29 Ekim 2026
17.7 C
İstanbul

Obama’dan Trump’a eleştiri: ‘İran’da, kimsenin istemediği gereksiz bir savaşı başlattı’

Eski ABD Başkanı Barack Obama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarını eleştirerek, “Şu anki başkan, bir dizi yanlış karar almayı tercih etti. Bunların en önemlisi, kimsenin istemediği gereksiz bir savaşı başlatmak oldu” dedi.

Georgia eyaletinin Atlanta kentinde, Demokratların ara seçimlerdeki adayına destek amacıyla düzenlenen mitingde konuşan Obama, Trump yönetiminin iç ve dış politikadaki kararlarını eleştirdi.

“İran’ın nükleer programını diplomasiyle durdurmuştuk”

Kendi başkanlığı döneminde İran’la imzalanan nükleer anlaşmaya değinen Obama, ABD’nin askeri müdahaleye başvurmadan diplomasi yoluyla sonuç aldığını savundu.

Obama, “Başlangıçtaki gerekçe, oraya gidip nükleer silahlarından ve nükleer programlarından vazgeçmelerini sağlamaktı. Ancak İran’ın nükleer silahı yoktu. Nükleer programlarını durdurmuştuk” diye konuştu.

İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşmaya imza attığını belirten Obama, “Herkesin kabul ettiği üzere, onların nükleer silaha sahip olmalarını engelleyen bir anlaşma imzalamıştım. Hiçbir füze fırlatmam gerekmedi. Diplomasi yoluna başvurdum” ifadelerini kullandı.

“ABD daha savunmasız hale geldi”

ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın sonuçlarına da değinen Obama, saldırılarda ABD’nin müttefiklerinin ve askeri üslerinin hedef alındığını, Amerikan vatandaşlarının hayatını kaybettiğini ve yüzlerce kişinin yaralandığını söyledi.

Obama, savaşın ABD’nin askeri kapasitesi üzerindeki etkilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Müttefiklerimiz ve üslerimiz saldırıya uğradı. Amerikalılar öldürüldü. Yüzlerce Amerikalı yaralandı. Füze stoklarımızı tükettik, bu da bizi daha savunmasız hale getirdi.”

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisinin arttığını savunan Obama, dünya petrolünün önemli bir bölümünün tüketicilere ulaştırılmasında kritik öneme sahip olan boğazdaki durumun küresel enerji piyasalarını etkilediğini belirtti.

Savaşın henüz sona ermediğine dikkat çeken Obama, benzin ve motorin başta olmak üzere birçok ürünün fiyatındaki artışın nedenlerinden birinin bu olduğunu ifade etti. Obama, çatışmaların devam etmesi halinde fiyat artışlarının da sürebileceğini söyledi.

“Yönetimin ciddiyetsizliğinin bedelini ödüyoruz”

Trump yönetiminin yetkililerini de eleştiren Obama, mevcut yönetimin kararlarının sonuçlarının toplum tarafından üstlenildiğini savundu.

Obama, “Mevcut hükümet yetkilileri ciddi insanlar değil. Onların ciddiyetsizliğinin bedelini hepimiz ödüyoruz” dedi.

ABD’de göçmenlik politikalarına ilişkin uygulamaları da eleştiren Obama, kendi başkanlığı döneminde sınır politikaları nedeniyle eleştirilerle karşılaştığını hatırlattı.

Obama, Trump yönetiminin uygulamalarına atıfta bulunarak, “Ancak bu yönetimin sokaklarımızda koşuşturan maskeli ajanlar göndermesini isteyen kimseyi hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Yasalara uyan vatandaşların tutuklanması ve gözaltına alınması, bazı kişilerin vurularak öldürülmesi ve çocukların ebeveynlerinden ayrılması gibi uygulamaları da eleştiren Obama, bu politikaların toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Trump’ın ailesine yönelik çıkar eleştirisi

Obama, Trump’ın başkanlık görevini yürüttüğü dönemde milyarlarca dolar kazandığını ileri sürerek, Trump ve ailesinin ticari faaliyetlerini eleştirdi.

Trump’ın kripto para girişimleri ve çocuklarının şirketleri için kamu kaynaklarıyla finanse edildiğini söylediği sözleşmelere değinen Obama, başkanlık makamının kişisel çıkarlar için kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

Obama, “Başkanlık makamını ve Amerikalıları etkileyen politikaları kendi çıkarlarınız için kullanamazsınız. Bu, diğer ülkelerdeki diktatörlerin yaptığı bir şeydir ama biz böyle yapmayız” diye konuştu.

Ara seçimleri işaret etti

ABD’de görev süresinin bitmesine iki yıl kalan Trump yönetimine karşı ara seçimlerin önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Obama, seçim sonuçlarının yönetimin politikalarını sınırlandırabileceğini savundu.

Obama, Trump’ın seçimlerde kaybetmesinin, yönetimin kararlarına karşı denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

“En azından onu dizginlemek, bu yönetimin sergilediği bazı saçmalıklara ‘Dur’ demek için. Bu, sistemdeki bir nevi sigorta şalteri, onu indirmemiz gerekiyor. Bu yönetime karşı hesap sorulabilir bir düzen getirmeye başlamalıyız.”

Yapay zekâ ve seçim sistemine ilişkin değerlendirmeler

Obama, yapay zekânın sağladığı faydaların yalnızca birkaç milyarderin değil, toplumun tamamının yararına olmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda eğitim sisteminin de yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

ABD’deki yönetim sisteminin olması gerektiği gibi işlemediğini savunan Obama, seçim bölgelerinin siyasi çıkarlar doğrultusunda yeniden belirlenmesini ve zengin kişilerin seçim kampanyalarını finanse etmesine olanak tanıyan yasal düzenlemeleri eleştirdi.

Obama, bu kapsamda ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2010 tarihli Citizens United kararına da atıfta bulunarak, seçimlere yüz milyonlarca dolarlık kaynak aktarıldığını söyledi.

Obama, siyasi sistemdeki sorunların nedenlerinden birinin de bu finansman yapısı olduğunu ifade etti.

Son Haberler

Barış Anneleri, aynı anda 24 ketten Ankara’ya ‘Barış Nöbeti’ için yola çıkacak

Barış Anneleri, 1 Kasım’da Ankara’da “Barış Nöbeti” başlatacak. İnsan...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Jülide Kural, Kadir İnanır’ın mirasını ilk kez açıkladı

Kadir İnanır'ın hayat arkadaşı, sanatçı Jülide Kural, İnanır'ın mirasına...

Trump iddia: Netanyahu’ya verdiğim destek seçimde dengeleri değiştirdi

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’deki parlamento seçimlerinde Başbakan Binyamin...

Ali Falih Zeydi, Şam’a gidiyor

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, bölgesel gerilimi düşürme ve...

Kürtlere yönelil saldırıya ABD’den tepki

ABD Dışişleri Bakanlığı, Girê Spî’ye dönen Kürt ailelere yönelik...

Türkiye Gündemi

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...