8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Türkiye’nin ‘ateşkes’ talebine, Rusya ‘askeriniz orada olmamalı’ dedi

Türkiye ile Rusya arasında bugün İdlib’deki son gelişmeler ışığında yapılan yeni müzakerelerde taraflar karşılıklı beklentilerini dile getirdi. Ankara’nın “Soçi Mutabakatı’na uyum ile ateşkes” talebine karşı Moskova “Türk askeri sahada olmamalı” yaklaşımını yineledi.

Türkiye ile Rusya, İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ilk defa 3 Şubat’ta can kaybı vermesinden bugüne Suriye’de 8 yıl önce başlayan iç savaş konusunda var olan görüş ayrılıklarını artık ön plana çıkarmış görünüyor.

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in telefon görüşmesiyle Suriye konusunda yeniden uzlaşma arandı. Liderler arasındaki görüşmenin ardından saat 16.00’da iki ülke diplomasi, askeri ve istihbarat yetkililerince yeniden müzakere masasına oturuldu. Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğindeki masada müzakere söz konusuyken Moskova’dansa Rusya Savunma Bakanlığı’nca “Türk askerleri o bölgede olmamalıydı” açıklaması yapıldı. Buna karşı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise, o sırada TSK unsurları dışında bölgede başka silahlı grup olmadığını açıklayarak, dolayısıyla Türkiye’nin doğrudan hedef alınmış olduğunu duyurmuş oldu.

Hatay Valisi Rahmi Doğan’ın da dün geceki ilk resmi açıklamasında “İdlib’in Balyun mevkiinde rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurları hava saldırısına uğramıştır” ifadesi dikkat çekmişti. Dolayısıyla TSK’ya yönelik saldırıda Rusya’nın kontrolündeki hava sahası işaret edildi. Bugünkü müzakere masasında ise taraflar, İdlib’de Şubat ayı boyunca yaşanan saldırılar ve en son dünkü saldırı konusunda kendi tezlerini yineledi.

Saat 18.00’de sona ermesiyle iki saatlik bugünkü müzakere sonrasında Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, “Bugünkü görüşme Rus tarafından gelen talep üzerine gerçekleştirildi. Rus tarafına derhal sürdürülebilir bir ateşkes ilan edilmesi, gerginliğin azaltılması ve rejimin Soçi Mutabakatı sınırlarına çekilmesi gereği vurgulandı” açıklaması yaptı. Aksoy’un açıklaması itibariyle Türkiye ve Rusya’nın sahadaki çatışmayı durduracak şekilde karar birliğine varmadığı görüldü.

Türkiye uluslararası kamuoyunda Rusya’ya baskı arayışında mı?

Gelecek günlerde neler yaşanacağıyla ilgili ise Türkiye’nin temas kurduğu NATO, ABD Başkanı Donald Trump ve Almanya Başbakanı Angela Merkel gibi Avrupalı liderlerce sergilenecek yaklaşım vurgulanıyor. Türkiye’nin İdlib kaynaklı olası 1 milyon Suriyeli’nin yaratacağı yeni göç dalgası nedeniyle ülkedeki mevcut 4 milyonu aşkın sığınmacı nüfusu barındırmakta zorlanacağını açıklaması gündemde. Rusya’nın ise özellikle göç baskısı altındaki Avrupa’nın İdlib’le ilgili çağrısına nasıl yanıt vereceği merak konusu. Erdoğan ile Putin’in ise Mart’ın ilk haftasında yüz yüze görüşme yapmak üzere bir araya gelebileceği iddiası da söz konusu.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşmesi ardından gün boyunca Türkiye’nin duruşunu Batılı liderlere aktarma yönünde telefon trafiği yürüttü.

Erdoğan, Putin’den sonra ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. Görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı’nca “Sayın Cumhurbaşkanımız, kahraman askerlerimizi hedef alan alçakça saldırının faillerine gereken karşılığın verildiğini hatırlatarak, ülkemizin İdlib’de Soçi Muhtırası ile belirlenen alanın rejim unsurlarından temizlenmesi hususunda kararlılığını yeniden teyit etmişlerdir. İki lider, İdlib bölgesinde yaşanan büyük insanlık dramının önüne geçilmesi için ilave adımların vakit kaybetmeden atılması hususunda mutabık kalmışlardır” açıklaması yapıldı. Beyaz Saray açıklamasında ise, “Başkan Trump, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeybatısında gerilimi yatıştırma ve bir insani faciayı önleme çabalarına desteğinin yeniden altını çizdi. İki lider, Suriye rejimi, Rusya ve İran rejiminin daha fazla siviller hayatını kaybetmeden ve yerlerinden olmadan önce saldırılarını durdurması gerektiği noktasında mutabık kaldı” ifadesi kullanıldı.

Sonrasında Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, görüşmede, İdlib’de yaşanan son gelişmeler ve Suriye krizi ele alındı.

Erdoğan, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile İdlib üzerine telefon görüşmesi yaptı.

Erdoğan’ın telefon trafiğinde Türkiye kaynaklı sığınmacı endişesi yaşayan Bulgaristan’ın Başbakanı Boyko Borisov da vardı. Cumhurbaşkanlığı’nca “Görüşmede, İdlib başta olmak üzere Suriye’deki son gelişmelerin bölgeye muhtemel etkileri ve iş birliği yapılabilecek adımlar ele alınmıştır” bilgisi verildi.

Bugüne değin İdlib sürecinde neler olmuştu?

Türkiye ve Rusya, Suriye konusunda İran’ın da katılımıyla Astana Süreci’nin yürütülmesi, Anayasa Komitesi’nin belirlenmesi gibi süreçleri yürütmüş ve İdlib’de ise bu bölgeye adeta sıkışmış muhalifler ile Şam rejimi arasında ateşkes sağlanmasını birlikte kararlaştırmıştı. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in 17 Eylül 2018’de Soçi Mutabakatı olarak İdlib’de gerginliği azaltma amaçlı uzlaşmaya varılmıştı. Tüm bu süreçlerde Ankara ve Moskova’nın Suriye’yle ilgili görüş ayrılıklarını geri plana attığı görüşü ifade ediliyordu.

Ancak İdlib’de terör unsurları bulunduğu yaklaşımıyla Suriye hükümet güçleri tarafından Rusya desteğiyle bölge ateş altına alındı. Bu arada Soçi Mutabakatı uyarınca TSK’nın ateşkes sağlanmasıyla bulunduğu 12 gözlem noktasında da sıkıntılar yaşandığı gündeme geldi. Bunun üzerine Türkiye, İdlib’de takviye askeri kuvvet gönderme kararı aldı. Rusya ise İdlib’de Soçi Mutabakatı’nın uygulanmadığını, bölgede terör örgütleri olduğunu iddiasını sürdürdü. Bu süreçte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Suriye’yle ilgili açıklamalarında, Türkiye’ye, Adana Mutabakatı çerçevesinde yeniden diyalog kurma ve toprak bütünlüğü açısından Esat yönetimiyle işbirliği yapılması gerektiği yönünde mesajlar verdi. Sonuçta 3 Şubat’ta TSK’nın bölgeye sevk ettiği takviye askeri kuvvet saldırıya uğradı ve Türkiye 8 can kaybı verdi. O günden bugüne Ankara-Moskova hattında İdlib’de “Şam yönetimini destekleme” açısından var olan görüş ayrılığı sahadaki gelişmelere yansıdı. Türkiye, bir yandan Şam ile sıcak çatışma yürütürken diğer yandan Rusya’yla diyaloğu sürdürmeye çalıştı.

Ancak Türkiye’nin Şubat ayı başından itibaren can kaybı 21 iken, dünkü saldırıdaki 33 asker öldü. Bugünkü topçu saldırısında iki askerin hayatını kaybetmesiyle toplam asker kaybı 54’e yükselmiş oldu.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...