8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

‘2018’de ortak aday çıkmadı, Türkiye 5 yıl kaybetti’ diyen Babacan: Abdullah Gül’e teklif yapıldığında ben de masadaydım

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “2018’de ortak aday çıkmadı Türkiye 5 yıl kaybetti. Abdullah Gül’e teklif yapıldığında ben de masadaydım. Aday olsa kazanıyordu” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Babacan, şu ifadeleri kullandı;

  • Şu anda ülkenin karşı karşıya kalmış olduğu tablo hakikaten oldukca can can sıkan ve üzücü bir tablo. Çete, mafya, kabahat örgütü şeklinde yapılar devletin zayıfladığı, kamu görevlileriyle bu tür yapılar arasındaki ilişkilerin güçlendiği durumlarda bu şekilde tezahür eder. Bunlar 1990’lı yılların karanlığında bu şekilde vardı. Bunların yine tezahür etmesi ülkemiz adına oldukca üzücü bir durum” değerlendirmesi yapmış oldu.
  • Daha yakın bir zamanda bir kabahat örgütünün hapiste olan bir lideri, iktidarın minik ortağının açık desteğiyle, açık bir halde mecliste hususi bir yasal düzenlemeyle özgür bırakıldı. Türkiye’de siyasal sertlik tekrardan sokaklara döndü. Gazeteciler ismen hedef gösteriliyor ve sokakta sertlik görüyorlar. Buradaki üzücü durum, bu ülkedeki tüm yetki tek elde toplandı. Sayın Cumhurbaşkanının da nihai bir sorumluluğu var. Gazeteciler, siyasetçiler sokak ortasında sertlik görmüş oldu. Sayın Cumhurbaşkanının en küçük bir ifadesini duymadım bu mevzularda. Bu şekilde durumlarda devlet, devlet bulunduğunu gösterir.
  • 3 tane video yayımlanmış, ben ilkinin 2-3 dakikası seyredip dayanamadım, kapattım. Şu sebeple ülkem adına üzülüyorum…Şu anda yapılması ihtiyaç duyulan nedir? Bu iddialar var mı? Savcılığın derhal resen hareket etmesi lazım. Burada bir sürü iddia var. Düzgüsel işleyen bir devlet yapısında bu tarz şeyleri değerlendirmek siyasal partilerin işi olmamalı. Savcılıkların derhal harekete geçip bu iddiaların doğru olup olmadığını araştırması lazım. Düzgüsel bir devlette, işleyen bir devlet yapısında olması ihtiyaç duyulan budur. Bu kadar iddia var ise, bu iddiaların doğruluğu, yanlışlığı açık bir halde ortaya konmalıdır. Bunun doğru adresi yargıdır.
  • Şu anda devlet yapısı ve yönetim sistemi batkı etmiş durumda Türkiye’de. Aynı şeyleri daha önceki dönemlerde de yaşıyorduk. Bir Bitcoin vakası var. Paraları toplayıp yok olan insanoğlu var. Biz bu tarz şeyleri banker faciasında gördük. 2000-2001 krizinde 20 tane banka battı, orada gördük. Bir de şimdi görüyoruz. Banker krizinin olduğu tarihte de çeteler mafyalar var. 90’ların sonlarına bakınca da aynı şeyi görüyoruz. Şu anda da aynı şeyi görüyoruz Türkiye’de. Ne oldu bizim cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine? Niye böylesine mühim vakalarda sistem çalışıp da gereğini yapmıyor? Şu anda batkı etmiş bir sistemden bahsediyoruz.
  • O dönemlerde biz uzunca bir süre hem İçişleri Bakanlığı hem Hakkaniyet Bakanlığı tarafınca sıkı bir duruş gördük. Mafyaya, çeteye, kabahat örgütlerine göz açtırmayacağız diyen İçişleri Bakanlarımız vardı bizim o dönem… Bugünkü Hakkaniyet Bakanı, bugünkü İçişleri Bakanı niye bu mevzularla ilgili susuyorlar? Mahkemeler bir sinyal alsa hükümetten derhal adım atar süreç. Yargı sistemini o şekilde bir hale getirdiler ki savcılar, hakimler de çekiniyor. ‘Kabahat örgütlerine göz açtırmam, bu ülkede bu tarz şeyleri yaşatmam’ dersiniz, bu tür örgütlere alanı daraltırsınız. En azından açıkca ortada olmalarını engellersiniz. Bunların bir kahraman şeklinde bazı siyasal partiler tarafınca ortaya konmasını engellersiniz.

Piyasaya sürülen videoların çocuklar ve gençler tarafınca da izlenebildiğine dikkat çeken Babacan, “O gençler diyorlar ki ‘Benim çalışacağım, hayatımı geçireceğim ülke bu ülke mi…’ Siyasal partinin genel başkanı hedef gösteriyor, sokak çeteleri gereğini yapıyor. Gençlerimiz bu şekilde bir ülkede yaşamak istemiyor. Devlet sert olsa bu mevzuda, devlet enerjisini bu noktalarda gösterir. Bir ülkede hakkaniyet yoksa, asayiş yoksa, hak yerini bulmuyorsa devlet niye var o süre? Yapamıyorlarsa bu işleri bırakmaları lazım” dedi.

Babacan şöyle devam etti:

  • Kişisel menfaatler ve grup menfaatleri olunca, kamu görevlileri ile dışardaki insanların beraberce çıkar ilişkileri oluştuğu sürece bir süre sonrasında bu çıkar ilişkileri, çıkar çatışmasına dönmüş. 3 videodaki iddialara bakın, burada karşılıklı çıkarlar ve çıkar çatışması var. Hakikaten oldukca oldukca yazık. Bunların bu şekilde ortalığa dökülüp de hala adım atılmaması da bir başka yazık, bir başka ayıp.
  • Uyuşturucu ticareti bu ülkenin bir gerçeği. Yoktur diye bir şey yok. En mühim deposu Afganistan’dan süregelen coğrafyadır. Türkiye üstünden Avrupa’ya gider. Bu bir gerçek. Bunun iyice minimize olduğu dönemler, devletin enerjisini gösterdiği dönemler vardır…Bu ülkenin sokaklarında uyuşturucu satılıyorsa hala bugün, gittiğim illerde de bunlarla karşılaştım. Annelerin en büyük yarası bu. Alışkanlık veren uyuşturucu maddeler bu ülkede kullanılıyorsa Türkiye’nin bu işle ilgili tecim yolu bulunduğunun göstergesi. Devlet, devletliğini bu zamanda göstermeli.
  • 2018’de ortak aday çıkmadı Türkiye 5 yıl kaybetti. Abdullah Gül’e teklif yapıldığında ben de masadaydım. Aday olsa kazanıyordu.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...