8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

13 yaşındaki çocuğa tecavüz eden saldırganlar, ceza alacaklarını anlayınca yurt dışına kaçtı

Hatay’da 13 yaşındaki küçük kıza tecavüz etmekle suçlanan 8 sanıktan 5’ine ceza yağdı. 40’ar yıla yakın hapse çarptırılan sanıklardan Abdullah Gülücü, Yakup Gülücü, Nasreddin Halbaba ve Mehmet Zarif Gündoğan ceza alacaklarını öğrenince yurt dışına kaçtı.

Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya göre, saldırının yaşandığı sırada Ş.U. 13-14 yaşındaydı. İlk olay Ocak 2014’te yaşandı. Dosyaya göre, ailesine destek olmak için hafta sonları bir paketleme fabrikasında çalışan Ş.U., aynı fabrikada çalıştığı Selma Akın ile birlikte eve dönüyordu.

Akın bir süre sonra, Ş.U.’yu farklı bir sokağa yönlendirdi. Ş.U. bir anda tedirgin olsa da duruma anlam veremedi. İkili kısa bir süre yürüdükten sonra, sokağın içinde otomobili ile bekleyen Abdullah Gülücü’nün yanına geldiklerinde durdu.

Akın işbirliği içinde olduğu Gülücü’nün Ş.U.’yu zorla otomobile bindirmesine yardımcı oldu. Gülücü otomobilini hareket ettirirken Akın kendisine “Ş.’nin işini bitir geri getir seni burada bekliyorum” dedi. Gülücü, Ş.U.’yu, zeytinliklerin olduğu ıssız bir yere götürerek kendisine tecavüz etti. Gülücü ve Akın, Ş.’yi yaşananları ailesine anlatması halinde “Babanı öldürürüz, seni pavyona attırırız, tarlada ağaca bağlarız” sözleri ile tehdit etti.

Hürriyet gazetesinin haberine göre, küçük çocuğa dehşeti yaşatan ilk olaydan bir ay sonra Ş.U. bu kez okula giderken alıkonuldu. Yakup Gülücü, ağabeyinin de içinde olduğu otomobil ile Ş. U.’nun önünü keserek otomobile bindirdi. Gülücü kardeşler, tarlaların olduğu bir bölgeye götürdükleri Ş.U.’ya burada tecavüz etti.

Aynı kişiler Ocak 2015’te de Ş.U.’yu, sokakta arkadaşları ile oyun oynadığı sırada zorla alıkoydu. Bu kez, Yakup Gülücü’nün yanı sıra, Mehmet Zarif Gündoğan, Nasreddin Halbaba ve M.M. de otomobilin içindeydi. Küçük çocuk mahkemede, tüm sanıkları tek tek teşhis etti. Kimin, anılan gün, otomobilde hangi koltukta oturduğunu dahi anlatan Ş.U., söz konusu kişilerin yanında olan M.M.’nin ise o gün kendisine dokunmadığını söyledi.

‘Ruh sağlığı bozuldu’

Bir yıl süren tecavüz dehşeti ise Ş.U.’nun eniştesinin yönlendirmesi ile ortaya çıktı. 31 Temmuz 2015’te gözaltına alınan şüphelilerden Selma Akın dışında, diğerleri verdikleri ifadede suçlamaları reddetti. Ancak Akın, ifadesinde Abdullah Gülücü ile birlikte hareket ederek Ş.U.’nun tecavüze uğramasına sebep olduğunu kabul etti. Akın, savcılık aşamasında ise verdiği ilk ifadenin baskı altında alındığını öne sürdü. Akın’ın, “Tanımıyorum” dediği Abdullah Gülücü ile bir yıl içinde 378 kez telefonla görüştüğü ortaya çıktı. Sanıklardan bir kısmı, savcılık sorguları sonrası tutuklandı. Ş.U. için alınan Hatay Adli Tıp Kurumu raporu ve alınan psikolog raporlarında, beden ve ruh sağlığının bozulduğu kaydedildi. Raporlarda, uğradığı tecavüzü doğrulayan bilgiler yer aldı.

İlk duruşmada tahliye

İlk duruşmada tahliye edilip beş yıldır tutuksuz yargılanan sanıklardan Abdullah Gülücü 28 yıl 9 ay, kardeşi Yakup Gülücü 37 yıl 8 ay, Selma Akın 14 yıl, Nasreddin Halbaba ile Mehmet Zarif Gündoğan ise 36’şar yıl 3’er ay hapis cezası aldı. Sanıklar Ö.M. (25), M.M. (26) ile M.N. (52) ise beraat etti. Sanıklardan Akın tutuklanırken, ceza alan diğer sanıkların ise yurt dışına kaçtıkları öğrenildi. Bu arada, aynı zamanda aynı mahallede yaşayan sanıklar ve mağdur çocuğun ailelerinin, Afganistan’daki iç savaş nedeni ile 1982’de Hatay’ın Ovakent Mahallesi’ne yerleştirilen Özbekler olduğu anlaşıldı.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...