26 Ekim 2026
20.2 C
İstanbul

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır

“Irak ile anlaşmaya vardık

Irak’ın birliğine ve egemenliğine olan inancımız, Şengal’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik kaygımız doğrultusunda; güçlerimizin, yani Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri’nin (YJŞ), bağımsız askerî yapısının sona erdirilmesi, toplam 4 bin 165 kadın ve erkek savaşçının federal güvenlik sistemine entegre edilmesi ve silahların devletin denetiminde düzenlenmesi konusunda Irak Federal Hükümeti ile anlaşmaya vardığımızı duyuruyoruz.

Şengal Dağı başı dik ayakta kaldı

Bu anlaşma, Şengal’in tarihi ve Êzidî halkımızın Ağustos 2014’te IŞİD silahlı gruplarının elinde yaşadığı soykırım bağlamında ele alınmalıdır. Halkımız o dönemde katliam, kaçırılma, göç ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Ancak Şengal Dağı, halkını, toprağını ve onurunu koruyan Êzidî direnişinin kahramanları ve evlatlarıyla birlikte, soykırıma karşı direniş ve var olma iradesini somutlaştırarak başı dik ayakta kaldı.

YBŞ-YJŞ soykırımın acıları içinde kuruldu

Halkımızı, köklerinden koparılmak istenen toprağımızı ve boyun eğmeyi reddeden onurumuzu korumak amacıyla, kaderimizi belirleyen o anda Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ), acıların ve yaşam iradesinin içinden doğdu.

Kadın ve erkek savaşçılarımız halkımızı ve toprağımızı korumak için savunma ve kurtuluş mücadelesi yürüttü. Bu mücadelede 530 şehit verdik, yüzlerce savaşçımız yaralandı. IŞİD terör örgütünün yenilgiye uğratılmasının ardından Irak bayrağını Şengal’de ilk dalgalandıranlar biz olduk.

Anlaşma eksiksiz uygulanmalı

Bugün tarihimizin sayfalarını kapatmıyor, direniş yıllarındaki fedakarlıkları da inkâr etmiyoruz. Ancak bize dayatılan soykırım ve savaş döneminden çıkarak devlet kurumları bünyesinde çalışma aşamasına geçiyoruz.

Silahların devletin denetiminde düzenlenmesinin ve güvenlik kararlarının birleştirilmesinin egemenliğin tesis edilmesi, terörün geri dönmesinin önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel olduğunu vurguluyoruz. Bunun koşulu, anlaşmanın uygulanması sırasında savaşçılarımızın haklarının korunması, şehitlerin onuruna saygı gösterilmesi, Şengal’in güvenliğinin sağlanması ve halkının hakları ile özgünlüklerinin güvence altına alınmasıdır.

Şengal Yerel Yönetimi güçlendirilmeli

Devletin gücü yalnızca otoritesini uygulama kapasitesiyle ölçülmez; aynı zamanda yurttaşlarını kucaklama, onların uğradığı kayıpları tanıma ve haklarını güvence altına alma becerisiyle ölçülür.

Bu nedenle anlaşmanın başarıya ulaşması; maddelerinin ciddi biçimde uygulanmasını, soykırımın etkilerinin giderilmesini, kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını, kurbanların aileleri için adaletin sağlanmasını, göçzedelerin geri dönüşü için koşulların hazırlanmasını, Şengal’in yeniden inşa edilmesini ve bu felaketin bir daha yaşanmamasının güvence altına alınmasını gerektiriyor.

Ayrıca Şengal’de sivil kurumların ve yerel yönetimin rolünün güçlendirilmesinin, tüm bileşenlerin katılımını güvence altına alacak şekilde demokrasinin tesis edilmesinin ve bunun Şengal halkının tamamı için birleştirici bir güce dönüştürülmesinin önemini vurguluyoruz.

Uygulama aşamasında ulusal dayanışma ruhu sürmeli

Irak Başbakanı’na, hükümetin ilgili birimlerine, güvenlik güçlerine, siyasi ve toplumsal taraflara, ilgili komitelere ve heyetlere; soykırımın ilk günlerinden bugüne kadar Êzidî toplumuna destek veren ve müzakerelerin başarıya ulaşmasına, görüşlerin yakınlaştırılmasına ve engellerin kaldırılmasına katkıda bulunan herkese derin teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu ulusal dayanışma ruhunun uygulama aşamasında da devam etmesini diliyoruz. Böylece anlaşmanın sürdürülebilirliği güvence altına alınabilir, hedeflerine ulaşılabilir ve Şengal’in tüm halkı için barış, iş birliği ve hizmet temelinde yeni bir ufuk açılabilir.

En büyük başarı, halkımızın özgürce var olmasıdır

Şehit ailelerine, yaralılara, kayıpların yakınlarına, Êzidî halkımıza ve tüm Irak halkına bir kez daha hatırlatıyoruz: Fedakarlıklarımız silahlar uğruna değil; insan, toprak, onur ve yaşam uğruna yapıldı.

Çatışma cephelerindeki görevimizi yerine getirdik. Bugün de yeni bir aşamada sorumluluğumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. Irak’ın birliği ve egemenliği, Şengal’in güvenliği, halkının onuru ve bütün evlatları için barışçıl ve adil bir geleceğin inşası her şeyin önünde yer almaktadır.

Şehitlere bağlılığımız, insanların savaşın esiri olarak kalması değildir. Asıl bağlılık, onların uğruna canlarını feda ettikleri değerleri korumaktır. Soykırıma karşı en büyük zafer, halkımızın kendi topraklarında, kendi ülkesi Irak’ta, güvence altına alınmış haklarıyla canlı, özgür ve güven içinde, kendi varlığını koruyarak yaşamaya devam etmesidir.”

Son Haberler

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi

Brezilyalılar, yeni devlet başkanlarını seçmek için 25 Ekim Pazar...

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Trump: İran’a yeni bir askeri operasyon olabilir

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un İran'a karşı yeni bir...

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...