9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Belçika’da dört kadını öldürüp ömür boyu hapse mahkum edilen kişi Türkiye’de serbest bırakıldı

Belçika’nın Gent şehrinde eşi ve hamile kız kardeşinin de aralarında bulunduğu dört kadını öldürüp, iki kişiyi de ağır yaraladığı gerekçesiyle ömür boyu hapse mahkûm edilen Osman Çallı’nın, cezasının geri kalanını çekmek için iade edildiği Türkiye’de serbest bırakıldığı ortaya çıktı.
Belçika Adalet Bakanlığı, Türk makamlarından açıklama talep etti. Kurban yakınları ve mağdurlar da karara tepki gösteriyor.
Gent şehrinde yaşayan Osman Çallı, 11 Kasım 2004 gecesi, 25 yaşındaki eşi Teslime ile hamile olan 19 yaşındaki kız kardeşi Hacer Çallı’yı sandalyeye bağlayıp kurşunladıktan sonra, üzerlerine yorgan yığıp ateşe verdi.
Daha sonra Aalst kentine giden Çallı, burada eski eşi ve kayınvalidesi ile evdeki bir erkeği kurşun yağmuruna tuttu. Eski eşi ve kayınvalidesi ölürken, Belçikalı erkek ağır yaralandı.
Tekrar Gent’e dönmek üzere yıla çıkan Çallı, otomobilinin arıza yapması üzerine bir kadın sürücüyü silah zoruyla rehin aldı.
Gent’te eşiyle ilişki yaşadığını öne sürdüğü Biçer Erbil adlı kişinin evine giden Osman Çallı, onu da ağır yaraladı.
Daha sonra polise teslim olan ve “Ailemin namusunu temizledim” diyen Çallı’nın, Belçikalı eşinden olan oğlunu kaçırmak suçundan 18 ay hapis cezasına çarptırıldığı da ortaya çıktı.
Gent’te dört yıl süren yargılama sonunda Osman Çallı, ömür boyu hapse mahkûm edildi.
Çallı, mahkûmiyetten beş yıl sonra, cezasının geri kalanını Türkiye’de çekmek için başvuru yaptı. 28 Haziran 2013’te Türkiye’ye iade edilen Çallı, 2014 yılından itibaren Belçika ulusal adli sicilinden silindi.

‘Cezanızın beşte ikisini çektikten sonra serbest kalabilirsiniz’

BBC’den Yusuf Özkan’ın haberine göre, Türkiye’de fiilen üç yıl hapis yatan Osman Çallı’nın, 2020 yılından bu yana özgür olduğu ortaya çıktı.
Belçika medyasına konuşan avukatı Ergun Top’a göre, 2016 Eylül ayından itibaren Osman Çallı yarı özgürlüğe sahip oldu, 10 Kasım 2019’da da şartlı tahliye ile salıverildi. Çallı, 2020’de de tamamen özgürlüğüne kavuştu.
Belçika medyasında, Çallı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affıyla salıverildiği öne sürüldü. Ancak Avukat Top bunun doğru olmadığını açıkladı.
Top, “Türkiye’de cezanızın beşte ikisini çektikten sonra serbest kalabilirsiniz. Tahliyenin Cumhurbaşkanı affıyla değil, Türk hukuk sistemi ile ilgisi var” diye konuştu.

‘Güneşin ve denizin tadını çıkarıyorum’

Şu anda 63 yaşında olan Çallı, kendisini telefonla arayan Belçika’daki VTM Haber kanalı muhabirine, “Burada güneşin, denizin ve kumsalın tadını çıkarıyorum. 15 yıl boyunca cezamı çektim. Burada yeni bir hayata başladım. Yakında bir oğlum olacak. Artık rahat bırakılmak istiyorum” dedi.
Çallı’nın vurduğu ve hayatta kalan iki kurbandan biri olan Henri De Cooman’ın avukatı, Yeni Flaman İttifakı Partisi (N-VA) Milletvekili Christoph D’Haese, dört kadının katili Çallı’nın, Belçika’da cezasını çekmek yerine özgürce dolaşmasını, “utanç verici ve anlaşılmaz” diye değerlendirdi.
Belçikalı milletvekili, “O kişi, dört kadına sözde namus duygusuyla saldırdı ve katletti. Çallı, yakınlarına da tarifsiz acılar yaşattı. Böyle biri ömür cezayı hak ediyor, bir gün bile eksik değil” diye konuştu.

‘Türk makamlarından açıklama istedik’

Belçika Adalet Bakanlığı, Çallı’nın serbest bırakılması konusunda Türkiye’nin kendilerini resmi olarak bilgilendirmediğini öne sürdü. Bakanlık’tan yapılan açıklamada, “Şu anda Çallı’nın durumu hakkında resmi bir bilgimiz yok. Türk makamlarından açıklama istedik, yanıt bekliyoruz” denildi.
Osman Çallı’nın, Türkiye’nin 1983’te imzaladığı ve Belçika’nın da taraf olduğu “Hükümlülerin Nakline İlişkin Avrupa Sözleşmesi” uyarınca iade edildiği belirtildi.
Anlaşma kapsamında her iki ülkenin de iadeye onay vermesi durumunda, hükümlünün cezası, gönderildiği ülkenin yasalarına dönüştürülüyor.
Anlaşmaya göre, infazın devam edeceği ülkenin, cezanın uygulanma biçimi ve olası tahliye konusunda diğer ülkeyi bilgilendirmesi gerekiyor.
Ancak Belçika makamlarına göre, Türkiye bunu yapmadı. Adalet Bakanlığı yetkilisi Sharon Beavis, Nieuwsblad gazetesine yaptığı açıklamada, iade sonrası Belçika’nın Türkiye’deki ceza prosedürü üzerinde hiçbir etkisi kalmadığını vurguladı.
Belçika makamlarının açıklama talebi, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği aracılığıyla Ankara’ya iletildi.
Geçen yıl Belçika’dan 91 hükümlü, cezalarının geri kalanını tamamlamak üzere Hollanda, Fransa, Romanya, Polonya, Bulgaristan ve İtalya’nda aralarında olduğu ülkelere iade edildi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...