7 Kasım 2026
9.5 C
İstanbul

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardımın yıl sonuna kadar sonlandırılacağını duyurdu.

Karara yanıt veren İsrail Başbakanlığı süreci “yardımdan eşit ortaklığa geçiş” olarak nitelendirirken; İsrail muhalefeti, ordunun böylesi kritik bir kararı medyadan öğrenmesini gerekçe göstererek Netanyahu’nun derhal görevden alınmasını istedi.

ABD ile İsrail arasındaki stratejik müttefiklikte yarım asrı aşkın süredir devam eden askeri yardım modelinde sona gelindi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, normal şartlarda 2028 yılına kadar sürmesi gereken yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri hibeyi 2026 yılı sonu itibarıyla durduracaklarını açıklaması, hem Washington hem de Tel Aviv siyasetinde deprem etkisi yarattı.    

Trump: Bibi ile aylar önce anlaştık

Fox News kanalında katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile aylar öncesinden mutabakata vardıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bibi Netanyahu ile İsrail’e yılda yaklaşık 4 milyar dolar aktarılması konusunda anlaşmıştık, ancak birkaç ay önce bunu durdurma kararı aldık. Yardımları kesmemiz İsrail için sorun teşkil etmiyor, ekonomileri üzerinde yıkıcı bir etkisi olmayacak. Yıl sonuna kadar ödemeleri durdurma konusunda anlaştık; ileride olağanüstü bir ihtiyaçları olursa tabii ki destek veririz.”

Trump ayrıca, ülkesinin İsrail’e doğrudan silah satışını sürdüreceğini vurgularken, söz konusu yardım paketlerinin Kongre ara seçimleri sürecinde Demokratlar tarafından Cumhuriyetçilere karşı siyasi bir koz olarak kullanıldığını söyledi.

İsrail Başbakanlığı: Yardımdan eşit ortaklığa geçiyoruz

Trump’ın açıklamalarının ardından İsrail Başbakanlık Ofisi, sosyal medya platformu X üzerinden geniş kapsamlı bir bildiri yayımladı. Askeri yardımların tarihsel önemine dikkat çeken Başbakanlık, şu değerlendirmede bulundu:

“ABD’nin İsrail’e yönelik askeri desteği daima iki partili (Demokratlar ve Cumhuriyetçiler) güçlü bir mutabakata dayanmıştır. İsrail bu kaynakları yalnızca kendi güvenliği için değil; aynı zamanda Washington’ı ve Batı dünyasını tehdit eden ortak düşmanlara karşı koymak amacıyla kullanmıştır. Bugün İsrail güçlü ve kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomiye sahiptir. Netanyahu ve Trump arasındaki bu adım, klasik ‘yardım’ modelinden ‘stratejik ortaklığa’ geçişin bir göstergesidir.”

Netanyahu, daha önce haziran ayında yaptığı bir konuşmada da İsrail’in dış yardımlara bağımlılığını sonlandırması ve yerli savunma sanayisini güçlendirmesi gerektiğini ifade etmişti.

İsrail iç siyasetinde deprem: Netanyahu derhal görevden alınmalı

Trump’ın bu sürpriz çıkışı, İsrail iç politikasında sert bir tartışmanın fitilini ateşledi. Hükümeti kurmak için koalisyon görüşmelerini sürdüren muhalefet lideri ve Netanyahu’nun başbakanlık yarışındaki rakibi Gadi Eisenkot, güvenlik bürokrasisinin devre dışı bırakıldığını bildirdi:

“İsrail savunma mekanizmasının ve ordusunun, stratejik ilişkilerimizdeki bu denli radikal bir değişimi İsrail halkıyla birlikte televizyon ekranlarından öğreniyor olması, Binyamin Netanyahu yönetiminin ne denli büyük bir tehdit haline geldiğinin açık kanıtıdır. Artık kendisine güvenilemez, derhal başbakanlık görevinden uzaklaştırılmalıdır.”

1948‘den bu yana 300 milyar dolarlık destek   

ABD, Barack Obama döneminde imzalanan ve 2019-2028 yıllarını kapsayan 10 yıllık mutabakat zaptı (MoU) uyarınca İsrail’e her yıl 3,8 milyar dolarlık askeri finansman sağlıyordu.

Trump’ın süresi Eylül 2028’de dolacak olan bu anlaşmayı nasıl tek taraflı olarak 2026 sonunda bitireceği henüz netlik kazanmadı.

Son Haberler

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Axios: Trump’ın seçim yenilgisinin ardından İran konusunda üç kötü seçeneği var

ABD merkezli haber sitesi Axios’un analizine göre, ABD Başkanı...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...