8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Çokça Yaşantının Ortak Paydada Birleştirildiği Roman: Leyla’nın Evi

Haber Merkezi I Sevgili kızım Leyla,

Geçmişteki olayları gözünde canlandırman zor olacağı için ne demek istediğimi belki de tam olarak anlayamayacaksın. Çünkü bu ülke bu kadar büyük bir sarsıntı yaşamasaydı, temelleri çökmeseydi, belki de ailem ve ben bu boyutta bir trajedi yaşamayacaktık.

Onlar; bu bahçede, bu yalıda, bu küçük evde yaşayan iyi niyetli insanlardı. Hepsi birbirini çok sevdi ama annem ve babamın karşı konulamaz aşkı olayları çığırından çıkardı, ailenin başına gelen felaketlerin başlangıcı oldu. Buna rağmen o genç kızı ve o genç subayı suçlamak içimden gelmiyor. Ölümü göze alacak kadar aşık olmalarında yüreğe dokunan bir yan var. Sizin zamanınıza gelinceye kadar aşk kelimesi aynı anlamı koruyacak mı bilmiyorum ama onların bu duygusuna saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili kızım, seni çok sevdim. Seni kucağıma aldığımda, teninin kokusunu içime çektiğimde, sanki bir zamanlar bu yalıda yaşamış olan insanların sende devam edeceği duygusuna kapıldım. Bosnalı ailesinin benim ölümle birlikte tarihe karışmayacağı umudunu korudum.

Bu yüzden, noterde hazırladığım bir vasiyetle bu küçük evi sana bıraktım. Burada yaşamanı, mutlu olmanı ve bizi hatırlamanı istiyorum.

Son sözüm: Leyla’nın evi Leyla’ya.

Büyükannen Leyla Bosnalı

“ Leyla’nın Evi” Ömer Zülfü Livaneli tarafından 2006 yılında kaleme alınmıştır. 30 dile çevirilip çok satanlar listesinde üst sıralarda yer almasının yanı sıra, Nedim Saban tarafından da sahneye büyük başarı ile taşınmıştır. Ayrıca yayımladığı dönemde “Ayın Büyük Romanı” ödülünü almıştır.

Bu romanında, Livaneli, birçok hayatı harmanlayıp sıra dışı bir olay örgüsü kurgulamıştır. Bir tarafta İstanbul hanımefendisi, paşa torunu, Leyla Hanım; Leyla Hanım’ı yaşlılığında oturduğu yalı müştemilatından kovan Ömer Bey ve karısı; tüm umutlarını oğluna bağlamış Ömer Bey’in babası, Kadızade konağının vekilharcı, Ali Yekta Bey; dağlılar diye nitelendirilen Boğaziçi sakinleri; diğer tarafta Almanya’da gölgelenmiş bir ailede doğup büyümüş, kimliğini, var oluşunu reddeden Roxy- gerçek adı Rukiye- ; Roxy’e aşık olmuş gazeteci Yusuf ve Roxy Animals.

Livaneli, bu kadar farklı kültürlere sahip birkaç nesli harmanlıyor, kendini ve kimliğini inkar eden Rukiye’nin hayatını değiştirip, kendini kabullenmesi için bir eşik olacak olan Leyla Hanım ile tanışmasını ve çekişmeli yaşantılarını anlatıyor.

Dramatik olay örgüsünü bir tarafa bırakacak olursak, Livaneli, bu kitabında günümüzün büyük problemlerinden biri olan “göç” sorununa dikkat çekmiştir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğunun yıkıldığı sırada, azınlıkların ve Osmanlıların göçmesi sonucu herkesin birbirinin evine yerleşmesini konu etmiştir.

Hiç beklenmedik bir anda evsiz kalan, gidecek hiçbir yeri olmayan Leyla Hanım’ın, Yusuf’un evine sığınması ile başlamaktadır hikâye. Leyla Hanım’ın yalnız ve kendine kadar olan yaşantısında, gelişen dünyadan uzak kalışları, birtakım insanların acımasızlıkları, güven ortamının sağlanamaması, din, politika, basın gibi bir çok unsura değinilerek de süregelmiştir. Kitap, özellikle hayata ve birbirlerine çok yabancı iki kadının birbirlerini ve sezinleyemedikleri hayatı keşfetme öyküsü olarak nitelendirilebilir.

Kısaca ifade etmek gerekirse: Livaneli, çokça yaşantıyı ortak paydada birleştirmiş ve neden bunları ben yazamadım, neden benim aklıma gelmedi dedirtircesine her bir karakteri ayrıntılı ve özenli işlemiştir.

Ayrıca “Leyla’nın Evi” üzerine Zülfü Livaneli ile gerçekleştirilen söyleşinin, romanın sonuna iliştirilmiş olması, roman-yazar-okuyucu arasındaki ilişkiyi bütün hâline getirmek adına çok olumlu bir yaklaşım olmuş.

İnceleme:  Büşra Abacı

Yazar: Ömer Zülfü Livaneli

Kitap: Leyla’nın Evi

Sayfa sayısı: 271

Yayın yılı: Doğan kitapta 1. Baskı Mayıs 2012

48.baskı: Mayıs 2017

 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...