8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Almanya’ya iltica başvurularında Türkler Kürtleri geçti

Almanya’da açıklanan istatistiki verilere göre Türkiye’den başvurularda Türklerin oranı yaklaşık beş kat artarak Kürt kökenlileri geride bıraktı. Her iki başvuru sahibinden biri üniversite mezunu.

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden bu yana Türk vatandaşlarının Almanya’ya iltica başvurularında artış sürerken, başvuru sahiplerinin eğitim seviyesinin de önemli ölçüde yükseldiği ortaya çıktı. Die Welt gazetesinde yer alan habere göre Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi’nin (BAMF) kurum içi bir istatistiği Türkiye’den iltica başvurusu yapan her iki kişiden birinin üniversite mezunu olduğunu ortaya koydu.

2018 yılının ilk yarısında Türkiye’den yapılan başvurularda başvuru sahiplerinin yüzde 48’inin üniversite mezunu olduğu, buna karşın diğer ülkelerden yapılan başvurularda üniversite mezunu olanların ortalamasının yüzde 17 olduğu belirtildi.

BAMF’ın analizinde Türk başvuru sahiplerinin eğitim seviyelerinin oldukça yüksek olduğu, ancak verilerin adayların beyanlarına dayandığı ve başvurularına olumlu yanıt almak umuduyla adayların kendilerini daha başarılı göstermiş olabileceğinin de gözardı edilemeyeceği kaydedildi.

İltica başvurularında artış

DW!de yer alan bilgide, İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2018 yılında Türkler 10 bin 655 başvuruyla Almanya’ya iltica başvurusunda bulunanlar arasında altıncı sırada yer almıştı. 2017’de bu rakam 8 bin 483 olarak kaydedilmişti.

Welt gazetesinin sorusunu yanıtlayan İçişleri Bakanlığı sözcüsü, Türkiye’den iltica başvurularındaki artışın ülkedeki siyasi durumla ilgili olduğu tespitinde bulundu.

Türklerin sayısı Kürtleri geride bıraktı

Welt’in haberine göre 2016 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 4 bin 383 Kürt kökenliye karşın sadece bin 197 Türk kökenli iltica başvurusunda bulunurken 2018’de Türk kökenli ilticacıların sayısı Kürtleri geride bıraktı. Geçen yıl 4 bin 67 Kürt’e karşılık 5 bin 776 Türk kökenli Almanya’ya iltica başvurusu yaptı.

Darbe girişimi sonrası başvuruların kabulündeki oranlarda da değişim yaşandı. 2016 yılında başvurusu kabul edilen Türk ve Kürt kökenlilerin oranı yüzde 7’de seyrederken 2018 Kasım ayı sonu itibarıyla toplamda yüzde 40’a ulaştı. Türklerin başvurularındaki kabul oranı yaklaşık yüzde 71’e yükselirken Kürtlerde bu oran yüzde 12’de kaldı.

Yine İçişleri Bakanlığı verilerine göre darbe girişimi sonrasında Türkiye’den birçok diplomat ve kamu görevlisi de iltica başvurusunda bulundu. Bakanlık 2018 yılında 316 diplomatik pasaportlu ve 115 kamu görevlisinin başvuru yaptığını, rakamların eş ve çocukları da içerdiğini bildirdi.

Beyin göçü Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyecek?

Beyin göçü

Rakamları Welt gazetesine değerlendiren göç uzmanı Jochen Oltmer Türkiye’den bir beyin göçü olduğunu söyleyerek “Bir tarafta siyasi takibata uğrayanlar, diğer tarafta bir çok genç yurt dışında okumak gibi nedenlerle ülkeyi terk ediyor” dedi.

Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD) yetkilisi Wiebke Bachmann da Türkiye’den beyin göçünü doğrularken 2017’den itibaren Almanya’da üniversite öğrenimi görmek isteyen Türk gençlerin sayısının arttığına dikkat çekti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...