9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Sancar: Mafya, uyuşturucu kaçakçılığı, iktidarların kontrolü olmadan işleyemez

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları ile gündem gelen mafya-siyaset odaklı kirli iş ve ilişkilere dair değerlendirmelerde bulunan HDP EŞ Genel Başkanı Mithat Sancar, “Türkiye’de çeteler, mafya, uyuşturucu kaçakçılığı, iktidarların bilgisi, kontrolü olmadan işleyemez” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TBMM’de düzenlenen grup toplasında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçtiğimiz hafta özel bir yayında “Benim dönemimde faili meçhul yok” demesini değerlendiren Sancar, “Evet, kendi döneminde bir faili meçhul yok, hepsinin faili belli ama yargılanmıyorlar” dedi.

Sancar, Sedat Peker’in iddiaları ile oluşan çete-mafya gündemi hakkında, “Türkiye’de çeteler, mafya, uyuşturucu kaçakçılığı, iktidarların bilgisi, kontrolü olmadan işleyemez” diye konuştu.

Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Halkımızın kararlılığı ve haklı mücadelesi karşısında hiçbir zorba yönetimin başarı şansı yoktur, olmayacaktır. Hakkari’ye, Şemdinliye gitmemizin özel bir sebebi vardı. Derecik’te bir çoban ve arkadaşı askerin açtığı ateş sonucu yaralanmıştı 15 gün önce. Hakkari’de son 5 yılda 15 sivil kolluk güçlerinin hedef gözeterek açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.17 sivil yaralandı. Biz de halkımızın sahipsiz olmadığını göstermek halkımızla kucaklaşmak amacıyla gittik. Kürt halkı sahipsiz değildir. Bu zorbalığı alt edecek birikime ve inanca da sahiptir.

İçişleri Bakanı da geçenlerde kendi döneminde faili meçhul cinayet olmadığını, işkence yapılmadığını söyledi. Doğrusu şu: Kendi dönemindeki cinayetler faili meçhul değil, apaçık belli. Bunlar yargılanmıyor, yargı önünde hesap sorulmuyor. Burada cinayetlerin faili belli, akıbetler belirsiz. Biz onu da adaletle belirli hale getirmek için yürütüyoruz mücadelemizi.

Erdoğan dönemin Başbakanı’yken, Şemdinli’den gelen bir heyete, ‘Benden yol isteyin, su isteyin ama bu olayı çözmemi istemeyin’ demişti. Bunları unutmadık, Kürt halkı da unutmaz Türkiye’nin halkları da unutmaz. Kürt’e bakışık bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığına tanık oluyoruz. ‘Size su getirelim ama onurunuzdan ve onurunuzdan vazgeçin, haksız hukuksuz yaşamı kabul edin’. Hayır, kabul etmeyeceğiz bunu.

Sırtını iktidara dayayan güvenlik mekanizmaları sanıyor ki bu bölge gözlerden uzak, istediğimizi yaparız, sivilleri vururuz, kimse sesini çıkaramaz. Halkımızı yalnız ve sahipsiz sanıyorlar. Halkımız kendisinin iradesine ve özgürlüğüne sahip çıkacak güce sahiptir. Biz bu mücadeleden bir milim sapmayacağız yolumuzdan. HDP onuru, hayatı, özgürlüğü ve barışı savunmak, bunların hayata geçtiği bir düzeni kurmak için vardır.

Şemdinli’de ve Hakkari’nin diğer bölgelerinde sivilleri hedef alan saldırılar sonrası yapılan açıklamalara bakın. Kaçakçılık gerekçesinin arkasına sığınıyorlar, oysa katledilenler sınırda bile değil, şehrin merkezinde.

Kaçakçılık dedikleri ne halkımız için? Bunlar yoksul halkın ekmek ve geçim kavgasından başka bir şey değil. Sınırın diğer tarafında akrabalar var. Zaten sınırın yapay bir bölünmeden başka bir şey olmadığını da biliyoruz. Diğer tarafta da aynı halklar yaşıyor. Ziyaretlerinde birkaç eşya da getiriyorlar. Bunlara kaçakçı muamelesi yapılıyor. Roboski’de de aynı gerekçelerle savaş uçakları 34 insanımızı katletmiştir. 33 kurşunun hikâyesi de aynıdır. Buradaki politika halkı yoksul ve aç bırakmak, iktidara bağımlı hale getirmek ve onursuz bir yaşama mahkûm etmek. Bunu başaramayacaklarını her fırsatta söyleyeceğim.

‘KAÇAKÇILIK, UYUŞTURUCU, SİLAH TİCARETİ ARIYORSANIZ KOLOMBİYA’YA, KIBRIS’A BAKIN’

Kaçakçılık, uyuşturucu, silah ticareti mi arıyorsunuz? Kürt halkının geçim derdi için getirdiği basit eşyalara bakmayın, Venezuela’ya bakın, Kolombiya’ya bakın, Kıbrıs’a bakın, Suriye’ye yolladığınız TIR’lara, gemiciklerinize, uçak filolarınıza bakın.

Bir siyasetçinin Susurluk döneminde kayıtlara geçen sözünü sembol olarak okuyacağım. Dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, 2000 yılında Radikal’e ‘Türkiye’nin bir ucundan girip bir ucundan çıkıyor değil mi uyuşturucu?’ Böyle soruya şu yanıtı veriyor: ‘Tabii, polis yol verir, TIR’lar yürür, önde polis arabaları gider, arkada bilmem neler eskort yapar, bu uyuşturucu bu şekilde 50 senedir gider.’ Hâlâ da gidiyor.

Bunlar ilk defa söylenmiyor. Yüzlerce bilgi belge, itiraflar var. Buna itiraz edin, edemezler çünkü bu işler böyle devam ediyor.

‘İKTİDARIN BİLGİSİ OLMADAN İŞLEMEZ’

Türkiye’de çeteler, mafya, uyuşturucu kaçakçılığı, iktidarların bilgisi, kontrolü olmadan işleyemez. Bunların kaynağı nedir? Niye buna ihtiyaç duyuluyor peki?

Esas olarak bu kirli ağların ve ilişkilerin temeli Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikası: İnkar, imha ve savaş politikalarıdır. Bu politikalarla Kürt sorununa yaklaşan iktidar, bu politikaları finanse etmek için bütçenin açık ya da örtülü kaynaklarıyla yetinemiyorlar, başka kaynaklara ihtiyaç duyuyorlar. Hukuk dışına çıktıklarında, devletin nizami güçleriyle bu politikaları yürütmeyi istemiyorlar çünkü işlenmiş ve işlenecek suçlar çok büyük. Bunun sorumluluğundan kaçmak için mafyayı devreye sokuyorlar. Kürt sorununda çözümsüzlük politikası, savaş, imha ve inkar anlayışı böylece çürütüyor ülkenin her tarafını.

‘SORUNUN KAYNAĞI KÜRT MESELESİNDE İNKAR, SAVAŞ VE İMHA POLİTİKALARI’

Bu kirli döngü, kanlı girdap bazen yavaşlar, bazen gözlerden ırak tutulur ama yeniden büyüyerek hayatlarımıza musallat olmaya devam eder. Bu ülkenin insanlarının hayatlarını, ekmeklerini rehin almaya devam eder. O nedenle çareyi doğru tespit etmek için teşhiste anlaşmamız gerekiyor. Bilelim ki sorunun kaynağı Kürt meselesinde savaş politikaları, inkar ve imha zihniyetidir. Çözüm de bellidir, en başta Kürt sorununda demokratik siyasette barışa giden yolu açmaktır. Çare, demokrasi ve barıştır. Burada anlaştığımızda, ahtapotun diğer kollarına kolayca uzanır ve etkisiz hale getiririz.

Susurluk’ta birkaç yargılama göstermelik oldu ama faili meçhul cinayet davalarından JİTEM davalarından doğru düzgün sonuç çıkmadı. Çıkmayınca, o dönem bunları yapma hakkını kendinde görenler, ihtiyaç duyduğumuzda yeniden yaparız cesaretini alıyorlar işte. Biz diyoruz ki geçmişte yüzleşme, hesap sorma gereklidir. Her şeyden önce ‘bir daha asla’ diyebilmek için gereklidir. Biz şimdi güçlü bir sesle bağırmak zorundayız ‘bir daha asla’ diye.

‘2015 KONSEPTİ ŞİMDİ YÜRÜRLÜKTE’

2015 konsepti şimdi yürürlükte, buraya çözüm sürecinde masanın AKP tarafından devrilmesiyle geldik. İktidar, çözüm ve demokratikleşmenin konuşulduğu o süreçte, son olarak Dolmabahçe’de kurulan masaya tekmeyi vurdu, yeni Susurluk masasını kurdu, yeni ortaklar edindi AKP. Bunları birleştiren tek ortak nokta var, Kürt düşmanlığı. Kürt düşmanlığı üzerinden işleyen bu sistem, bütün halka, bu ülkeye düşmanlıktan başka bir şey üretmez. Bunu şimdi ortaya çıkan ifşaatlarla görüyoruz. Kürt halkına yönelik çektirme planını devreye soktular, arkası geldi. Yargı sistemini, medyayı, siyaseti savaş politikalarına göre yeniden şekillendirdiler.

Şimdi konuşmakta olduğumuz bu çöküş, kara para trafiği aynı zihniyetin güncellenmiş şeklinin sonucudur. Savaş politikalarıyla hem halkın evine ateş düşürüyorlar hem de işsizlikle halkın cebini talan ediyorlar. Doksanlarda binlerce köyü yakıp yıkan zihniyet bugün de gençlerin, çocukların geleceğini yıkmaktadır. Bu politikanın tek tanımı; çökertme, yakma, yıkma talan…

Bizim bunu mutlaka değiştirmemiz lazım. Yeni diye inşa ettikleri sistem de Susurluk koalisyonunun yeniden siyaset merkezli örgütlenmesi ve saray eliyle yönetilmesidir.

SEDAT PEKER’İN İDDİALARI

Bir mafya liderinin ifşaatlarına bakmamıza gerek yok. Bu bilgilerin yeniliği ya da önemi nedir diye sorarsanız, sadece kendisi konuşsa, itham ettiği kişiler sussa etkisi bu kadar olmayacak belki. Mesela Soylu çıkıp konuştuğunda, o ifşaatların hepsini itirafa dönüştürmüş oluyor. Kendini aklayacak hiçbir açıklama, gerekçe dile getiremiyor. Sedat Peker’in itham ettiği kişiler kendileri açıklama yaptıkça, o ithamları itirafa dönüştürüyorlar.

Sonra vatan millet propagandasıyla bu sorumluluktan kaçabileceklerini düşünüyorlar. Geçti o devir, şimdi karşılarında yoluna devam eden HDP, onun arkasında kararlılıkla yürüyen Kürt halkı, kadınlar, gençler, köylüler, emekçiler var.

‘AKILLI DAVRANSALAR SUSARLAR’

(Selvi’nin yazısına atıfta bulunarak) Her açıklama yeni bir itiraf. Ben onların yerinde olsam, biraz da akıllı davransalar susarlar. Yaptıkları her açıklama aleyhlerine delil oluşturuyor. Mutlaka yargılanacaklar, ve bu delillerle yargılanacaklar, kendi sözleriyle yargılanacaklar, bizim mücadelemizin sonunda hesap verecekler.

BAHÇELİ’NİN SÖZLERİNİ OKUDU

İktidarın ortağı Devlet Bahçeli, ‘Erdoğan hangi yetkiyle eli kanlı gruplara silah sevkiyatı yapmıştır’ demişti. Yani Suriye’ye gönderilen silahlar için söylüyor. ‘MİT TIR’ları felaket tablosundan sonra hiçbir hükümet ayakta kalamayacak’. Kaldı, sizin desteğinizle kaldı. Bütün bu açığa döktüğünüz suçlara ortak olarak bu iktidarı ayakta tuttunuz. Hepiniz sorumlusunuz. Belki de Tuğrul Türkeş’in o konuşmasından bir cümleyi de aktarmadan geçmek olmaz: ‘Vallahi de billahi de o silahlar Türkmenlere gitmedi.’ Nereye gitti? Biz biliyoruz nereye gittiğini. Bu silahlarla neler yapıldığını da biliyoruz. Bu hakikatin tümünü ortaya çıkarmak için de daha fazlasını yapacağız. Üstü örtülmek istenen bütün bu insanlık suçlarının açığa çıkmasını sağlayacağız, faillerinin hesap vermesini de mümkün kılacağız.

‘128 MİLYAR DOLARI ÇARÇUR EDİN DİYEN DIŞ GÜÇLER KİMLER’

Hep dış güçler, dış güçler. Halkı yoksulluğa, açlığa, çaresizliğe terk edip yandaş şirketlere katrilyonlar aktarın diye direten dış güçler kimler. Milyonlarca insanın yoksul bırakılmasına neden olan dış güçler kimler? MB’nin 128 milyar dolarını çarçur edin diyen dış güçler kimler? Beşli çeteyi ülkeyi talan ettiren dış güçler kimler? Halkı itiraz etmesin diye korkutmak için çete liderlerine miting yaptırıp halkı tehdit ettiren dış güçler kimler? Savcıların harekete geçmesini engelleyen dış güçler kimler? Demokratik siyaseti engellemeye yönelik her türlü operasyonu yapan, iktidara bunları dayatan dış güçler kimler?

Bu karanlık dönemden çıkış mümkündür. Güçlerimizi birleştirirsek, hep birlikte mücadele edersek… Biz HDP olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Önerilerimiz var, bu önerileri demokrasiden yana olan herkesle paylaşmaya devam edeceğiz.

HDP’NİN ÖNERİLERİ

Sadece birkaç başlık sayayım, ondan sonra bunları nasıl yapabileceğimize ilişkin bir söz söyleyeyim.

1-Her şeyden önce kendi mücadelemiz: Kendi mücadelemizi yürüttüğümüz alanlar hak, hukuk, demokrasi, özgürlük barış. Aş, iş, kadın yoksulluğuyla mücadele… Bunları birbirine bağlayacak temel hedefi örmeye çalışıyoruz, o da bu talan ve sömürü düzeninden kurtulmak.

2- Ortak demokrasi mücadelesi: Bunun için herkese görev düşüyor. Özellikle başta barolar ve hukuk örgütleri olmak üzere demokratik kitle örgütleri, emek meslek örgütlerine görevler düşüyor. Biz çalışmalarımızı bu çevrelerle paylaşacağız. Buradan çıkışı birlikte öreceğimiz barış ve demokrasi mücadelesi mümkün kılacaktır.

Parlamentoyu da harekete geçirmeye çalışacağız ama iktidar engelliyor. Güçlü bir toplumsal ortak mücadeleye ihtiyaç vardır. Yargıyı da harekete geçirmek için uğraşacağız ama kolay olmadığını biliyoruz. Onları cesaretlendirmemiz gerekiyor. Halkın, toplumun onlara sahip çıkacağını görmelilerdir cesaret için.

Bir maddemiz daha var: Erken seçim. Sadece bir bakan ya da adı geçen üç beş kişinin istifa etmesi, bütün çabaların oraya odaklanması bu sistemin yeniden üretilmesini kolaylaştırır. Sadece birkaç arızayı gidermiş olursunuz. Onlar ihtiyaç duyduklarında birbirlerini satacaklar bunları biliyoruz. Öyle olursa görevden almalar söz konusu olacaktır. Daha etkili çözüm, erken seçimi dayatmaktır. Toplumun çok büyük bir çoğunluğunun, demokrasi güçlerinin kuvvetli şekilde erken seçim talebini sahiplenmeleriyle sağlayacağız. Ancak bu şekilde toptan istifa ettirebiliriz. Hesap sormanın yeri de açılacaktır. Bizler milyonlarız. İşçiyle, esnafla, gençlerle, kadınlarla, çiftçilerle, Kürt’üyle Türk’üyle biz halkız.

Çözüm demokratik cumhuriyet, Kürt sorununda barış. Çözüm çözüm olmalıdır. İşte burada uzlaşabilirsek, bütün bu talan ağını, rant, mafyatik sistemi daha kolay teşhis eder, daha güçlü bir şekilde değiştirebiliriz. Sanıyorlar ki halklar bu ülkede sahipsiz. Hayır! Sabahın, yarınların, hakkın, özgürlüğün, barışın, umudun sahipliği vardır. Biziz. Halklardır!

Sabahın sahibi vardır.

Gün daima bulutta kalmaz, herhal ileridedir yaşanacak günlerin en güzeli.

İleride dediğimiz çok yakındadır. Yeter ki nefeslerimizi hep birlikte birleştirip, bulutlara üfleyelim. Dağılır o kara bulutlar, fırtına çıkar!

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...