9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Irak’ta seçimlerin gerçek galibi İran olabilir mi?

HABER MERKEZİ | Musul’da geleneksel bahar bayramı, 2003’te ABD liderliğindeki işgal güçleri diktatör Saddam Hüseyin’i devirdiğinden bu yana ilk defa bu yıl kutlandı.

Festivalin düzenleyicileri, Irak’ın ikinci en büyük kentinin yeniden doğuşunu temsil etmesi için festivali yeniden hayata geçirdiklerini açıkladı.

Musul’un büyük kısmı geçen yıl IŞİD’le yaşanan çatışmalar nedeniyle harabe halinde.

BBC Ortadoğu editörü Jeremy Bowen’in analizine göre, Bahar festivali başarılı olmuş gibi gözüküyor. Sanat öğrencileri yol boyunca 50 metrelik bir resim yaparak IŞİD’in yok ettiği el Nuri Camisi’nden tam kapasite çalışmakta olan çimento fabrikasına kadar her şeyi çizdi. Gençler Irak bayraklarıyla yürüdü.

Kızlara gelin kıyafeti, oğlanlara ise asker kıyafeti giydirildi. Arkalarında da gerçek askerler yürüyordu: IŞİD’e karşı savaşırken yaralananlar, Irak ordusunun elit askerleri ve Haşdi Şabi gönüllüleri.

Cihatçılara karşı savaşın zor kısımlarında yer alan Haşdi Şabi’yi büyük oranda İran finanse ediyor.

IŞİD vur kaç taktiğiyle saldırılarına devam etse de bölgedeki güvenlik geçmişe kıyasla çok daha iyi.

Pek çok şey ise 12 Mayıs’taki genel seçime bağlı.

Başbakan koltuğunda kim oturursa otursun büyük görevler kendisini bekleyecek: Yalnızca ülkenin yeniden inşası değil, ayrıca Irak’ın tekrardan mezhepçi bir iç savaşa düşmesini engellemek de önemli bir görev.

Bunun gerçekleşebilmesi için seçimlerden tüm Irak’ın güvenebileceği bir hükümetin çıkması gerekiyor. Bu ise hiç kolay değil.

Başbakanlığa yakın isimleri üçü de Şii
Iraklılar seçimde birbiriyle yarışan çeşitli listelere oy verecek. Bunları çoğu Şii veya Sünni ağırlıklı listeler. Bunun dışında Kürtlerin de kendi listeleri var. Başbakanlığa en yakın isimlerin üçü de Şii.

Mevcut Başbakan Haydar el İbadi, Nasr listesinin başını çekiyor. Bu listenin en fazla oyu alması beklense de Irak’ın seçim sistemi nedeniyle çoğunluğa sahip olamayacaklar. Koalisyon görüşmesi ise aylar sürebilir.

İbadi’nin başbakanlık için en büyük rakibi ise eski paramiliter güç komutanı Hadi El Emiri. Liderlik ettiği Fetih listesinde çok sayıda Şii savaşçı ve Haşdi Şabi destekçisi bulunuyor.

Amiri ve Fetih listesindeki isimler, Irak halkının Haşdi Şabi’nin IŞİD’e karşı fedakarlıklarını sandıkta da hatırlayacağını umuyor.

Üçüncü Şii aday ise eski başbakan Nuri el Maliki. Kendisi 2014’te IŞİD’in Musul ve Irak Sünni bölgelerinde toprakları hızla ele geçirmesi sonrasında istifa etmek zorunda kalmıştı.

Maliki’nin mezhepçi politikaları Sünnileri o kadar yabancılaştırmıştı ki pek çoğu IŞİD’i mutlulukla karşılaşmıştı.

Cihatçı örgütün vahşeti kısa süre içinde fikirlerini değiştirse de IŞİD halifeliğini çoktan ilan etmişti.

Maliki, geçmişi nedeniyle muhtemelen başbakan olamayacak. Fakat hâlâ güçlü ve kendisi başbakan olamasa bile kimin olabileceğini belirleyecek bir pozisyonda olabilir. Avrupalı bir diplomat, Maliki’nin siyasi manevralar yapmakta olduğunu söylüyor.

Sünniler Haşdi Şabi ve Amiri’den kaygılı
Irak yıllar süren çilelerinin ardından güzel haberlere özlem duyuyor ve iyimser yorumculara göre bu seçim bir dönüm noktası olabilir. Onların beklediği senaryo Haydar El İbadi’nin seçimi kazanması ve ikinci döneminde Irak’taki mezhepler arasında köprüler inşa etmek için çok çalışması.

Ekonomiyi düzeltmesi, bu ihtimali de artırır.

Ama burası Irak, silah, hınç ve kin dolu bir ülke. Bu yüzden her zaman risk var.

Konuştuğum Sünniler, Haşdi Şabi savaşçıları ve liderleri Amiri’den kaygılı. Amiri İran’daki Şiilerle çok yakın. Onun için bu tamamen doğal bir ittifak.

Bu durum İran’ı, Haşdi Şabi savaşçıları üzerinden Irak’taki en büyük yabancı güç kılıyor.

Amerikalıların da burada askerleri var. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı burada da sorunlara yol açabilir.

Irak 2003’te ABD ve müttefiklerinin işgalinden beri kırılgan.

Eğer seçimler Iraklıların çoğunun kabul edebileceği bir sonuç ve insanların korkmayacağı bir hükümet yaratırsa ülkede uzlaşı ve yeniden inşa için bir umut olur.

Fakat maalesef, bunun olacağı kesin değil.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...