8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Suriye’de Rus uçağının düşmesi uzun vadede nasıl sonuçlar doğurur?

Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait askeri bir uçağın, İsrail’in hava saldırıları düzenlediği bir sırada Suriye savunma sistemi tarafından düşürülmesi bölgede tansiyonu yükseltti. Peki ama bu olayın uzun vadeli sonuçları ne olur?

Suriye’de uzun zamandır birden fazla ülkenin yoğun bir şekilde hava operasyonu düzenliyor olmasına karşın bir uçağın kazara vurulup düşürülmesi gibi bir olayın ilk kez yaşanıyor olması birçok açıdan şaşırtıcı bir durum.

Rusya ve Suriye ordusu, silahlı muhalif örgütleri havadan vuruyor. ABD ve müttefikleri de Irak Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) hedef alan hava operasyonları düzenliyor.

İsrail ise hem İran’ın Suriye’deki askeri varlığını kontrol altına almayı hem de Şii örgüt Hizbullah’ın gelişmiş füzeleri üretmesini ve teslim almasını engellemeyi amaçlayan diğerlerinden tamamen farklı bir hava operasyonu yürütüyor.

Rusya’nın Suriye’deki üslerinde güçlü radarlar ve en son teknolojiye sahip karadan havaya füzeler yer alıyor. Ancak İsrail’in düzenlediği operasyonlar karşısında hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor.

Hezbollah fighters march near portraits of Iranian and Hezbollah leaders (file photo)Telif hakkı AFP

Suriye semalarına olası kaza ve karşılaşmaları engellemek amacıyla “çatışmayı önleme sistemi” olarak isimlendirilen bir mekanizma geliştirildi.

Bu sayede ABD, Rus askeri makamlarıyla bilgi alışverişi yapabiliyor ve temasa geçebiliyor. İsrail’deki Rusça bilen askeri hava kontrol uzmanları ile Suriye’deki Rus hava üssündeki görevliler arasında da bir telefon hatta bulunuyor.

Havada bazı kötü olayların yaşanmasının son anda engellendiği de oldu. Tarafların birbirine açık açık bilgi vermediği durumlar yaşanmış olsa da bu mekanizmalar bugüne kadar oldukça iyi çalıştı.

Bu hafta içinde Rus istihbarat toplama uçağının düşmesi de tam olarak engellenmek istenen olaylar arasında yer alıyor. Peki ama ne yanlış gitti ve bu mekanizmalar çalışmadı?

Ilyushin Il-20M 90924 reconnaissance airplane takes off at Zhukovsky

Öncelikle, İsrail ve Rusya’nın uçağın, Batı’da Sa-5 ya da NATO’daki kod adı Gammon olarak bilinen S-200 olması muhtemel, Rusya’nın Suriye’ye verdiği karadan havaya bir füze bataryası tarafından düşürüldüğü konusunda hemfikir olduğunu söylemek gerek.

İsrail, sorumluluğun tamamının Suriyelilere ait olduğunu düşünüyor ve uçağın “Suriye’nin yoğun ve hedefi tutmayan uçaksavar ateşi” nedeniyle düştüğünü savunuyor.

Ancak Rusya, İsrail’in sorumlu olduğunu düşünüyor ve iki suçlama yapıyor:

İlki, İsrail’in Lazkiye’nin kuzeyindeki operasyonundan yalnızca bir dakika önce haber vererek, uyarı yapmakta geç kalması.

An Israeli F-16 fighter jet, photographed in 2011

İkincisi de İsrailli pilotların Ilyushin-20 tipi uçağı “siper” olarak kullanması. Bir başka ifadeyle “İsrailli pilotlar uçağı Suriye hava savunma sistemlerinden gelen ateş hattına sürdü.”

Rusya ayrıca, uçağın seyrini gösteren bir harita da açıkladı.

Buna göre, Ilyushin tipi uçak Rusya’nın Hmeymim’deki hava üssünden kalkış yapıyor, havada sekiz işaretine benzeyen bir rota izleyerek, önce doğuya, sonra kuzeye, sonra güneye ve en son da batıya yöneliyor.

harıta

Son olarak yeniden doğuya dönüyor ve hava üssüne doğru ilerlerken Akdeniz üzerinde vurularak düşüyor.

Rusya’nın yayımladığı haritada İsrail uçaklarının seyri de yer alıyor. Bu haritada, İsrail jetlerinin Lazkiye’nin kuzeyinde karada bulunan hedeflere füzelerini, batı, Rus uçağının deniz tarafında seyir halindeyken bıraktığı görülüyor.

İsrail, Rusya’nın sunduğu olguların hatalı olduğunu söylüyor. Uçaktakilerin yaşamını yitirmiş olmasından üzüntü duyduğunu belirtiyor ancak çatışmaların önlenmesi için kurulan sistemin iyi çalıştığını savunuyor.

İsrail’e göre, Suriye’nin savunma bataryaları “ayrım gözetmeksizin” ateş açtı ve aslında savaş uçakları da Ilyushin’in vurulduğu sırada Rusların söylediği bölgenin çok daha güneyinde, İsrail hava sahasında bulunuyordu.

İsrail’in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer nokta da vurdukları hedeflere yönelik ayrıntıları vermeleri. İsrail, vurdukları hedeflerin “İran adına Lübnan’daki Hizbullah’a teslim edilmek üzere olan doğruluk düzeyi yüksek ve öldürücü silahlar” üreten bir tesis olduğunu söylüyor.

İsrail, bu açıklamayla ilk kez Suriye’de hava saldırısı düzenlediğini de kabul etmiş oluyor.

İsrail ayrıca, “yaşanan olayın incelenmesi ve bu soruşturmayla ilgili tüm olguların teyit edilmesi için Rus hükümeti ile her türlü ilgili bilgiyi paylaşacağını” da vurguluyor.

Patriot missile launcher in Israel (file photo)Telif hakkı AFP

Rusya’nın yaşananlara öfkeli olduğu çok açık. Bir savaş uçağı kırıma uğradı ve 15 askeri de hayatını kaybetti. Tepkisini göstermek istiyor, ancak aynı zamanda bölgedeki müttefiki Suriye’yi kınamaktan da uzak duruyor.

İsrail ile Rusya, olağanüstü derecede yakın ilişkilere sahipler ve aralarında İsrail Savunma Güçleri’nin bu bölgede operasyonlarına yönelik net bir anlayış da bulunuyor. Peki önceki gün yaşananlar bu durumu değiştirir mi?

Sanmıyorum. Öncelikle İsrail, İran’ın bölgedeki etkisinin giderek arttığını düşünüyor ve bunun önüne geçmek için de Suriye’de düzenlediği hava operasyonlarını hayati bir stratejik gereklilik olarak görüyor.

Rusya içinse İsrail’in hava operasyonlarına fiziksel olarak müdahale etmek bugüne kadar izlediği politikanın tam zıttı bir tutum benimsemek anlamına gelir.

Ayrıca, böyle bir durumda Suriye’ye takviye yapması da gerekir. Ancak Rusya’nın buradaki varlığını azaltmak istediği bir dönemde bu ihtimal de düşük görünüyor.

rus asker veriler

İsrail, bir süre hava operasyonlarına ara verebilir. Bu kriz de büyük ihtimalle zaman içerisinde unutulur gider.

Suriye’de bugüne kadar yaşananları bir düşünün. Çok değil, üç sene önce Türkiye, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Rus savaş uçağını vurarak düşürmüştü. Bu olay kısa vadede bazı sonuçlar doğursa da zaman içerisinde Türkiye, Suriye krizinin çözüm çabalarında Rusya’nın önemli bir ortağına dönüştü.

Dün yaşanan olayda da perde arkasında Rusya’yı en çok rahatsız eden şeyin Suriye’nin hava savunma tugaylarının yeterliliğine dair ortaya çıkan soru işaretleri olması çok muhtemel. İstihbarat paylaşımının iyileştirilmesi gerektiği nokta da muhtemelen burası.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu yaşanan dramı krize çevirmemeyi tercih etti. Putin, Rus uçağının düşmesinde “şans faktörünün” devreye girdiğini ve bu olayın Kasım 2015’te Türkiye’nin düşürdüğü savaş uçağı meselesinden farklı olduğunu söyledi.

| 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...