8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Erdoğan, İdlib’de atılacak adımları açıklıyor

Parti grubunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib kentinde rejim güçlerinin gerçekleştirdiği 2 saldırı sonucu toplamda 13 askerin hayatını kaybetmesinin ardından bölgede atılacak adımları açıklıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'de atılacak adımları açıklıyor, System.String[]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Erdoğan’ın açıklamasından satırbaşları;

“Önceki gün rejim güçlerinin ateşi sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet yaralılarımıza şifa diliyorum. İdlib’de rejim ve onlarla hareket eden Rus güçleriyle ve İran destekli militanlar sürekli sivil halka saldırıyor katliam yapıyorlar.

Türkiye bu duruma seyirci kalmayacak. İdlib’de rejim ve ruslar ile yine rejim ile birlikte hareket eden güçlerin çoğu saldırın teröristler değil sivil halkı hedef aldıklarını çiziyorum. İnsan haklarını, çocukları, kadınları ağızlarından düşürmeyenler bu saldırılar karşısında derin bir sessizliğe gömüldü.

“NE YAPMAMIZ GEREKİYORSA ONU YAPACAĞIZ”

Karada ve havada her ne gerekiyorsa çekinmeden hiç bir oyalamaya meydan vermeden bunu yapacağız. Bitmez tükenmez toplantıların sonucunu beklemeden hemen şimdi ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız. Artık kimsenin taşkınlığına, bağnazlığına, satılmışlığına, provokasyonuna göz yumacak değiliz.

“REJİM GÜÇLERİNİ HER YERDE VURACAĞIZ”

İdlib’deki askeri gücümüzü ciddi oradan tahkim ettik. Askerlerimize yönelecek olası saldırıda bugünden itibaren İdlib’le ve Soçi Muhtırası sınırlarıyla bağlı kalmadan rejim güçlerini her yerde vuracağımızı buradan ilan ediyorum. Bize verilen sözler getirilmediği gibi anlaşmaya da uyulmadı. Atılması gereken adımlar neyse atacağız. İdlib başta olmak üzere Suriye halkının hayatta kalma mücadelesine destek vermek sorumluluğumuz.

“SURİYE GÜVENDE OLACAK Kİ BİZ DE GÜVENDE OLALIM”

Bugün Suriye’de vermekten imtina edeceğimiz mücadeleyi yarın kendi topraklarımızda yürüteceğimizin bilincindeyiz. Artık herkes sadece saldırı alanında değil her yerde bedel ödeyeceğini bilmeli. Eğer Suriye terör örgütlerinin ve kukla rejimlerin elinde kalırsa bizim de güvenliğimiz tehlike altına girer. Unutulmamalıdır ki Suriye halkının özgürlük mücadelesi aynı zamanda 83 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının beka mücadelesidir. Suriye güvende olacak ki biz de kendi evimizde güvende olalım. Hala Türkiye’nin Suriye’de ne işi var diyenler var.

“BUNUN ADI TETİKÇİLİKTİR”

Birileri içeride sürekli fitne çıkarmanın, kafaları bulandırmanın peşinde. Açık söylüyorum. Bunun adı tetikçiliktir, alçaklıktır. Siyasetçinin görevi tetikçiliğe soyunmak değil.

“FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI KILIÇDAROĞLU VE EKİBİDİR”

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri anamuhalefet ve onun başındaki zat. FETÖ’nün bir siyasi ayağı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibidir. FETÖ’yü temsil eden kişi ve kuruluşların şahsımıza ve partimize başlattığı saldırılara herkes şahittir. Bu yapıyı suç örgütü ilan eden ve o MGK kararınn altında imzası olan benim. Sayın Baykal’ın başkanlıktan ayrılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle CHP bu işin tam göbeğine yerleşmiştir.

“ATTIĞIMIZ ADIMLARIN HEP KARŞISINDA YER ALMIŞTIR”

CHP ise FETÖ hukuk tarafından terör örgütü olarak tanımladığı halde ısrarla bu yapının safında yer almıştır. FETÖ’nün MİT müsteşarına yönelik sinsi kumpasında CHP’nin ortaya koyduğu tavır FETÖ’nün siyasi ayağının örneğidir. Kılıçdaroğlu FETÖ ile mücadele konusunda attığımız her adımda karşımızda yer almıştır.

“KILIÇDAROĞLU VE EKİBİ OMURGASIZDIR”

Bölücü örgütlerle kol kola yürüyen CHP , 17-25 Aralık’tan sonra bu kadroya FETÖ’yü dahil etti. Kılıçdaroğlu ve ekibi omurgasızdır, FETÖ’ye diyet borçludur. Tek derdi şahsıma ve AK Parti’ye zarar vermektir. FETÖ mensupları tarafından hazırlanan dökümanlar, CHP milletvekilleri tarafından soru önergesi, teklif olarak gündemde tutulmuştur. CHP ısrarla bu yapının safında yer almıştır. Kılıçdaroğlu attığımız her adımda karşımızda durmuştur.

“BUNDAN ALA SİYASİ AYAK MI OLUR?”

Bu işin asıl dönüm noktası 17-25 Aralık dönemidir. CHP FETÖ’nün dolaşıma sürdüğü her argümana sarıldı. Bugün hepsi kaçak durumda olan FETÖ mensubu savcılarla CHP yöneticileri, 17-25 Aralık darbe girişimini yapan çeteye karşı çıkıyordu. Bundan ala siyasi ayak olur mu?

“BU YAPIYI DEVLETİN VİCDANI DİYE TARİF ETTİ”

Devleti FETÖ’den temizleme çalışmalarımızın hepsinde karşımızda hep CHP ve Kılıçdaroğlu’nu bulduk. FETÖ ne demişse Kılıçdaroğlu aynısını tekrar etti. Bu yapıyı devletin vicdanı diye tarif etti. Kılıçdaroğlu 15 Temmuz’dan sonra da’Askerler her koşulda emre itaat eder’ diyerek darbecileri savunmaktan geri kalmamıştır.

“FETÖ NE DEMİŞSE KILIÇDAROĞLU AYNISINI TEKRAR ETTİ”

17-25 Aralık’tan sonra CHP Grup kürsüsü aylar boyunca, Kılıçdaroğlu tarafından, FETÖ mensuplarının montaj ve iftira kasetlerinin dinletildiği bir mecraya çevrilmiştir. FETÖ ne demişse, Kılıçdaroğlu aynısını tekrarlamıştır. Biz, “paralel devlet yapısı” adıyla FETÖ’nün üzerine giderken, Kılıçdaroğlu emniyet ve yargı içinde çöreklenmiş bu yapıyı “devletin vicdanı” diye tarif ediyordu. Bu şekilde tarif ettiği kişiler arasında Sayın Baykal’a kaset kumpası kuranların bulunduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Devleti bu terör örgütünün mensuplarından temizleme çalışmalarımızın hepsinde, karşımızda öncelikle CHP’yi ve başındaki zatı bulduk. Allah aşkına bundan ala siyasi ayak olur mu? FETÖ ne demişse Kılıçaroğlu aynısını tekrar etti. Bu yapıyı devletin vicdanı diye tarif etti. Yaptığımız operasyonları ‘cadı avı’ olarak gösterdi.

“BEN DE BİRKAÇ SORU SORAYIM”

Madem bu işler soru sorarak oluyor. Ben de burada bir kaç soru sorayım. FETÖ’nün siyasi ayağı, FETÖ’cülerin devirmeye çalıştığı siyasetçi midir, yoksa yükseltmeye çalıştığı siyasetçi midir? Nereye bakarsan bak FETÖ’nün siyasi ayağı Bay Kemal’in yatak odasına girmiş haberi yok.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...