8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Suriye’de IŞİD’e yönelik uluslararası koalisyonun hava saldırılarında kaç sivil hayatını kaybetti

Uluslararası Af Örgütü’nün araştırmasına göre, Amerika, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’nin Rakka kentinde IŞİD’e karşı düzenlenen hava ve topçu operasyonlarında 1600’den fazla sivil öldü.

Araştırmacılar, hava saldırılarını ve kurbanları belirlerken, ilk elden yapılan sayımları, açık kaynak istihbaratı ve uydu verileriyle birleştirdi.

Koalisyon güçleri, 2017’deki operasyonlarda bazı sivillerin öldüğünü kabul ediyor, ancak sayılarının iddia edildiği kadar yüksek olmadığını savunuyor

Koalisyon güçlerinin, IŞİD’in başkent ilan ettiği Rakka’yı geri almaya yönelik operasyonları Haziran 2017’de başlamıştı. Uluslararası Af Örgütü, beş ay süren operasyonda 1600’den fazla sivilin öldüğünü iddia ediyor.

İki yıllık bir araştırma sonunda binden fazla kurbanın isimlerine ulaşan örgüt yetkilileri, bunlardan 641’inin Rakka’da öldüğünü doğruladı.

Airwars adlı araştırma grubuyla birlikte çalışan örgüt yetkilileri, iki ay Rakka’da kalarak hayatta kalanlarla görüştü ve saldırı bölgelerini ziyaret etti.

Araştırmacılar, Rakka’da tahrip olan 11 binden fazla binanın ne zaman vurulduğunu belirlemek için açık kaynak ve uydu verilerini kullandı. Harabeye dönen kent, sanal ortamda yeniden inşa edildi.

Af Örgütü Kıdemli Kriz Müdahale Danışmanı Donatella Rovera bu süreci “Dünyanın dört bir yanından binlerce gönüllü internette, iki milyon kareden fazla uydu görüntüsü inceledi. Aynı zamanda, birçok üniversiteyle ortaklık yapan kanıt laboratuvarımız vardı. Bu üniversitelerdeki öğrenciler, Rakka’dan gelen her bilgi kırıntısını, her videoyu, ölen akrabalara başsağlığı dileği içeren her Facebook paylaşımını inceledi” sözleriyle anlattı.

Rovera, koalisyon saldırılarından bazılarında ayrım gözetilmediğini savundu ve “Amerikan güçleri, Rakka’da, Vietnam savaşından bu yana hiçbir yerde düzenlemedikleri kadar çok topçu saldırısı düzenlemekle övünüyor. Bunun gurur duyulacak hiçbir yanı yok çünkü sivilleri riske atmak kabul edilemez. Hava bombardımanlarındaysa, hedefler tam on ikiden vurulmuş bile olsa, her zekanın bir yanılma payı vardır” dedi.

IŞİD, propaganda videolarında Rakka’yı sözde halifeliğinin ütopik başkenti olarak tanıtıyordu. Uluslararası Af Örgütü, terör örgütünün sivilleri kalkan olarak kullandığını, kentten çıkış yollarına mayın döşediğini ve kaçmaya çalışanları vurduğunu söylüyor.

Öte yandan araştırmacılar, koalisyon güçlerinin can kayıplarının sayısını kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Uluslararası Af Örgütü, ortaya koyduğu kanıta rağmen, koalisyonun çok az sivil ölümü kabul ettiğini belirtiyor.

Amerika’nın Sesi’ne açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Scott Rowlinson ise, “Koalisyon, Silahlı Çatışma Hukuku’na uymaktadır ve sivil kayıplarla halka verilecek zararı en aza indirmek için olağanüstü önlemler aldı. Koalisyon içi raporlar, sivil toplum örgütlerinin çalışmaları, haberler, sosyal medya paylaşımları ve kişisel iddiaları da dikkate alıyoruz” dedi.

E-posta üzerinden bilgi veren Albay Rowlinson , “Kayıtlarımıza göre Rakka’da 318 ölümle sonuçlanan 69 geçerli iddia geldi. Bazı iddiaların soruşturmaları halen sürüyor. Af Örgütü bize 86 yeni iddia sundu. Bunlardan 43’ü zaten görüşüldü, bir bölümü kabul edildi bir bölümü ise bizim bombardıman kayıtlarımızla uyuşmadığı için geçersiz sayıldı. Af Örgütü’nden diğer 43 iddia ile ek bilgi talep ettik. Bu bilgiyi bize ulaştırırlarsa soruşturma açıp açmayacağımıza karar verebileceğiz” diye konuştu.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...