8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

İstanbul Boğazı’nın yetkilerini İBB’nin elinden alan yasa hakkında neler biliniyor?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İstanbul Boğazı’na dair hazırladığı kanun tasarısı gündeme oturdu. Tasarıya göre Boğaz’ın yetkileri İBB’den alınarak Boğaziçi Başkanlığı’na devrediliyor. Peki gündeme oturan ve İmamoğlu’nun da yargıya başvuracağını açıkladığı yasa hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Boğaziçi Yasası’ndan kaynaklanan yetkilerinin, başkan ve üyeleri Cumhurbaşkanı’nca atanacak kurum ve kurullara devrini öngören yeni taslakla, yıkılacak kaçak yapıların yerine yeniden yapılaşma izni verileceği de iddialar arasında.

Zira teklif, yeni kurulacak Boğaziçi Başkanlığı’na, Boğaziçi alanına ilişkin imar planları hazırlamak, parselasyon planı, arazi ve arsa düzenlemesi, cins değişikliği yapmak dahil, geniş kapsamlı yetkiler veriyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Boğaziçi’nin imara açılacağı iddialarına karşı çıkarak “Tam aksine, Boğaziçi’nin siluetinin daha düzgün hale getirilmesi, kaçak yapılarla mücadele edilmesi amaçlanıyor” derken, Büyükşehir Belediyesi dahil, bazı bakanlıkların kurullardan çıkarılmasını ise “yetki karmaşasını sadeleştirme” olarak açıkladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ise düzenleme hazırlığının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, “Amaç yeni rant alanları yaratmak” dedi.

BOĞAZİÇİ MEVZUATI NASIL DEĞİŞECEK?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa teklifi taslağında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaziçi Yasası’ndaki yetkileri, Cumhurbaşkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devrediliyor.

Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan Boğaziçi İmar Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın üyesi olduğu Boğaziçi İmar İdare Heyeti ile Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu lağvediliyor.

Bu kurullar Cevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı, başkan ve yardımcıları Cumhurbaşkanı tarafından atanacak Boğaziçi Başkanlığı ile yine üyeleri Cumhurbaşkanı’nca atanacak Boğaziçi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Düzenleme Kurullarının kurulması öngörülüyor. Lağvedilen kurumların yetkileri, genişletilerek yeni kurullara devrediliyor.

Boğaziçi Başkanlığı’nın görev ve yetkileri arasında, Boğaziçi alanı ve siluet geçiş sahalarına ilişkin imar planları ile ilgili olarak kıyı, sahil şeridi öngörünüm bölgelerinde nazım ve uygulama imar planlarını hazırlamak, ilgili belediyelerce hazırlanan plan tekliflerini onaylama, parselasyon, arazi ve arsa düzenlemesi takas trampa, kamulaştırma, cins değişikliği, yapı projelerini inceleme, yapı kullanma izni verme, kiralama, ruhsatsız, standarda aykırı yapıları yıkma, mühürleme, gürültü ve görüntü kirliliğine yol açanlara para cezası tebliğ etme bulunuyor.

Boğaziçi İmar İdare Heyeti’ne ait olan “imar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırılması için gerekli tedbirleri alma” yetkisi de Boğaziçi Başkanlığı’na bırakılıyor. Aynı şekilde yine heyette bulunan devlet ormanı niteliğindeki yerlerle ilgili yetkiler de Tarım ve Orman Bakanlığı’na bırakılıyor.

Teklif taslağında ayrıca Çevre ve Şehircilik, Kültür ve Turizm ve Tarım ve Orman Bakanlıklarının önerisi ile üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanmak üzere Avrupa ve Anadolu Yakası’nda iki adet Boğaziçi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu oluşturulması öngörülüyor.

Çevre Bakanlığı’nın zorunlu hallerde 2 adet daha kurul oluşturabileceği hükme bağlanıyor. Boğaziçi Alanı kapsamına “siluet geçiş sahaları” da alanıyor ve su yolları, dolgu alanları, sahilde veya gerisindeki su yolları da alan kapsamına dahil ediliyor. Ayrıca, boğaziçi öngörünümde yer alacak tesislere kafeteryalar ve spor tesisleri ekleniyor. Halen öngörünümde sadece büfe ve çayocağı sınırlaması bulunuyor.

Boğaziçi alanı ve siluet geçiş sahalarının bulunduğu ilçe belediyelerinin bünyesinde üç ay içinde ilçe Boğaziçi müdürlükleri kurulacak ve uygulamaların gerçekleştirilmesi, denetiminden sorumlu olacak.

BAKAN KURUM: İMARA AÇMAK YOK, AMAÇ SİLÜETİ KORUMAK

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kamuoyunda tartışma yaratan yasa teklifi taslağı konusunda BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Kurum, yeni düzenleme ile amaçlarının, Boğaziçi’nin siluetini korunması ve daha düzgün hale getirilip, yeşilin artırılması olduğunu belirtti. “Kesinlikle Boğaziçi’nin imara açılması sözkonusu değil” diyen Kurum, şu görüşleri dile getirdi:

“Kaçak yapılarla da Bodrum’da, Ayder’deki gibi, ülkemizin diğer yerlerindeki gibi kararlılıkla mücadele etmek için atılmış bir adım. Buradaki amaç, ilçe belediyeleriyle, orada oluşturulmuş Boğaziçi imar müdürlükleriyle, Boğaziçi silüetini ve oradaki yapıları koruyabilmek. Kesinlikle imara açılması, yeni imar alanlarının oluşturulması taslakta sözkonusu değil. Hem ön görünümde hem geri görünüm etkilenme bölgesiyle ilgili yeni düzenlemede – ki eskiden geri görünüm etkilenme bölgesinde yükseklikle, emsalle alakalı sınır yoktu- buna ilişkin düzenleme sözkonusu.

O siluet geçiş sahaları gözden geçirildi ki, şu anda yetki Boğaziçi Koordinasyon Kurul’nda. Bu koordinasyon kurulunun başkanlığını da sayın Cumhurbaşkanımız yapıyor. Orada ilgili bakanlıklar belediyeler var.

Dolayısıyla hani burada daha etkin dünyanın incisi Boğazımızı daha güzel hale getirebilmek amacıyla yapılmış bir düzenleme.”

Bakan Kurum, taslakta yeni kurullar oluşturulmasının öngörüldüğünü, bunların üyelerinin bir kısmınının Cumhurbaşkanı, bir kısmının da ilgili bakanlık olarak kendilerinin belirleyeceğini ifade etti.

Düzenlemeyle Boğaziçi ve siluetinin korunmasına dönük “çatı” yapı oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Kurum, Boğaziçi ile ilgili plan yetkisinin mevcut mevzuatta da Cumhurbaşkanı’na ait olduğunu, yeni düzenlemede de bunun sürdürüleceğini ifade etti.

“YETKİ KARMAŞASINI SADELEŞTİRMEK İSTİYORUZ”

Yeni düzenleme ile İstanbul Büyüşehir Belediyesi’nin devre dışı bırakılacağı, yetkilerin iktidarda toplanacağı eleştirilerinin anımsatılması üzerine de Kurum, şu görüşleri dile getirdi:

“Buradaki şey, yetki karmaşası var. İşin sahibi birçok birim, kurum kuruluş var. Düzenlemeyle o yetki karmaşısını sadeleştirip, hem vatandaşın sorunlarını çözebilmek, hem de o yetki karmaşasından sadeleştirilmiş bir düzen çerçevesinde Boğaz öngörünümünü ve geri görünüm etkileme alanını koruyabilmek istiyoruz.”

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI TORUN: BELEDİYE BAŞKANINI NEDEN SEÇTİK?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ise yeni düzenleme hazırlığının kendileri için de sürpriz olduğunu belirtirken, hazırlığı Bu tamamen rantı kendine çevirme operasyonu. İstanbul’un rantını sağa sola, vakıflara şunlara bunlara dağıttılar, şimdi yeni rant alanları arıyorlar” sözleriyle değerlendirdi.

Torun, CHP’ye geçen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Boğaziçi Yasası’ndaki yetkilerinin elinden alınıp, Cumhurbaşkanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilmesine de tepki gösterdi:

“Cumhurbaşkanı’nın, bir parselle, arsayla ne işi olur. Cumhurbaşkanı’nın yetkisi midir, görevi midir, sorumluluğu mudur? O zaman belediye başkanlarını niye seçtik, meclis üyelerini niye seçtik?, O zaman Saray’dan atasın, kayyum atasın, kendisi yönetsin o zaman. Bu anlayış ranta alıştıkları için, yeni rant alanı yaratma, ranttan vazgeçmeme operasyondan başka bir şey değil.”

Torun, teklifin TBMM’ye getirilmesi halinde muhalefet edeceklerini ve konuyu kamuoyu gündemine taşıyacaklarını ifade etti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...