9 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Avrupa cihatçılarının ‘Robot Resmi’ çıkarıldı

Fransa’da Uluslararası Stratejik İlişkiler Enstitüsü (IRIS-Institut de Relations Internationales et Strategiques) Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 197 cihatçı üzerinde yaptığı geniş bir araştırmanın ardından “Suçlulardan, teröristlere: Avrupalı cihatçılar kimler?” adlı bir rapor yayınladı. IRIS, Slovak düşünce kuruluşu Globsec’le Avrupa’nın 11 ülkesinde yürüttüğü çalışma sonunda, “Avrupa’daki cihatçıların robot resmini” çizdi.

Raporda, banliyölerden cihat gruplarına uzanan ortak bir “cihatçı profili” belirleniyor: Buna göre, göçmen bir ailenin Avrupa’da doğan, banliyölerde yetişen, okulda başarısız olan, iş dünyasına girmeyi başaramayan, psikolojik sorunları da olabilen ve küçük suçlar nedeniyle cezaevine düşen gençlerin cihatçı gruplarla buluşma ihtimali diğerlerinden yüksek.

VOA’da Arzu Çakır’ın haberine göre, Fransa’nın iki büyük düşünce kuruluşundan birisi olan IRIS’in Globsec’le işbirliği içinde iki yıl boyunca yürüttüğü “Avrupa cihadının profili” projesi oldukça iddialı. Araştırmacılar cihatçı akımdan en çok etkilenen Avrupa’da, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Hollanda, İspanya, Yunanistan ve İngiltere’den 197 cihatçı üzerinde çalışarak, bir genel fotoğraf ortaya çıkarıyor.

Bu 197 kişinin “120’si terör suçundan yargılanan ve hapiste olan, 29’u terör saldırısı sırasında ölen, 20’si ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle sınır dışı edilen, 28’i de terör kayıtlarında bulunan” cihatçılardan oluşuyor.

IRIS’in yürüttüğü çalışmanın sonunda cihatçılık olgusunun kıtasal boyutu şüpheye yer bırakmayacak şekilde gözler önüne seriliyor. IRIS, “Kim bu Avrupalı cihatçılar?” sorusunun yanıtlarını tespit ediyor. Rapora göre, Avrupalı cihatçıların yüzde 50’si Avrupa’da doğmuş, yüzde 87’si erkek, yüzde 13’ü ise kadın. Kadın ve erkek birlikte, cihatçıların yaş ortalaması 30,5. Kadınlarda bu ortalama erkeklerden daha yüksek. Kadın cihatçıların yaş ortalaması 32,8, erkeklerin ise 29,9 civarında.

Raporda incelenen 6 kadın cihatçının durumundan hareketle, kadınların cihada katılımlarıyla ilgili olarak, “Sayılarının az olması radikalleşme sürecinde etkin olmadıklarını göstermiyor” tespitine yer veriliyor. Raporda, “eşlerinin radikalleşmesinde kadınların da önemli hatta itici rol üstlendikleri” vurgulanıyor.

Fransa, İspanya ve İngiltere ilk sırada

Bu 197 terör suçlusunun 58’i Fransa’dan, 31’i İspanya’dan, 31’i İngiltere’den, 28’i Yunanistan’dan, 27’si İtalya’dan, 13’ü Belçika’dan, 11’i Avusturya’dan, 8’i Hollanda, Almanya ve Bulgaristan’dan, 2’si ise İrlanda’dan geliyor.

Cihatçı olma süreci

Cihatçı profilinde göze çarpan ve raporda vurgulanan bir başka tespitse şu: “Cihatçı doğulmuyor, koşullar yüzünden sonradan olunuyor”. Rapora göre, cihatçı militanların eğitim seviyeleri oldukça düşük. Üzerinde çalışılan 197 cihatçının yüzde 80’i liseye dahi gitmemiş. Bunların arasında yalnızca 3 kişi üniversite diplomasına sahip.

Eğitim seviyesinin düşük olması, radikalleşme zincirinin bir sonraki halkasını yani bu kişilerin işsiz olmaları sonucunu getiriyor. Üzerinde çalışılan 197 cihatçının yalnızca yüzde 28’inin öldüğü ya da yakalandığı anda bir işi var, yüzde 36’sı işsiz, yüzde 22’si ise çok düşük ücretlerde ve geçici işlerde çalışan kişiler. Bunların yüzde 40’ı sorunlu ve yoksul banliyölerden geliyor.

Yine 197 kişinin yüzde 25’inin Suriye ve Irak’ta en az bir kez bulunduktan sonra Avrupa’ya döndüğü belirleniyor.

Cezaevlerinin rolü

Rapor, radikalleşme sürecinde bugüne kadar söylenen ‘cezaevlerinin radikalleşme konusunda işlediği rolü’ de doğruluyor. Sabıka kayıtları incelenen cihatçıların yüzde 54’ünün en az bir kez adi suçlardan ceza aldığı ve demir parmaklıklar arkasında radikalleşerek cihatçı olduğu belirlendi. Bu suçtan yargılanarak ceza alanların yüzde 69’u Fransız, yüzde 22’si çifte vatandaş, yüzde 59’unun ise ailesi Magrep kökenli.

‘Yalnız kurt’ değil ‘takım çalışması’

Ve zincirin son halkası bu aşamadan sonra geliyor. Durumları incelenen 197 cihatçıdan 7’si yani yüzde 4’ü altı aydan kısa sürede radikalleşme sürecini tamamlıyor. Yüzde 19’unda ise ilk etkileşim 5 yıl öncesine dayanıyor. Aileler, arkadaşlar ve İnternet, radikalleşmenin temel etmenleri olarak ortaya çıkıyor. Yalnız yakalanan 58 cihatçıdan sadece 3’ünün ‘yalnız kurt’ olarak tanımlanan ve kendi başına internet aracılığıyla radikalleşen kişiler olduğu, diğerlerinin ise sanal ya da gerçek ortamda bir grubun ya da ağın etkisiyle hareket ettiği belirleniyor. Raporda, “Avrupa cihadı yalnız gerçekleşen adımlardan çok, bir takım sporu” olarak tanımlanıyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...