8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

ABD Temsilciler Meclisi’nin 6 Demokrat üyesi: Türkiye ile ilgili Pompeo’ya mektup yolladı

ABD Temsilciler Meclisi’nin 6 Demokrat üyesi, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya mektup göndererek, Türkiye’de coronavirüs salgını nedeniyle Nisan ayı ortasında yürürlüğe konan infaz düzenlemesi kapsamındaki tahliyelere siyasi mahkumların da dahil edilmesi için Türk hükümetine baskı yapmasını istedi.

Mektupta Somali asıllı Müslüman Kongre üyesi Ilhan Omar’ın yanı sıra Gerald Connolly, William Keating, Ami Beri, Jim Costa ve David Trone’un imzaları bulunuyor.

Mektupta Kongre üyeleri, ABD’de de görüldüğü üzere cezaevleri nüfusunun, aşırı kalabalık ortam ve sosyal mesafe sağlamanın mümkün olmaması gibi nedenlerle coronavirüse karşı daha korumasız olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’de de bu konuyla ilgili çalışmaların yapıldığını hatırlattı.

6 Kongre üyesi, 13 Mayıs tarihli mektupta, “Sizi Türk hükümetiyle Covid-19’la ilgili cezaevi politikaları hakkında doğrudan temasa geçerek, tahliye politikalarının eşit ve tutarlı şekilde uygulanması, özellikle gazeteciler, aktivistler ve diğer siyasi mahkumlar başta olmak üzere belirli grupların siyası amaçlarla bu uygulamalardan dışlanmaması için ısrar etmeye çağırıyoruz” ifadesini kullandı.

Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre, Türkiye’nin en fazla virüs vakası sıralamasında dünyadaki 9’uncu ülke olduğuna, ABD’de de vaka sayısının 1 milyonu geçtiğine değinilen mektupta, bu kadar yüksek vaka sayılarını, özellikle de birbirleriyle yakın mesafede olan cezaevlerindeki nüfusu idare etmenin zorluğuna işaret edildi.

Mektupta, 14 Nisan’da TBMM’nin coronavirüs salgınının yayılmasını engellemek amacıyla hazırlanan ve 10 binlerce mahkumun tahliyesine imkan tanıyan bir infaz düzenlemesini yasalaştırdığı ancak bu yasanın tutuklu yargılananlar, gazeteciler, hak savunucuları ve siyasi suçlular gibi grupları kapsamadığı anlatıldı.

Kongre üyeleri, “Bu yasa kamu sağlığı konusunda takdir edilecek bir adım olmakla birlikte, terör suçlamaları ya da Türkiye’nin istihbarat yasasını ihlal suçlamalarıyla hapse atılanların yanı sıra tutuklu yargılananların tahliyesini yasaklıyor. Bunun yanında, medyadaki haberlerden ve insan hakları gruplarından öğrendiğimiz üzere, bu tür suçlamalarla tutuklananların çoğunu, terör ya da vatan hainliği eylemleriyle kanıtlanabilir bağları veya bu tür eylemlerde bulunanlarla yakın ve devam eden ilişkileri olduğu görülmeyen gazeteciler, öğrenciler, sivil toplum liderleri, insan hakları savunucuları ve siyasi muhalefet liderleri oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve hükümetin Türk Ceza Kanunu’nu sürekli olarak  “çok geniş” bir tanımla ve “birçok vesilede uygunsuz biçimde” bu tür sesleri bastırmak için kullandığı değerlendirmesinde bulunan Kongre üyeleri, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2019 İnsan Hakları Raporu’nda da Türk hükümetinin “temel özgürlükleri kısıtladığı, hukukun üstünlüğünden taviz verdiği, on binlerce kişiyi keyfi olarak gözaltına aldığı ve tutukladığı” şeklindeki tespitlere dikkat çekti.

Mektupta şöyle devam edildi:

“Bu tutuklular da hiç olmazsa, Covid-19 salgınıyla mücadeleye katkı amacıyla ev hapsine alınan diğerleriyle eşit muameleye tabi tutulmalı. Türkiye’nin gazeteciler ve siyasi muhalefet üzerinde uyguladığı baskılar temelden sorunlu. Diğer mahkumlar salgın sırasında tahliye edilirken bu kişileri içeride tutmaya devam etmek, bu suçlamaların arkasında yatan gerçek sebepler üzerinde soru işaretleri uyandırıyor. NATO’nun önemli bir müttefiki olarak, Türk hükümetiyle temasa geçerek onlara bu konularda baskı yapması ve tahliye politikalarında adil uygulamalar olması için çağrıda bulunması ABD açısından bir zorunluluktur. Bu nedenle sizden, bu konuyu, özellikle de ABD’nin salgının etkilerini hafifletmeye yardımcı olma çabası kapsamında Türkiye’ye mali ya da diğer yardımlarla ilgili görüşmeler bağlamında, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na doğrudan gündeme getirmenizi talep ediyoruz.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...