8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

84 yaşında ve 30 yıldır cezaevinde, elektrikli tekerlekli sandalye verilmiyor

1994’ten beri cezaevinde tutulan 84 yaşındaki hasta mahkum Sıddık Güler’e elektrikli tekerlekli sandalye verilmediği belirtildi.

Tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan Güler’in kızı Ayşe Güler, babasını 7 Aralık’ta bulunduğu İskenderun Cezaevinde ziyaret etti.

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre Ayşe Güler, babasının durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini belirterek, geç olmadan tahliye edilmesini istedi.

Babasının bakıma muhtaç oluğunu ve cezaevinde kalacak durumda olmadığını belirten Ayşe Güler, “Babam 84 yaşında ve 36 yıl ceza aldı. Bu cezanın bitimine 3 yıl kalmış. Babamın hastalıkları ilerlemiş ve tek başına kendine bakacak durumda değil. Yaşadığı sağlık sorunları dışında unutkanlık yaşıyor. Tek başına yürüyemiyor, kişisel ihtiyaçlarını gideremiyor. Cezaevindeki arkadaşları onun ihtiyaçlarını gideriyor ve onlar ilgilenmezse kendi başına hiçbir şey yapamayacak duruma gelmiş. Görüşe bile tek başına çıkamıyor. Görüşe geldiği zaman arkadaşları kolundan tutup, yardım ederek getiriyorlar. En son gittiğimde tek başına sandalyede bile duramıyordu” dedi.

Oğlu da cezaevinde

Kardeşinin de daha önce babasıyla aynı cezaevinde oluğunu ancak yetkililerin onları ayırdıklarını söyleyen Ayşe Güler, “Kardeşim ve babam cezaevindeler. Kardeşimle babam 1 buçuk yıl aynı cezaevinde kaldılar ama kısa bir süre sonra onları ayırdılar. Kardeşimin bu süreçte babamın yanında olması gerekiyordu. İçeride diğer arkadaşlar babamın ihtiyaçlarını karşılıyor ama kardeşim yanında olsaydı onun için daha iyi olacaktı. Babamın bir refakatçiye ve bakıma ihtiyacı var. Son süreçte telefon hakkını kullanırken bile arkadaşları yardımcı oluyor. Telefon hakkını kullanması gerektiğini bile onlar hatırlatıyor. Onların yardımı olmadan bizi arayamıyor” diye belirtti.

“Elektrikli (Akülü) tekerlekli sandalye talebimiz olmuştu”

Babasının tedavi için iki aydır İskenderun T Tipi Cezaevi’ne götürüldüğünü ancak herhangi bir tedavi yapılmadığını dile getiren Ayşe Güler, şunları söyledi:

“Babam, Menemen R Tipi Cezaevinde’ydi. Orada sözde tedavi olması için götürülmüş ama tedavi adına hiçbir şey yapılmadı. Babam normalde tekerlekli sandalyedeydi, önceki cezaevine elektrikli (Akülü) tekerlekli sandalye talebimiz olmuştu. Onlar da kabul etmişti ama İskenderun’a götürüldüğünden beri kedisine tekerlekli sandalyesi verilmiyor.

Babama tekerlekli sandalye verilmesi için avukatlar başvuruda bulundu. Babamın durumunu gördükten sonra avukatla konuştum. Savcılığın talebi kabul ettiğini ancak cezaevi yönetimini beklediklerini söyledi. Babama yapılan bu haksızlığın hesabını kim ödeyecek? Babam gözlerimin önünde eriyor. Cezaevlerinde binlerce hasta tutsak var. Tutsaklar cezaevlerinde yaşamlarını yitiriyorlar. Babam da onlardan biri olacak diye korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Cezaevinde kalabilir” raporu verildi

Birçok hastalığı olan babasına “Cezaevinde kalabilir” raporu verildiğini hatırlatan Ayşe Güler, şunları kaydetti:

“Babam kalp hastası, iltihaplı eklem romatizması, tansiyon hastası, 2 gözünden de ameliyat oldu. Gözleri iyi görmüyor ve kulakları da ağır işitiyor. Bulunduğu şehirde ve İstanbul’daki ATK’ye götürüldü ancak bir sonuç çıkmadı. Raporu avukatlarıyla bile paylaşmıyorlar. Sadece ‘cezaevinde kalabilir’ deniliyor. Sadece babam değil onun durumunda olan birçok tutsak var. Onları bir an önce serbest bırakmaları gerekiyor. Bu insanları hayatlarını evlerinde geçirmeli. Sadece bunu istiyoruz. Bu konuda sorumluğu olan herkes elini vicdanına koymalı. İktidara, devlet görevlilerine sesleniyoruz; Geç olmadan buna bir çözüm bulunsun.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...