9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Alman basını Erdoğan’ın hamlelerini değerlendirdi

Alman basınında bugün Türkiye’deki parasal kriz ve Erdoğan yönetiminin ABD ve NATO ile arasındaki çelişkiler masaya yatırıldı. Erdoğan’ın “blöf yaptıktan sonra Merkel ve Macron’dan destek beklediği”, parasal krizin ekonomik krize dönüşebileceği yorumları yapıldı.

Deutsche Welle‘nin Alman basınından yaptığı Türkçe derlemede Süddeutsche Zeitung, Frankfurter Allgemeine, Stuttgarter Nachrichten ve Frankfurter Rundschau gazelerinde yayınlanan makalelerden önemli bölümlere yer verildi.

‘Türkiye’nin resesyona girmesi kaçınılmaz’

Süddeutsche Zeitung Türkiye’de ekonomik daralmanın kaçınılmaz olduğunun belirtildiği yorumunda, Erdoğan’ın “IMF hakkındaki fikrini değiştirmesi için fazla zamanı kalmadığı” ifade edildi:

“Çoğu uluslararası iktisatçıya göre Türkiye’nin resesyona sürüklenmesini önlemek mümkün değil. Önemli olan ne zaman geleceği, kontrol edilebilir olup olmayacağı ve yumuşak mı geçeceğidir. Erdoğan oturup beklerse resesyon gecikmeli gelir ama çok ağır olur. Daralmayı yumuşatabilmesi için Erdoğan’ın şimdiye kadar yaptığının tam aksini yapması gerekir. Para politikasına karışmamalı ve devlete daha az para harcatmalıdır. Önceleri çok başarılı olduğu ekonomik reformlara geri dönmelidir. Merkez Bankası faizleri güçlü şekilde arttırmalı ve güven ortamı yaratabilmek için Türkiye Uluslararası Para Fonu’ndan destek kredisi istemelidir. Erdoğan’ın fikrini değiştirmesi için fazla zamanı kalmadı. İlkbaharda Dolar’la alınan borçların vadesi gelmeden kriz planı hazırlanamazsa Türkiye’nin durumu çok kötü olur.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung Trump ile çekişen Erdoğan’ın kazanma şansının olmadığını vurguluyor:

“Milliyetçilik ve Batı aleyhtarı retorik iktidarın yolunu açtıysa, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ne kadar ağır bir ipotek altına girdiği gözden kaçabilir. ‘Erdoğan sisteminden’ duyulan kuşkular nedeniyle para krizinin ekonomik krize dönüşmesi mümkündür. Kendine yeni müttefikler arayabileceğini söyleyen Erdoğan Rusya ve İran ile birlikte Amerikan dış politikasını olumsuz etkileyebilir. Ama o kendini birçok çıkmaza birden soktu. ABD ile arasındaki anlaşmazlık konuları sayılamayacak kadar fazla. Bölge ülkelerinden sadece Katar ve İran onu destekliyor. Amerikan mallarına ek vergi koyması Trump’ın daha avantajlı durumda olduğu gerçeğini örtmez. Amerikalı papazın tutukluluk halinin sürmesi seçmenlerinin önemli bölümünün desteğini almasına fırsat yaratıyor. Erdoğan blöf yaptıktan sonra şimdi Merkel ve Macron’dan destek bekliyor. Vah, vah!”

‘Eedoğan’ın taktiği başarısızlığa uğramaya mahkum’

Stuttgarter Nachrichten gazetesi Türkiye’deki krizi şöyle yorumluyor:

“Türkiye’nin yakın gelecekte uluslararası arenada nasıl konumlanacağı merak konusu. Erdoğan şimdilik Çin ve Rusya’ya ABD ve Avrupa’dan daha fazla yakınlık gösteriyor. Bu durum sadece ekonomik bakımdan ilginç olmakla kalmıyor. NATO’nun doğudaki müttefiki kararsız bir partner oldu çıktı. Erdoğan içeride iktidarını genişletmeye, dışarıda ise Türkiye’yi sağlam bir ortağı olmadan tek başına bazen birine, bazen de başkasına karşı çıkan bir ülke yapmaya çalışıyor. Bu taktik içeride de, dışarıda da başarısızlığa uğramaya mahkumdur. Taktik bozuluncaya kadar da düşüncesizce davranışlarını sürdürecektir.”

Frankfurter Rundschau gazetesi Türkiye ile ABD arasındaki giderek artan gerginliği konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmazlık büyüyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapması planlanan görüşmenin olumlu katkısı olabilir. Erdoğan’ın bu kez Berlin’e zayıf bir pozisyonda gelmesi avantajdır. Merkel’in mülteci krizinde yardım aramak için Erdoğan ile yaptığı görüşmede bunun tersi olmuş ama kimse açıkça dillendirmemişti. Erdoğan ülkesinin ekonomik ve siyasi krizine çare bulmak zorunda. Almanya hükümeti ona yardımcı olmalı, lakin şartlarını da sıralamalıdır. Erdoğan yönetiminin yapabileceği çok şey var. Yaparsa, bu herkesin yararına olur.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...