9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

SDG’den genel af kararı

Kuzey Suriye Özerk Yönetimi, 10 Ekim 2020 tarihinden önce işlenen tüm suçlar ve kabahatler için genel af kararı aldı. Özerk yönetim, müebbet hapis cezasının 20 yıl hapis cezası ile değiştirilmesine ve amansız bir hastalığa yakalanan ve 75 yaşını geçen mahkumların müebbet ya da süresiz hapis cezalarının iptal edilmesine karar verdi.

İhanet, casusluk, namus cinayeti, uyuşturucu kaçakçılığı ve satışının yanı sıra IŞİD gibi örgütlerin liderleri, üst düzey yetkilileri, militanları ve destekçileri karardan muaf tutuldu.

Yönetimin hapishanelerindeki tutuklular hakkında bilgi veren Kuzey Suriye Özerk Yönetimi Eş Başkan Yardımcısı Bedran Çiya Kürd, sorgusu bitenlerin ve soruşturmalar sonucunda yürürlükteki yasalara ve yerel yönetmeliklere göre herhangi bir terör eylemine karışmadığı ispat edilen kişilerin salıverildiğini belirtti. Kürd “Ancak cezai suç ve kesin delil ile suçlanan tutukluların geri kalanın durumu af kararına göre belirlenecek, her dosya yasal ve adli şartlara göre incelenmek üzere özel mahkemelere sevk edilecek ve nihai karar verilmek üzere yargıya sunulacak” dedi. Kürt yetkili bunun bir süredir yapıldığını ancak yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) patlak vermesi ile askıya alındığını belirtti. Kürd “Birçok kişi, gruplar halinde çıktı. Biz onları kalmak için zorlayana kadar rehin ya da tutuklu değillerdi. Yönetim, tüm Suriyelileri kamptan çıkarma sürecini hızlandırmanın gerekli olduğuna dair talimat verdi” dedi ve Arap aşiret şeyhlerinin müdahalesinin tüm Suriyelilerin; özellikle de tutuklanmadan önce özerk yönetimin bölgelerinde ikamet edenlerin kamptan çıkarılmasını hızlandırdığını belirtti.

Kürd “Bu ailelerin kampta kalma ile ilgili endişelerinin kararda etkili olduğuna” işaret etti ve “IŞİD’ın kampın içerisindeki faaliyetinin artmasıyla birlikte yönetimin Suriyelilerin hepsinin hayatını korumak ve çocukları bu radikal faaliyetlerin pençesinden kurtarmak için tüm güvenlik önlemlerini ve tedbirlerini alması gerekiyordu” dedi. Kürd kamptan ayrılma süreçlerinin zorlama olmadan gönüllülük esasına dayandığını vurgulayarak “Özellikle Şam rejiminin kontrolü altında bulunan bölgelerdeki insanlar olmak üzere geçim, ekonomik ve güvenlik nedenleri ile kamptan çıkmak istemeyen pek çok Suriyeli var” dedi.

El-Hol Kampı çoğu Suriyeli ve Iraklı olmak üzere yaklaşık 65 bin kişiyi barındırıyor. Ancak Iraklı mültecilerin tahliye edilme süreci bekletiliyor. Özerk Yönetim’deki yetkili “Burada 30 bin Iraklı mülteci bulunuyor. Güvenlik sebepleri ile geri dönmeyi reddedenler ve ülkelerine geri dönmek isteyenler olmak üzere ikiye ayrılmış durumdalar. Ancak Irak hükümetinin bu kişileri geri almak için net bir programı yok ve iki yıldan beri vatandaşlarını almayı reddediyor” dedi.

Kürd, kamp içerisindeki yabancı göçmen ailelerin dosyalarının giderek daha tehlikeli bir hal aldığına ve bunun sorumluluğunu üstlenen yönetim kurumlarının üzerine büyük bir yük bindirdiğine dikkat çekti. Kürd açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu aileler bölge ve ülkeleri için tehdit oluşturuyor ve bu kişiler ile ilgili acil olarak birtakım önlemler alınmazsa herkesi tehlikeye atacak bir felaket yaşanacak. Vatandaşlarını iade etmek isteyen ülkelerle olumlu bir işbirliği içerisindeyiz. Çoğu vatanına geri dönmek istemiyor. Bu yüzden lojistik ve güvenlik açısından kampı güçlendirmeye yönelik projeler ve psikolojik destek projeleri oluşturulmalı. Aynı zamanda kadınlar ve çocuklar rehabilite edilmeli ve onları radikal faaliyetlerden korumak için okullar açılmalı.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...