8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

ABD öncülüğündeki yabancı güçlere yardım eden Afganları almaya Danimarka’dan onay, İsveç’ten ret

Kopenhag ABD’nin izinden giderek Danimarka ordusuyla işbirliği yapmış Afganları tahliye edeceğini açıklarken, İsveç ordusuna çalışmış yaklaşık 15 çevirmenin getirilmesine hem göçmen kurulundan ret hem de hükümetten itiraz geldi.

ABD öncülüğündeki yabancı güçlerin çekilmesine koşut, Taliban, Afganistan’ın önemli bölümünü ele geçirirken, yabancı güçlerle işbirliği yapan Afganların akıbeti büyük soru işareti oluşturuyor. Washington, ABD için çalışan Afganlar için çeşitli mülteci programlarını devreye sokarken, gözler diğer ülkelere çevrildi. 

‘Kimseyi muallakta bırakmayacağız’

Kopenhag, ABD’nin izinden giderek, Danimarka ordusu için çalışmış Afganları tahliye edeceğini açıkladı.

Berlingske gazetesine konuşan Dışişleri Bakanı Jeppe Kofod “Afganistan’da özelikle tehdit edilen çalışanları kısa süre içinde tahliye etmeye ve sığınma işlemlerini Afganistan’dan Danimarka’ya taşımaya hazırız” dedi. Tahliyenin nasıl gerçekleşeceğine değinmeyen Kofod, ‘Danimarka’nın kimseyi muallakta bırakmayacağını’ söyledi. 

İsveç’in 15 civarında Afgan çevirmene ödülü

Danimarka’nın komşusu İsveç’ten ise göçmen kurulunun ret kararının ardından 15 civarında Afgan çevirmeni kaderlerine terk etme beyanı geldi.

İsveç Radyosu’na konuşan Afgan çevirmenlerden biri “İsveç ordusuna hizmet ettik, askerlerle cephede birlikte çalıştık. Gece gündüz omuz omuzaydık. Ödülü de işte bu oldu” dedi.

Hükümetin savı anayasanın ihlali

Sağcı parti Ilımlı Birlik, ‘sığınmacı kotası sisteminde İsveç ordusu işe işbirliği yapmış Afgan çevirmenlerle çalışanlara öncelik verilmesi’ için göçmen kuruluna çağrı yaptı. Sosyal Demokrat Partili Adalet ve Göç Bakanı Morgan Johansson ise ‘hükümetin bireysel dosyalara müdahalesinin anayasanın ihlali anlamına gelebileceğini’ söylerken, Savunma Bakanı Peter Hultqvist de kendisine destek çıktı. Bunun üzerine kamuoyundan daha önce 9 bin Afgan’a göçmen kurulunun reddetmesine rağmen oturma izni verildiğini hatırlatan sesler yükseldi. 

‘Elbette koruma sunulması lazım’

Birleşmiş Milletler’e bağlı Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargıçlık yapmış olan avukat Krister Thelin “Afganistan’da İsveç birliklerine yardım etmiş çevirmenlere elbette koruma sunulması gerekmektedir. Çıkarılan engeller bunu sağlamaktaki isteksizliği gözler önüne seriyor” dedi. 

‘Bugüne dek İsveç göç kurallarına 40 takla attırmıştınız’

Gazeteci Fredrik Johansson, İsveç göç politikalarının tutarlılığı ve itibarıyla ilgili söyleme “İsveç geçmişte sığınma hakkı tanınmayan 9 bin Afgan’ın İsveç’te kalmaları için birçok kez kuralları değiştirdi ya da esnetti. Burada uluslararası görevdeki İsveç ordusunun çabalarına önemli katkıda bulunmuş 10’dan fazla kişiden söz ediyoruz” diye itiraz etti.  

ABD’den Afganlara Türkiye işareti

Afganistan’da ABD hükümeti veya ABD ordusuyla işbirliği yapanları başta çevirmenlerle aileleri olmak üzere Özel Göçmen Vizesi (SIV) ile ABD’ye yerleştirme operasyonu yürüten Washington, ayrıca ABD’nin finanse ettiği projeler, ABD merkezli STK’ler ve medya kuruluşları için çalışan Afganlar için üçüncü ülkelere gidip oradan sığınma başvurusu yapmalarını içeren ‘Öncelik İki’ isimli yeni bir program başlattı. Program, Türkiye’yi de Afganların sığınma başvuruları tamamlanana dek 12-14 ay bekleyecekleri üçüncü ülke olarak gösteriyor.

Afganistan Taliban’ın eline düştü düşecek 

Afganistan’da ABD’nin çekilmesiyle hükümet güçleri büyük çöküş yaşıyor. Dün kuzeyde birkaç saat arayla üç vilayet merkezini ele geçirerek kontrolüne aldığı vilayet merkezi sayısını 5’e çıkaran Taliban, ülkenin yüzde 80’inden fazlasını kontrol ettiği iddiasında. 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...