8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Afrin zeytinyağı ‘Türk malı’ oldu

Türkiye’nin Afrin’den son 4 aydır almaya başladığı zeytinyağı miktarı 13 bin tonu geçti. Bir başka ülkeden gelmesine rağmen ‘ithalat’ işlemine sokulmayan Afrin zeytinyağları, işlenip dünyaya satılıyor.

Türkiye’nin 2018 sonlarında Suriye sınırındaki Afrin’den zeytinyağı alımına başlaması, geçmişte kaçak yollarla Türkiye’ye giren Afrin zeytinyağını gözde bir ihracat ürünü haline getirdi. Hükümetin başta 600 tonluk alım ile sınırlı tutulacağını söylediği Afrin zeytinyağı, son birkaç aydır Tarım Bakanlığı eliyle herhangi bir ithalat işlemine tabi tutulmadan Afrin’deki üreticilerden alınıp Türkiye’ye getiriliyor. Afrin zeytinyağını Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla bakanlıktan satın alan şirketlerin ürünü iç piyasaya sunmadan, 6 ay içinde ihraç etmeleri gerekiyor. DW Türkçe’ye konuşan uzmanlar, bugüne kadar Türkiye’ye sokulan zeytinyağı miktarının 13 bin tonu geçtiğini, yaz sonuna kadar Afrin’den gelen zeytinyağlarının 20 bin tona ulaşacağını belirtiyorlar. Uzmanlara göre, bir başka ülkeden getirilmesine rağmen ‘ithal mal’ sayılmayan Afrin zeytinyağları artık ‘Türk malı’ haline gelmiş durumda.

4 ayda 13 bin ton zeytinyağı geldi

Zeytin Dalı Gümrük Kapısı’ndan 17 litrelik teneke kutularla Türkiye’ye sokulan ve işlenip ihraç edilmek üzere şirketlere satılan binlerce ton zeytinyağı, kötü bir sezon geçiren zeytinyağı ihracatına adeta nefes oldu. İhracatçılar Afrin’den gelen yağlarla bir nebze iyileşme yaşadıklarını söylüyorlar. Son birkaç ayda Afrin’den gelen zeytinyağı miktarı, hükümetin açıkladığının katbekat üstüne çıktı. DW Türkçe’ye konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri Başkanı Davut Er, “Son 4 ayda toplamda 13 bin tonluk zeytinyağı getirildi. Yaz sonuna kadar bu miktarın 20 bin tona ulaşacağını öngörüyoruz” diyor. Afrin’den zeytinyağı getirilmesine ekonomik değil siyasi nedenlerle karar verildiğini, ancak gelinen noktada Afrin zeytinyağının sektör için çok önemli bir kalem haline geldiğini dile getiren Er, “Önümüzdeki yıl ve sonraki dönemlerde de Afrin’den zeytinyağı alınması bizim için iyi olur. Ama şu an için hükümet gelecek dönem için karar vermiş değil” şeklinde konuşuyor.

Afrin’den getirilen zeytinyağları ihracatçıları sevindirse de 2019’un ilk 2 ayında ihracatta önemli bir sıçrama olmadı. Resmi verilere göre, 2018 Ocak ve Şubat aylarında yaklaşık 120 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatı yapılırken, 2019 Ocak ve Şubat aylarında ise zeytinyağı ihracatı yaklaşık 28 milyon dolar oldu. Yani geçen yılın aynı dönemine göre ihracat kaybı yüzde 75’i aştı. Bu gerilemenin en önemli nedeni, Türkiye’nin zeytinde ‘yok yılı’ yaşıyor olması, yani rekoltenin düşük seyretmesi. Yurtdışında Olioarte markasıyla zeytinyağı ihraç eden Atalan Dış Ticaret sahibi Başkanı Ali Nedim Güreli, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, kötü giden sezona rağmen Afrin zeytinyağları sayesinde ihracatta daha da gerilere düşmediklerini söylüyor. “Afrin zeytini olmasaydı bu kadar da ihracat yapamazdık” diyen Güreli, şöyle konuşuyor: “Eskiden bu ürün Afrin’den kaçak geliyordu ve Aydın’da kurulan borsalarda üreticilere satılıyordu. Getiren tedarikçi kimse, o fatura kesiyordu. Şimdi devlet eliyle satış yapılıyor. Artık yaklaşık 30 bin tonluk üretimi olan Afrin zeytinyağlarının çok büyük bir kısmı Türkiye’ye geliyor. Afrin zeytinyağı adeta Türk malı haline geldi.”

Üretici, düşen fiyatlardan şikayetçi

Yerli zeytinyağı üreticileri ise Afrin zeytinyağı konusunda ihracatçı şirketler kadar mutlu değil. Üreticiler Afrin zeytinyağının piyasaya girmesiyle beraber, zeytinyağının litre fiyatının da 3 TL düştüğünü ifade ediyorlar. Üreticiler, Afrin zeytinyağının hasat mevsimi sonrasında getirilmesini ve böylelikle iç piyasadaki satış fiyatlarını etkilememesini talep ediyorlar. DW Türkçe’ye konuşan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Ümmühan Tibet, dünyanın en büyük dördüncü zeytinyağı üreticisi olan Türkiye’nin mevcut üretimi ile dünya fiyatlarını etkileme gücüne sahip olmadığını söylüyor. Hükümetin Afrin zeytinyağlarının iç piyasaya sürülmemesi konusunda kendilerine teminat verdiğini anlatan Tibet, “Avrupa’da kişi başına yıllık tüketim 12 litrelerdeyken, Türkiye’de sadece 3 litre civarında. Mevcut kriz ortamı da talebi düşürüyor. Biz hükümetimizin üreticileri de düşünerek hareket etmesini talep ediyoruz” diye konuşuyor.

Amaç PYD‘nin gelirini kesmek

20 Ocak 2018’de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu grupları tarafından Suriye’nin Halep ilinin Afrin ilçesi ile Azez ilçesine bağlı Tel Rıf’at kentine yönelik başlattığı askeri harekat sonrasında, bölge Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanadı olan Halk Savunma Birlikleri’nden (YPG) alınmıştı. Bu bölge Suriye’nin en zengin zeytin arazilerine sahip olduğu için de bu operasyona Zeytin Dalı Operasyonu adı verilmişti. AKP hükümeti, Kasım 2018’de Afrin’de üretilen zeytinyağının işlenip ihraç edilmek üzere Türkiye’ye getirileceğini açıklamıştı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, o dönem yaptığı açıklamada, Afrin’den getirilecek ürün miktarının 600 ton ile sınırlı olacağını, bunun da yıllık yaklaşık 200 bin tonluk zeytinyağı üretimi yapan Türkiye için önem taşımadığını açıklamıştı. Hükümet yetkilileri, Afrin zeytinyağlarının Türkiye’ye getirilmesindeki asıl amacın buradan elde edilecek gelirin PYD’ye ulaşmasını engellemek olduğunu da dile getirmişti. Türkiye, Afrin’den gelen zeytinyağının geçişini kolaylaştırmak ve bölge ile ticareti artırmak amacıyla Hatay’ın Kumlu ilçesinde gümrük kapısı inşa etti. Geçtiğimiz günlerde hizmete giren gümrük kapısına ‘Zeytin Dalı Gümrük Kapısı’ adı verildi. | Aram Ekin Duran

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...