8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Alman basını: Erdoğan İslami ajandasını taçlandırıyor

Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin ardından, devlet erkanının katılımıyla kılınan ilk Cuma namazı Alman basınında da büyük yankı uyandırdı. Öne çıkan görüş, Türkiye’nin seküler değerlerden uzaklaştığı yönünde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ayasofya Camii’nde kılınan Cuma namazını yorumlayan Münchner Merkur gazetesi, Erdoğan’ın Türkiye’yi, devletin kurucu lideri Atatürk’ün çizgisinden kopardığını belirtiyor:

“Erdoğan’ın Ayasofya’daki sözde inançlı duası aslında bir beddua. Bu dua, Türkiye’nin Avrupa’dan, çağdaşlıktan ve aydınlanma çağının değerlerinden kopuşunun bir ayini aslında. Avrupalıların çok uzun süre kabul etmek istemediği İslami ajandasını taçlandırıyor Erdoğan böylece. Cumhurbaşkanı, devletin kurucusu Atatürk’ün seküler ve Batı yanlısı çizgisini değil, Konstantinopolis’i Osmanlılar için fetheden Fatih Sultan Mehmet’in çizgisini takip ediyor. Bunun için Türkiye’yi yayılmacı bir askeri güce dönüştürdü. İçeride dini bir otorite, dışarıya karşı saldırgan… Erdoğan, Irak’ta, Suriye’de ve Libya’da üç cephede savaşıyor. Doğal gaza susayan sultan, yakında dördüncüsünü Yunanistan’ın Ege sularında açabilir. Avrupa çok dikkatli olmalı.”

Rhein Zeitung da Türkiye’nin Batı’dan uzaklaştığı yorumunda bulunan bir diğer gazete:

“Ayasofya’daki ilk Cuma namazı, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Atatürk’ün bir zamanlar modern ve laik Türkiyesi’ni soktuğu felaket yolunun bir sembolü. Kendini Ayasofya’nın dini fethinde gösteren, Batı değerlerinden giderek radikal bir hal alan kopuş, Yunanistan’ın Türk savaş gemileri tarafından provoke edilmesi ve Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki problemli çizgisi ile kol kola gidiyor. Erdoğan tüm bu örneklerde dini ve milliyetçi duyguları körüklüyor. Batı’nın yapması gereken ise Erdoğan sonrası dönem için, Türkiye’de hoşgörüden yana olan güçleri daha fazla desteklemek.”

Volksstimme gazetesi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya’yı camiye dönüştüme kararının Türk halkı için bir bedeli olacağı görüşünde:

“Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülme kutlamaları sönmeye başladığında Türkler, cumhurbaşkanlarının başlarına nasıl bir çorap ördüğünü anlayacak. Bu, Hristiyan dünyanın gururunun kırılması ile başladı. Yunanistan ve Rusya gibi Ortodoks ülkeler, Erdoğan’ın kütürel günahını asla affetmeyecek. Türkiye açısından varoluşsal öneme sahip turizm sektörü bu provokasyonların sonuçlarını doğrudan hissedecektir. Türkiye Dışişleri Bakanı, kısa süre önce Berlin’de ülkesinin koronavirüs salgını ile ilgili riskli bölgeler listesinden çıkarılması için nafile çaba harcadı. Bu yaz sezonununu unutabilirler, karar artık değişmeyecektir. Çok mu uzak? Almanya’da da Müslüman Türkler, imamların şerefelerinden ezan okuyabildiği minareli cami sayısının artmasını talep ediyor. Alman komşular arasında bu konuda zaten düşük olan onay daha da azalacaktır. Müslümanlar artık dilekleri için, bundan böyle Ayasofya’da da sonsuza dek dua edebilir.”

Ayasofya’nın camiye dönüştürülme kararı, Wiesbadener Kurier gazetesine göre de Türkiye adına mantıklı değil:

“Sultan Erdoğan hep büyük sesler çıkarmanın peşinde, daha sakin tonlar ona göre değil. Oysa cezbedici bir jeste ülkesinin çok ihtiyacı vardı. Turizm sektörü zerlerde sürünüyor ve Ayasofya’yı yılda 3,7 milyon kişi ziyaret ediyordu. Yabancı sermayenin ülkeye yatırım yapma hevesi azaldı. Bu şartlar altında, Ayasofya’yı dinler arası barış adına tüm insanlığın ortak ibadethanesi yapmak ne cömert bir jest, Türklerin egemenliğinin ne kadar güzel bir gösterisi olurdu. Ancak bu gerçekleşmedi.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...