8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

İspanya’nın Afrika’daki toprağı Ceuta’ya bir günde 60 bin göçmen girdi; en az 57 kişi hayatını kaybetti

İspanya Başbakanı, yaklaşık 60 bin göçmenin Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya geçmesinin ardından insan kaçakçılığı çetelerini suçladı. Yerel basına göre geçişler sırasında en az 57 kişi hayatını kaybetti.

Pedro Sánchez, yaşananları “İspanya’nın toprak bütünlüğünün ihlali” olarak nitelendirdi. İtalya ise Avrupa Birliği’nin sınır kontrollerinin kaldırılmasını öngören Schengen düzenlemelerini İspanya ile geçici olarak askıya aldı.

İspanyol yetkililer, Cuma akşamı itibarıyla göçmenlerin 48 binden fazlasının gönüllü olarak Fas’a döndüğünü açıkladı.

Göçmenlerin geçişindeki bu yoğunlaşma, İspanya Yüksek Mahkemesi’nin, Ceuta veya diğer İspanyol toprağı olan Melilla’ya ulaşmaya çalışırken denizde durdurulan göçmenlerin, Fas’a derhal geri gönderilemeyeceğine hükmetmesi kararının ardından gerçekleşti.

Fas’ın kuzey kıyısında bulunan Ceuta, İspanya anakarasından Cebelitarık Boğazı’yla ayrılıyor ve uzun süredir Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin odak noktalarından biri olarak görülüyor.

Yaz aylarında, genellikle sosyal medya üzerinden organize edilen büyük grupların Ceuta’ya ulaşmaya çalışması sıkça yaşanıyor.

‘En az yedi bin çocuk var’

Yerel yetkililer, son dönemde sınırı geçme girişimlerinin artması üzerine Madrid yönetiminden yardım istemişti. Ancak Perşembe günü sınır kontrollerinin tamamen çöktüğü izlenimini veren kaotik görüntüler ortaya çıktı.

Ceuta Özerk Şehri Başkanı Juan Jesús Vivas, gelenlerin sayısının, son yerel verilere göre yaklaşık 83 bin 600 nüfusa sahip kentin nüfusunun yüzde 70’ine denk geldiğini söyledi.

İspanya İçişleri Bakanlığı ise BBC’ye verdiği bilgide tahminlerinin biraz daha düşük olduğunu belirterek Perşembe gününün ilk saatlerinden bu yana yaklaşık 50 bin kişinin geldiğini açıkladı.

İspanya, Ceuta ve Melilla’daki güvenliği güçlendirmek amacıyla silahlı kuvvetlerini bölgeye konuşlandırdı. Melilla’da da gece boyunca 300 ila 400 kişinin sınırı geçtiği bildirildi.

Ceuta’ya girenlerin büyük bölümünü genç erkekler oluşturuyor. Ancak kalabalıkların arasında kadınlar, çocuklar ve hatta bebekler de bulunuyor. Yetkililer, son 24 saat içinde bölgeye yasa dışı yollarla geçenlerin en az 7 bininin reşit olmadığını tahmin ediyor.

İşsizlik oranının yüksek olduğu Fas’ta geçen yıl Z kuşağının öncülük ettiği hükümet karşıtı gösteriler düzenlenmişti. Gençler daha iyi fırsatlar yaratılması ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi talebiyle sokaklara çıkmıştı.

Ceuta ve Melilla’nın İspanya’yla geçmişi 15’inci yüzyıla kadar uzanıyor. İki bölge de 1995’ten bu yana sınırlı bir özerkliğe sahip.

Fas’ın hak iddia ettiği şehirler, uzun zamandır iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde gerilim noktası oluşturuyor.

Ceuta ve Melilla aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırlarını oluşturuyor.

Göçmenler normal koşullarda Ceuta’ya ulaşabilmek için kıyının daha ilerisindeki noktalardan birkaç kilometre yüzüyor. Ancak bu kez sınır çitine kolaylıkla yaklaşabildikleri anlaşılıyor.

İlk aşamada bazı göçmenler mendirekteki kayaların üzerinden yürüyerek yapının uç kısmından dolaştı. Ancak çoğu, diğer taraftaki plajlara ulaşabilmek için denize girip yüzmek zorunda kaldı.

Bu sırada Faslı sınır muhafızlarının nerede olduğu ve göçmen gruplarının neden dağıtılmadığı ya da durdurulmadığı henüz bilinmiyor.

Yerel halk nasıl tepki verdi?

Göçmenler, 31 Temmuz 2026’da denizden ve karadan Ceuta’ya geçerken kentin merkezinde toplandı.

Yerel basın, Perşembe gününden bu yana Ceuta sokaklarında kaos yaşandığını bildirdi.

Anne ve babasını görmek için kentte bulunan Carmen Gonzalez Bermudez, BBC’ye yaptığı açıklamada son 24 saatin “çok bunaltıcı” geçtiğini söyledi.

Bermudez, “Mayolarıyla, sırılsıklam hâlde denizden çıkan binlerce, binlerce ve binlerce insan gördüm” dedi.

“Çoğunun yalnızca kendileri için daha iyi bir gelecek arayan iyi insanlar olduğunu biliyorum. Ancak biz onlara bunu sağlayamayız.”

Ceuta’daki mağazaların kapandığını ve insanların korktuğunu belirten Bermudez, 2021’de yaşanan önceki göçmen akınına değinerek şunları söyledi:

“2021’de polisimizin ve askerlerimizin bir şeyler yaptığını görmüştük. Dün de sokaklardaydılar ama hiçbir şey yapmıyorlardı.

“Her şeyden önce bu durum gerçekten korkutucu. Bununla mücadele etmiyorlar, yalnızca bu insanların içeri girmesine izin veriyorlar.”

Bir hastanenin güvenlik görevlisi ise İspanyol haber sitesi ABC’ye şunları söyledi:

“Kimse sokağa çıkmıyor. İnsanlar korkuyor. Bu, daha önce yaşadıklarımızdan daha güçlü ve daha saldırgan.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...