8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Esad: Suriye’nin her karış toprağı ‘terör’ ve yabancı güçlerden kurtarılacak

Beşşar el Esad İngiltere’nin, Kaide Örgütünün Suriye kolu Nusra Cephesinin bir bileşeni olan ‘Beyaz Miğferliler’ adlı oluşuma sınırsız ve aleni destek sunduğunu belirtti.

İngiltere, Kaide örgütünün bir koluna direk ve açık destek sağladı

Esad, İngiliz Mail on Sunday Gazetesine verdiği röportajda; ‘Beyaz Miğferlilerin’ uluslar arası terör örgütleri listesinde yer alan Nusra Cephesinin bir kolu olduğunu, İngiltere’nin de bu örgütü uluslar arası ilişkilerde edat olarak kullandığını kaydetti.

İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra bir kısım ülkelerin ABD’nin izinde yürüdükleri ve onun politikalarını izlediklerine işaret eden el Esad; bu üç devletin Şam kırsalı Duma Kentinde kimyasal silah saldırısı oyununun düzenleyip Suriye’ye üçlü saldırıda bulunmada bahane kullandıklarını ifade etti.

İnsani Durumların Asıl Sorumluları Kendileridir

ABD ve İngiltere’nin Suriye’ye saldırılarını uluslar arası kanunlar nezdinde aklama iddiaları konusunda bir soruya cevabında ise Esad; ABD ve İngiltere’nin 2003 yılında Irak’a saldırarak milyonlarca insanı katlettiklerine dikkat çekti.

Esad Irak savaşında bu iki ülkenin yol açtıkları insani facialara işaret ederken, ABD ve İngiltere’nin iddialarının dikkate alınması halinde başka devletlerin de ABD ve İngiltere’ye saldırma hakları olabileceğini kaydetti. İki devletin uluslar arası kanunlar önünde insani durumları bahane ettiklerini belirten Esad; kendilerinin yol açtıkları insani durumların faciasına vurgu yaptı.

Planlarında Yine Başarısız Olacaklar

Bir diğer önemli noktaya işaret eden Esad; iddia ettikleri kimyasal silah saldırısı konusunda hiçbir kanıt öne süremediklerini, kendi kamuoylarını bile ikna edemediklerini belirtti. El Esad Duma’da yapılan inceleme ve soruşturmalarda hiçbir kimyasal saldırı eserinin bulunmadığı gibi, saldırı iddialarında kullanılan görüntülerde bulunan insanların yanı sıra Duma ahalisinin de yabancı gazetecilere ifadelerinde herhangi bir kimyasal saldırı olmadığını vurguladıklarının altını çizdi.

Sözlerine devam eden el Esad; yalan dolanlarına devam eden İngiltere ve ABD’nin Suriye hükümetine baskılarda bulunma ve başarılarını sınırlama amacıyla planlarını sürdürdüklerini kaydetti. El Esad fakat ilk başta Suriye hükümetini düşürme planlarında başarısız oldukları gibi şimdi de başarısız olmaya devam ettiklerinin altını çizdi.

Her Ülkeden Savaşçılar Var

Suriye’nin toprakları üzerinde yabancı resmi güçlerden subay ve askerler tutukladığı yönündeki raporlar konusunda bir soruya cevabında el Esad; dünyanın çok sayıda ülkesinden militanların cihatçılara yardım ve destekte bulunduklarını söyledi. El Esad İngiliz canlı savaşçıların bulunduğunu sanmadığını sözlerine ekledi. Gelen yabancı savaşçıların çoğunun öldüklerini ifade eden el Esad; temelde bunların zaten ölmek ve onların görüşlerine göre cennete gitmek için geldiklerini söylediklerine işaret etti.

İngiltere ile Suriye hükümeti aracı ya da başka herhangi bir şekilde dolaylı iletişim olup olmadığına ilişkin soruya cevabında Esad; bunun olmadığını belirtti.

Suriye Dürüst ve Ciddi Olmadıkları İçin Bu Çabaları Geri Çevirdi

Esad Suriye’nin Avrupalı birçok devletin istihbarat cihazlarından iletişim talebi aldığını, fakat ciddiyetsizlikleri nedeniyle tüm bu çabaları geri çevirdiğini açıkladı. Bu devletlerin genel olarak teröristlere yardım ve destekte bulunup Suriye hükümetine karşı politikalar izlediklerini belirten Esad; tutumlarının dürüst ve ciddi olması halinde Suriye’nin işbirliğine hazır olacağını, fakat bu durumda Suriye’nin herhangi bir bilgi alışverişini reddettiğinin altını çizdi.

İngiltere’nin Suriye ile iletişime geçmede direk ya da dolaylı çabası olup olmadığına ilişkin tekrarlanan soruya cevabında Esad; bunun olması halinde bundan söz edilmeyeceğini, çünkü dikkate alınacak bir şey olmadığını kaydetti.

Arada Büyük Bir Fark Var

ABD ve İngiltere’nin Ortadoğu’daki durumlara müdahalesi ile Rusya’nın müdahalesi arasındaki farka ilişkin soruya cevabında Esad; aralarında büyük bir farkın bulunduğunu belirtti.

Sözlerine devam eden Esad; Rusya ve İran’ın Suriye’de meşru bir şekilde bulunduklarını ve uluslar arası kanunları ihlal etmediklerini belirtirken, ABD ve İngiltere’nin Suriye’de gayrı meşru olarak bulunduklarını ve varlıklarının işgal niteliğinde olduğunun altını çizdi.

İngiltere başbakanı ve ABD başkanının Suriye konusundaki tutumlarına ilişkin soruya cevabında Esad; bunun şahıslarla ilgisi olmadığını ifade etti. Esad; meselenin Batılı yönetimlerin politikalarından ibaret olduğunu, kendilerine muhalif hiçbir görüş ya da vizyon istemediklerini belirtti. Herkesin ve her devletin kendi görüşlerine uymaları ve hegemonyaları altında olmalarını istediklerine dikkat çeken Esad; Suriye’ye ilişkin tutumlarının da bundan kaynaklı olduğunu söyledi.

Sözlerine devam eden Esad; Suriye’nin egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu, kendi ve –halkının çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin altını çizdi. Esad Suriye’nin başkalarının kuklası olmayı reddettiğini, ulusal çıkarlarını egemen bir şekilde savunduğunu kaydetti.

Batılı devletlerin kendi dayatmalarına boyun eğmeyen hükümetleri düşürmeye çalıştıklarını belirten Esad; bunun haricinde öne sürdükleri tüm iddia ve söylemlerin yalan dolandan ibaret olduğunu vurguladı. Esad Batılı devletlerin tarihleri boyunca izledikleri sömürü ve işgal politikasını izlediklerini, fakat son süreç içinde bunu farklı yöntemler ve edatlarla ifa etmeye çalıştıklarının altını çizdi.

Kıyaslama Propaganda ile Değil, Pratik Durumlarla Olmalı

Mevcut süreç içinde en büyük düşmanlarının Trump, Netanyahu ve Suudi veliahdı Muhammed Bin Selman oldukları ve bunların tümünün halk arasında sevilmemeleriyle bunun kendisi ile kıyaslama konusunda soruya cevabında el Esad; kendisini hiç kimseyle kıyaslamak istemediğini belirtti.

Kıyaslamanın dürüst ve gerçekçi olması için propaganda ve medya hamlelerinin değil de pratikteki durumlar ve gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini belirten Esad; kendisi açısından en önemli olan şeyin yurtsever halkının onu nasıl gördüğü olduğuna dikkat çekti.

ABD ve Koalisyonu IŞİD’i Destekliyor

Suriye’nin IŞİD’e karşı savaşta temel bir rol oynamasına ilişkin soruya cevabında Esad; IŞİD’e karşı gerçekten savaşan temel tarafın Suriye’nin olduğunu, Rusya ve İran’ın da bu konuda yardımcı olduklarını belirtti.

Başka hiçbir tarafın gerçekten IŞİD’e karşı savaşmadığını vurgulayan Esad; ABD komutasında teşkil edilen ve IŞİD’e karşı savaştığını iddia eden uluslar arası koalisyon güçlerinin IŞİD’le savaşmak yerine ona muhtelif tür destek sağladığının altını çizdi.

Beşşar Esad Suriye ordusunun IŞİD’e karşı her saldırısında bu koalisyonun Suriye ordusuna saldırdığına dikkat çekti.

Onlar Aslında Kendilerini Gerçeklerden Azlediyor

Suriye’nin dünyadan azledilmesi çabaları konusunda ise Esad; bunu yapmaya çalışanların kendilerini gerçeklerden azlettiklerini, dolayısıyla siyasi açıdan kendilerini körelttiklerini belirtti.

Kendisinin halkını katleden bir diktatör olduğu yönündeki söylemlere ilişkin soruya cevabında Esad; bunun tamamen Batılı devletler ve Suriye’ye karşı terörü destekleyenlerin iddiaları olduğunu ifade etti.

Sözlerine devam eden Esad, halkını katleden ve diktatör olan bir liderin yedi yıldan uzun bir süredir muhtelif yönlü bir savaşta ülkesini ve halkını bu şekilde uzun süre savunmasının mümkün olmadığını belirtti. El Esad hiçbir liderin ne derecede diktatör olsa bile halkının çoğunluğunun güven ve desteğini almadan görevinde kalmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

Halkının Desteğini Almadan Hiç Kimse Bu Denli Uzun Süre Mücadele Edemez

Suriye ve halkının yedi yıldan fazla süredir ABD, İngiltere, Fransa ve daha birçok devletin destekleyip yönlendirdikleri muhtelif yönlü hırçın bir savaşa maruz kaldığını belirten Esad; bu savaşta halkının desteğini almadan hiçbir yöneticinin görevinde kalmasının mümkün olmadığını vurguladı.

Bu savaşta on binlerce kişinin ölmesine ilişkin soruya cevabında Esad; sonuç itibarıyla Suriye’nin eşi benzeri görülmemiş bir savaşa tanık olduğunu, savaşın iyisi kötüsü olmayıp her savaşın kötü olduğunu ifade Esad tüm bunların ışığında ölenlerin tümünün sorumluluğunu Suriye devletine yıkmanın mantıklı olmadığını belirtirken, bu savaşta meydana gelen tüm can kayıpları ve yıkımın temel sorumlusunun terörü destekleyen taraflara düştüğünü belirtti.

Asıl Sorumluluk Terörü Destekleyenlerin Üstüne Düşüyor

Kendisine yüklenen sorumluluk konusunda ise Esad; bunun sorumlusunu belirlemenin Batılı devletlerin işi ya da yetkisi olmadığını, bunun tamamen Suriyelilerin bir meselesi olduğunun altını çizdi.

Bu Konuda Kimsenin Kuşkusu Olmasın

Rusya’nın Suriye yerine karar alması iddialarına ilişkin soruya cevabında Esad; Rusya’nın uluslar arası kanunlar ve Suriye’nin egemenliği için teröre karşı savaştığını belirtti.

Esad Rusya’nın hiçbir şekilde Suriye’nin egemenliğini ihlal etmediğini ve Suriye’ye hiçbir dayatmada bulunmadığını vurguladı.

Mevcut süreç içinde yaşanan durumlar gölgesinde taraflar arasında bir kısım meselelerde anlaşmazlıkların olmasının gayet normal olduğunu ifade eden Esad; her şeye rağmen Suriye konusunda yegane karar sahibi olan tarafın Suriye’nin kendisi olduğunun altını çizdi. Esad bu konuda kimsenin zerre kadar kuşkusu olmaması gerektiğini, yapılan medya açıklamalara rağmen bunun değişmez bir gerçek olduğunun altını çizdi.

Rusya’nın Suriye’ye düşman tafralarla Suriye’ye karşı koordinasyonda bulunması söylemlerine ilişkin soruya cevabında Esad; bunun mantıklı olmadığını ve Rusya’nın kesinlikle Suriye’ye karşı hiçbir koordinasyonda bulunmadığının altını çizdi.

Rusya’nın Suriye’ye S-300 füze sistemleri gönderme konusunda ilişkin soruya cevabında ise Esad; bunun ayrıntılarına girmenin mümkün olmadığını, gönderip göndermeyeceğinin tamamen askeri bir mesele olduğunun altını çizdi.

Suriye’nin Her Karış Toprağı Terör ve Yabancı Güçlerden Kurtarılacak

Suriye’nin toprakları üzerindeki yabancı güçlere karşı direk savaşma ihtimali ve ABD koalisyonunun bu durumda bulunduğu tehditlere ilişkin soruya cevabında Esad; ABD ve müttefiklerinin krizin başından beri Suriye’ye tehdit savurduklarını belirtti.

Bu devletlerin radikal teröristlere her türlü desteği de temin ettiklerini belirten Esad; her şeye rağmen Suriye’nin terörle mücadelede büyük ilerlemeler kaydettiklerini ifade etti.

Esad her şeye rağmen Suriye’nin her karış toprağını terör ve yabancı güçlerden kurtarma ısrarında olduğunu, bu konuda hiçbir açıklama ya da saldırının önemi olmadığının altını çizdi.

Suriye’nin tamamının terör örgütleri ve yabancı güçlerden kurtarılması süresine ilişkin soruya cevabında el Esad; bunun dış müdahaleler nedeniyle aksadığını ifade etti. Esad dış müdahalenin kesilmesi ve teröre desteğin yok edilmesi halinde bunun oldukça kısa bir süre içinde olacağının altını çizdi.

Adaylığımdan Söz Etmek İçin Henüz Erken

Kendisinin yeni bir başkanlık sürecine aday olup olmayacağına ilişkin soruya cevabında Esad; bu konuda söz etmenin henüz erken olduğunu, 3 yıl sonra nelerin olacağının kimsenin bilemeyeceğini ifade etti.

Sözlerine devam eden Esad; her şeye rağmen aday olup olmamasında iki temel faktörün bulunduğunu belirtti. İlk faktörün kendi arzusu olduğunu söyleyen Esad; ikincisinin ise Suriye halkının bunu isteyip istemeyeceği, istememesi halinde de adaylığını koymayacağını sözlerine ekledi.

Ben Ülkemi ve Halkımı Savundum

Tarihin kendisini nasıl anacağına ilişkin soruya cevabında Esad; kendisini ülkesini ve halkını savunmak için teröre karşı savaştığını, dürüst ve gerçekçi bir tarihin de bunu kaydetmesi gerektiğini ifade etti.

Dünya kupasının yaklaşmasıyla kendisinin desteklediği futbol takımı olup olmadığına ilişkin soruya cevabında Esad; kendisinin tüm bu konuyla ilgilenmediğini söyledi.

Savaş süresince stres atmak için ne gibi hobiler yaptığına ilişkin soruya cevabında Esad; genel olarak spor yaptığını, bunun da günlük yaşamının bir parçası olduğunu kaydetti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...