken sunduğu istifa, iktidar çevresinin kendisine yönelik açıklamaları ve yeni bir hareket başlatacağına dair iddiaları cevapladı.

Gözaltına alındığı sırada elinde bulunan poşetiyle dikkati çeken Bilgen, söz konusu operasyona hazırlıklı olduğunu belirterek, “Beş yıl önce tevhid-selam örgütü üyesi olma iddiasıyla 40 sayfayı bulan bir sorgum olmuştu. Orada da son ve en kriminal soru (!) eve götürdüğüm çantada ne olduğu sorusuydu 🙂 Kızımın okul çantasında ne olması gerekiyorduysa onlar vardı, demiştim. Belediye seçimlerinin hemen ardından kayyım atamaları başladığından beri çantamız hazır bekliyorduk. Hatta artık söyleşilerde neden kayyum atanıyor sorusundan çok ‘Kars’a hala neden kayyum atanmadı’, sorusuyla karşılaşmaya başlamıştık. Yedi farklı dosyadan tutuksuz yargılanmaya devam ederken, bir sabah kayyum atanabilmesi için tutuklanma ihtimalinin hep farkındaydık. Tutuklanma durumunda en acil lazım olan kıyafetler vardı çantamda. Muhalif her siyasetçinin deprem çantası gibi en zorunlu malzemeleri. Polisin elindeki poşette daha tehlikeli aramada bulunan Jineoloji dergileri vardı” dedi.  

Gözaltındayken istifasını açıklamasına ilişkin soruya Bilgen, şu yanıtı verdi:

“Kars Belediye Meclisi’nin kendi içinden bir yönetim oluşturabileceğini uzun süredir çevremle ve parti yöneticileriyle paylaşıyordum. Benim davalarımdan kaynaklı olarak tüm şehrin kayyım atanarak cezalandırılmasına karşı partilerin uzlaşmasıyla yeni bir yönetim oluşturulabilir ve belki demokrasi ittifakı için bir yerel model denemesi yapılabilirdi. Bir şehri birlikte yönetmeyi beceremezsek, ülkeyi birlikte yönetebileceğimize toplumu nasıl inandıracağız? Bizim siyasi iddiamızın asıl öznesi halksa, onun temsilcileri olarak iktidarcı hiçbir savunu refleksine girmeden iradenin gerçek sahibi halkın önünü açabilmeliyiz.”

Ayhan Bilgen, yerine atanan kayyımın ilk iş olarak belediye önünde namaz kılmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Uzun süre haberleri takip imkanımız olmadığı için ancak avukatlarımızın aktardığı kadar gelişmelerden haberdar olabildik. Meclis üyelerimi, parti yöneticilerimiz ve eşbaşkanımızın gözaltına alınması da tamamen kayyım planı içindi. Kars Belediyesi eski bir Rus binasıdır ve hemen üst tarafındaki merkez camisi de eski bir Rum kilisesidir. Cezaevinde kütüphaneden alıp okumaya başladığım ilk kitaplar Fatımiler ve Selçuklular dönemi Ortadoğu’sunu anlatıyor. Ne yazık ki bu coğrafya bin yıldır aynı yanlışları tekrarlıyor,”

Hakkında yapılan “Yeni bir hareket başlatıyor” tartışmalarıyla ilgili soruyu da cevaplayan Bilgen, HDP, iktidar ve muhalefet açısından ayrı ayrı ele aldığı “arayışı” şöyle özetledi:

“Türkiye siyasetinde uzun bir süredir kriz yaşanıyor. Çözümsüzlük siyaseti hüküm sürüyor ve tüm toplum bunun bedelini ödüyor. Çözümü iktidardan beklemek yerine muhalefetin alternatif inşa etme becerisine odaklanmalıyız. 100’e yakın parti kuruldu ama lider merkezli siyaset anlayışı aşılamıyor ve toplumun siyasete aktif katılımının önü açılamıyor. Bu kısır döngüden çıkmak için iktidarın baskı politikasını bitirmesini beklemenin dışında açılımlara, aktif siyasete ezber bozacak adımlara ihtiyaç var. Bu arayış başta HDP olmak üzere bir partiye karşı değil, toplum muhatap alınarak inşa edilmeli.

“Elbette HDP tüm özgün zorluklara rağmen eksikliklerini, yetmezliklerini cesaretle özeleştiri konusu yapmalıdır. Savunma refleksi içine girmeden kuruluş ilke ve iddialarına uygun genişlemeyi neden başaramadığını masaya yatırmalıdır. Türkiye siyasetinde baskılar bir siyasi partiyi geriletmez, aksine büyütür. Bunun en somut örneği 90’lı yılların son çeyreğinde Refah Partisi’dir. Toplumsal bağ ve meşruiyetiniz her şeyin belirleyicisidir. Hatta bazen dışlanma ilgi ve merak odağı olmayı hızlandırır. Asıl tehdit ise çürüme ve çözüm üretmemedir. 2. kitabımda yoğun biçimde tartıştığım ‘adanmış siyaset’ algısı ve anlayışı yerleşmezse güven bunalımı aşılamaz. 

Muhalefet topyekûn Türkiye’yi yönetebilecek ve kangrenleşmiş sorunlarını çözecek bir güven tesis edemezse, alternatif inşası mümkün olmaz. İttifak stratejisi aritmatiksel toplam konusu değildir. Muhalefetin bir cebinden çıkanın diğer cebine aktarılması ile demokratik değişim umudu doğmaz. İktidarcı siyasetin kırıntılarını bile temizlemeden toplumsal siyaset inşa edilemez. Bu arayışımızla ilgili kim hangi paylaşımlarda bulundu takip edemedim.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...