8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

ABD, Erbil’deki Patriot sistemlerini çekiyor

ABD ordusunun, Irak’taki son birliklerini Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’deki havalimanı çevresinden çekmeye başladığı bildirildi.

Amberin Zaman imzalı haberde Al-Monitor’a konuşan ve süreci yakından bilen kaynaklar, ABD’nin Erbil Havalimanı çevresinde konuşlu son güçlerini çekmeye başladığını doğruladı.

Kaynaklara göre, gelen füze, İHA ve diğer hava araçlarını tespit ederek imha etmek için kullanılan Patriot hava savunma sistemleri askeri yerleşkeden kaldırıldı. Çekilme sürecinin geçen hafta başladığı ve halen devam ettiği, ABD güçlerinin büyük bölümünün ve ağır askeri ekipmanlarının bölgeden çıkarıldığı belirtildi.

Kaynaklar, tüm Patriot füze savunma bataryalarının açıklanmayan başka bir noktaya yeniden konuşlandırıldığını, ancak diğer savunma sistemlerinin haberin yayımlandığı sırada bölgede kalmaya devam ettiğini aktardı.

Bölge yetkilileri çekilmeyi rutin bir süreç olarak nitelendirdi. Yetkililere göre çekilme, ABD’nin Bağdat ile vardığı ve tüm güçlerini 30 Eylül’e kadar Irak’tan çekmesini öngören anlaşma doğrultusunda gerçekleşiyor.

Ancak İran ve İran destekli Şii silahlı grupların özellikle Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşen çekilmenin, Kürtleri savunma açısından daha kırılgan bir konumda bıraktığı değerlendiriliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, devam eden asker hareketliliği konusunda yorum yapmadı. Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileri ise Al-Monitor’un yorum talebine yanıt vermedi.

Erbil Havalimanı sürekli hedefte

Patriot sistemleri ABD güçlerini korumak amacıyla konuşlandırılmış olsa da Kürtler de bu güvenlik şemsiyesinden önemli ölçüde yararlandı.

Erbil Havalimanı, İran ile yaşanan savaşın şubat ayında başlamasından bu yana İran ve İran destekli silahlı grupların sürekli saldırılarına maruz kaldı. Kaynaklara göre ABD’nin önleme sistemleri bu saldırıların en az yüzde 95’ini başarıyla engelledi.

İran ve milislerin gerçekleştirdiği saldırıların büyük bölümü Kürdistan Bölgesi’nde bulunan İranlı Kürt muhalif grupları hedef aldı. Ancak Erbil’deki ABD yerleşkesi de birçok kez saldırıya uğradı.

Patriot sistemlerinin operasyonel menzilinin 60 ila 100 mil (100-160 kilometre) arasında olduğu belirtildi.

“Patriotların kaldırılması iki ucu keskin kılıç”

New York merkezli Horizon Engage araştırma kuruluşunun araştırma direktörü Michael Knights, Patriotların kaldırılmasını “iki ucu keskin bir kılıç” olarak değerlendirdi.

Knights, sistemlerin bir yandan kara birliklerini koruduğunu, diğer yandan ise kendilerinin hedef haline geldiğini söyledi.

ABD’nin Irak’tan çekilmesinin, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin sona ermesi anlamına gelmeyebileceğini belirten Knights, ABD özel kuvvetlerinin düşük profilli ve gizli tutulan bazı noktalarda konuşlandırılmış durumda olduğunu ifade etti.

ABD’nin Patriot stokları tartışılıyor

Al-Monitor’a göre ABD güçleri, Irak’ın İran ile ortak sınıra sahip olması ve İran destekli grupların Irak ve Körfez’de saldırılarını sürdürmesi nedeniyle bölgede özellikle savunmasız durumda.

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin İran destekli milisleri kontrol altına alma, silahsızlandırma ve 30 Eylül’e kadar dağıtma yönündeki taahhütlere rağmen bunu henüz gerçekleştiremediği belirtildi. Haberde, söz konusu grupların Suudi Arabistan’daki petrol sahalarına yönelik son saldırılarının ardından Suudi Arabistan’ın bu hafta Irak genelinde misilleme saldırıları düzenlemek üzere ABD güçleriyle açık şekilde iş birliği yaptığı aktarıldı.

ABD güçlerinin karadan çekilmesinden önce Patriotların kaldırılması ise Washington’ın elindeki önleyici füze stoklarının durumu ve bu sistemlerin bölgedeki ABD askerlerini korumak için nasıl önceliklendirildiği konusunda yeni soru işaretleri yarattı.

Kaynaklardan biri, “Kürdistan Bölgesi bir öncelik değil; açıkça Körfez ve Ürdün daha önemli” dedi.

Washington merkezli Uluslararası ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nin yayımladığı bir araştırma da ABD’nin İran ile ateşkesin bozulması ve taraflar arasında mayıs ayında varılan mutabakatın ardından azalan kaynaklarına dikkat çekti.

Nisan ayında yayımlanan önceki araştırmada ABD’nin Patriot stoklarının yüzde 55’ini kaybettiği belirtilmişti. Bu hafta yayımlanan yeni araştırmada ise Patriot sayısının yüzde 10 daha azaldığı ifade edildi.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporunda ise ABD’nin yılda yaklaşık 600 Patriot ürettiği, ancak Ukrayna’ya yapılan transferler nedeniyle mevcut stokların daha önce de önemli ölçüde azaldığı belirtildi.

Editör notu: Al-Monitor, 31 Temmuz 2026’da haberi güncelleyerek ABD’nin yıllık Patriot üretim kapasitesine ilişkin rakamları revize etti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...