İZNEWS – Tülay TUNCABOYLU |
Bir ses duyarsınız ve birden bütün sesler susar ya…Öyle bir ses ki, dinleyince zihninizde ışıklar dans eder ya…İçinizde daha önce hiç fark etmediğiniz bir yer uyanır hani. Ve ince ince sızlar önce, sonra ilaç olur sakinleşir ya usulca. Haberi bile olmadan tanıştım ben, Melek Rojhat’ ın sesiyle…

Dinledim. Dinledim. Dinledim…
Sonra içime döndüm.
O muhteşem sesin içimde dokunduğu yerlere baktım. Ağrıyan, acıyan yerlerimin şifa bulduğunu gördüm. Bir ses bir yüreğe dokunmaya görsün, şifa bulur acıyan ve ağrıyan yerleri insanın.
Öğrendim.
Tek kelimesini bilmediğim bir dildeki sözlerin yarama derman olması ne tuhaf.
Söylediği sözlerin mânâlarını bilmemem önemli değildi.
Anladım. Öylesine hissederek söylüyordu ki, sözlerinden çok tam da acıyan yerlerime ok gibi saplanıyordu sesiyle.
Bir ses bir nefes böyle mi ulaşır insana?
Ulaşırmış. Öğrendim.
İnsanların ruhlarına bu derece işleyebilmek için hayatın acılı, sancılı ve ağır yollarında yalın ayak yürüyerek yol almak gerekirmiş, biliyordum.
Yoksa nasıl ulaşır insan bir yüreğe, kendi yüreğinin çığlıklarını kendi sesine ulaştırmayınca?
Evrenin bize sunduğu bu güzelliği tanımalıydım.
Bu bir lütuf ve bunu öğrenmeliydim.
Anlat bana kendini Melek Rojhat, bilmeliyim bu sesin sırrını.
Bu yalnızca bir ses değil acının, yaşanmışlıkların, yaşanmamışlıkların çığlığı binlerce yıl evvelinden.
‘’Anlat’’ dedim. Kırmadı…
‘’Sor söyleyeyim’’ dedi.
Ben sordum o söyledi.
O söyledi ben hüzünlendim.
16 Şubat 2018’de bir cuma günüydü.
Gözlerim yaş içinde dinledim anlattıklarını.
Ve anladım neden ateşlerde kavrulanlara ulaştığını.
Ateşlerde yananlar acılarda büyüyenler ulaşır çünkü yangınlı yerlere.
Oraları dağlarlar kendi ateşleriyle ve iyileştirirler sonra…
Anlattıklarını dinledikçe
‘’Bunlar bende kalmamalı. Paylaşılmalı. Herkes öğrenmeli.’’
Dedim.
‘’Oluuur’’ dedi. Onur duydum…
Söyleşimiz bitince ruha şifa veren sesin sahibi Melek Rojhat ile röportajın sonunda ikimizin de gözleri ıslaktı.
Başka coğrafyalarda yetişmiş iki kadın birbirini sanki ikiz kardeşler gibi konuşmadan birbirini anlıyordu.
Uzun bir süre sessiz kaldık.
Bu dünyada önce insan sonra kadın olmanın zorluğunun ne demek olduğunu ikimizde çok iyi biliyorduk.
Sesindeki o benzersiz tınının nedenini dinlediğim an doğru bilmiştim.
O tını acı, keder, hüzün ve zorlukların içinde yaşama tutunmanın bedeliydi.
Her şeye karşın asla yıkılmamış asla yıkılmayacak Amazon Savaşçısı bir kadın vardı karşımda ve simsiyah kirpiklerinin altından ıslak gözleriyle dalıp gitmiş geçmişteki bir yerlere bakıyordu.
Yavaşça gözyaşlarını sildi.
Bir anda o kederli ve hüzünlü yüzü değişti.
Şimdi karşımda umut dolu gözlerle yaşam yolunu arayan gencecik bir kadın vardı.
Anladım ki bu ses Melek Rojhat’ a boşuna verilmemiş.
Bu sesi ve ruhlara dokunan tınıyı sonuna kadar hak etmiş Melek.

Her şeye karşın durup dinlenmeden yoluna devam edecek, o savaşçı kişiliğini asla yitirmeyecek ve ulaşabildiği bütün yaralı ruhları iyileştirecekti.
Yavaşça kalktım, usulca uzattım ellerimi. Sıcacık elleriyle tuttu ellerimi.
‘’Yolun ve bahtın açık olsun Melek Rojhat ‘’ dedim.
Bu savaşçı kadınla içimde ince bir sızı ile vedalaştım.
İyi ki bu muhteşem sesi ve o sesin sahibini tanımışım.
Yoksa ruhum hep biraz eksik, biraz aç kalacaktı.
Sizlerle de bir kısmını paylaşayım istedim.
Paylaştım.
İşte insanı bambaşka alemlere götüren, acılarını sağaltan o muhteşem sesin müzik yolculuğundan satır başları.
Nerede ve ne zaman dünyaya geldiniz?
Van’ın Başkale ilçesinde, 1 Mayıs 1991’de dünyaya geldim.
Melek Kaya’ dan Melek Rojhat’a geçişin bir hikâyesi var mı?
Sahne ismimi Kürt kültürüne uyumlu olarak değiştirdim.
Ailenizden söz eder misiniz?
8 çocuklu Kürd bir ailenin 3. çocuğuyum.
Melek Hanım sizi biraz daha tanıyabilir miyiz?
Duygusal bir insanım. Vicdan sahibiyim. İnsanlara yardım etmeyi severim. İnsanlığı severim. Dostluğu ve arkadaşlığı severim. Aileme son derece bağlıyım. Halkıma vefalı ve sadık bir insanım.
Kendinizi mücadeleci biri olarak tanımlar mısınız?
Kendimi bildim bileli aşiret yapısının ilkel töreleriyle savaştım. Kaçmak, bırakmak veya pes etmek bana göre değildi. Çünkü çevremde bulunan ve bizden sonra gelecek olan kuşağın kadınları için öncü olmalıydım. Kadınların güzel ve özgür yaşamlar sürdürebilmeleri için yaptığım mücadele devam ediyor. Hayat boyu da sürecek diyebilirim.
Kısaca eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?
Çocukluğum Başkale’de geçti. Ortam ve şartlar sebebiyle yüksek öğrenimime devam edemedim.
Sizi hangi rüzgar İstanbul’a getirdi?
Hayat mücadelem Başkale’de başladı. Van’da imkanlar kısıtlı olduğu için İstanbul’a geldim.
Müzik hayatınız nerede ve nasıl başladı? Nasıl gelişti?
Zor oldu. Kötü şartlar altında başladım. Baskı ve zulüm altında kılam-stran söyleyebildim. Küçük bir çocukken, 13-14 yaşlarımda gruplarda, ekiplerde söylemeye başladım. Düğünlere de giderdik. O zamanlar bir kadının sahneye çıkıp kılam-stran söylemesi ahlâksızlık olarak kabûl ediliyordu. Bunları aşmak için mücadeleler ettim, yıllarımı verdim. Sonrasında ise sağlık sorunlarım ile boğuşmak zorunda kaldım. Bu yüzden ilerletmek hiç kolay olmadı.
İlk sahneniz neredeydi?
İlk sahnem Başkale’deydi. Çok küçüktüm ama iyi hatırlıyorum. Bir komşumuzun düğünü vardı. Orda babamın ‘illa Melek de söylesin’ diye ısrar etmesiyle sanat yolculuğum başlamış oldu.
İlk sahnenizde hangi şarkıyı söylediğinizi hatırlıyor musunuz?
İlk söylediğim stranları çok iyi hatırlamıyorum. ’Eşqa Dilo’ gibi bir iki eser okumuştum.
İlk besteniz hangisiydi?
İlk iki bestem ’Yar yarê ve Yadê’ idi.
İlk konseriniz neredeydi?
Benim ilk konserim de Başkale’de idi. Bir kutlama programı için davet edilmiştim.
İlk TV programınızı hatırlıyor musunuz?
İlk TV programımı Kuzey Irak Kurdistan Bölgesinde Vin TV’de yapmıştım. Dillerimiz Kürtçeydi ama farklıydı birbirinden. Onlar Bahdini biz Kurmanci konuşuyoruz. Hiç yurtdışına çıkmamıştım daha önce. Bayağı zorlanmıştım ama keyifli ve heyecanlı geçmişti.
‘Müzik’ hayatınızın neresinde ve ne ifade ediyor sizin için?
Müzik benim için gerçekten her şey demek. Elbette başka değerler de var benim için. Fakat müzik benim hayatım. Ben kendimi müziğe adamışım. İşimi severek yapmışım. Halen de severek yapıyorum. Emeğimin karşılığını bütünüyle aldım mı? Hayır almadım. Maalesef bizim Kürt sanatçılarımızın hiçbiri emeğinin karşılığını bütünüyle göremez. Fakat biz pes etmeden bunları düşünmeden yola devam ediyoruz.
Müzik yolculuğunuzda ailenizden veya yakınlarınızdan destek görebildiniz mi?
Müzik hayatım boyunca ailem hiçbir zaman gerçek mânâda arkamda olmadı ne yazık ki. Başarılarımı takdir eden bir aileye sahip değilim. Ama ayakları üzerinde durabilen, tuttuğunu koparabilen bir insanım. Kavuşmak istediğim hayâllerimin peşinden giderim ve kavuşurum da. Olanaksız gibi görünen şeyleri yapmaya ve başarmaya çalışırım.
Sizde iz bırakan sanatçılar kimlerdi, bizimle paylaşır mısınız?
Bende iz bırakan stranbêjler; Karapetê Xaço, Şahe dengbêje Şakîro, Şivan Perwer, Şehribana Kurdi. Küçüklüğümde hem Kürtçe hem Türkçe dinlediğim başka dengbêjler de vardı. Çok sevdiğim beğenerek dinlediğim halen de hatırlayıpta hüzünlendiğim. Mesela bizim yerlimiz Fırat Başkale çok iyidir, çok usta bir ozandır ama şu an onu aramızda göremiyoruz maalesef.
Hiç ‘’düet’’ yaptınız mı?
Orijinal stüdyo çalışması olarak dersen sadece Bilind İbrahim ile bir düetim oldu. Geryanek isimli bir şarkıydı. Yıllarca götürmüştü bizi. Gerçekten çok da meşhur olduk. Birçok yerde bu şarkıyla tanındık.
Kimlerle düet yapmak istersiniz?
Evet, düet düşünüyorum ama şimdilik isim vermek istemiyorum.
Hangi lisanları biliyorsunuz? Hangi lisanlarda şarkılar söylüyorsunuz?
Kürtçe’nin Kurmanci ve Sorani lehçelerini iyi düzeyde konuşurum. İngilizceyi yurt dışına çıktığım zamanlarda ve gerektiğinde konuşacak kadar bilirim. Şarkılarımı Hevremanca, Zazaca, Kurmanci ve Soranca söylüyorum. Mesela bu dört dilde bir şarkım var, ismi ‘’Welat’’. Aynı zamanda dört güfte dört beste bir arada. Bu eserin yapımı için çok büyük emekler sarf etmiştik. Dört ayrı mekanda iki aylık bir zamanda tamamladığımız bir çalışmaydı. Kuzey Irak Kürdistan Bölgesinde hem güftesi, hem bestesi hem de çekimleriyle yılın klibi seçilmişti. Ayrıca bu parçamız Türkiye’de ve Almanya’da da ödüllere lâyık görülmüştü.
Sahnede raks veya dans eder misiniz?
Ben sahnede raks veya dans etmem. Şarkılarımı hissederek okurum. Ses, yorum, ışık efektleri, mimik ve jestlerimle bu duyguları izleyicilere yaşatırım. Halayı ayrı tutuyorum. Yeri geldikçe sahnelerde halay-govend çektiğim olmuştur.
Sahnede ki kostümlerinizi siz mi tasarlıyorsunuz? Bu konuda bir eğitim aldınız mı?
Evet önce kumaş ve renk seçimi yapıyorum sonra kendim tasarlıyorum. Kuaförlerde makyajımı da kendim yaparım.
Bugüne kadar sahnelerde sizi hep yöresel kiyafetlerle gördük. Başka tarz giysilerle de görebilecek miyiz?
Geleneksel giyim-kuşam anlayışı folklor (halk kültürü) öğeleri arasında yer alır. Ait olduğu yörede yaşayan halkların tarihi ve etnolojik kökenlerinin izleri vardır. Kıyafet kültürünün müzik kültürü ile uyumlu olması gerekir. Mesela bir Gülazer şarkısı mini etekle okunmaz.Ben her zaman ve heryerde, kendi kültürüme ait kıyafetlerimi giyerek kendi ana dilimi icra etmeyi tercih ediyorum.
TV veya konser programlarında play-back’i ne kadar kullanıyorsunuz?
Playback tercihi TV stüdyosunun veya Konser organizasyonunun imkanlarına bağlıdır. Bu imkanlar olmadığında playback yapılıyor. Orkestra, saz grubu veya müzisyenler olduğunda canlı söylemeyi tercih ediyorum. Sesime güveniyorum ve sesimle stüdyoda hiç bir zaman oynanmamıştır bugüne kadar.
İnternet dışında albüm ve kliplerinin satış ve dağıtımı var mı?
İnternet dışında da bizim albüm satışlarımız oldu ama özellikle Kürtçe müzik piyasasının durumu içler acısı.
Hayranlarınız albüm ve kliplerinize nasıl ulaşabilir?
İnsanlar artık istediklerini internette bulabiliyor. Bu korsanlığın önüne geçebilecek bir mekanizma yok.
Yeni albüm, klip vs düşünceniz var mı?
Olmaz mı? Elbette yeni albüm düşüncesi var. Ancak öncelikle bir ‘’single’’ projemiz olacak. Bunun arkasından da sırasıyla 3 klip çalışması planlıyorum.
Bugüne kadar hangi ülkelerde konser yapma fırsatı buldunuz?
Dünyanın bir çok ülkesinde konserler verdim. Türkiye, Kuzey Irak Kürdistan bölgesi, Dubai, Almanya, Rusya vs…
TV ve radyolarda program yapmayı düşünüyor musunuz?
Evet, öyle bir projem var benim. Sanat ağırlıklı bir program olmalı. Daha çok imkanı olan bir TV’de program yapmayı düşünüyorum. Yani hem kendim icra edeceğim, hem de misafirlerim olacak.
Yakın gelecek için konser programlarınız var mı?
Elbette, konserler bizler için vazgeçilmezdir. Çünkü sanatçıların halklarla buluştuğu ve kaynaştığı mekanlardır.
Bir müzik grubu kurmayı düşündünüz mü?
Hayır, bir müzik grubu kurmayı düşünmüyorum. Ben müstakil bir sanatçıyım.
Çaldığınız bir enstrüman var mı?
Ben bağlamaya yoğunlaştım şu an. Bağlamayı çok seviyorum. Zaten birçok bestemi de bu şekilde bağlama çalarak, melodilerini bularak yaptım. İlerleyen zamanlarda beni sahnelerde bağlama çalarken görebilirsiniz.
Geçtiğimiz yıllarda ağır bir hastalık atlattınız, kısaca anlatır mısınız?
Evet, ağır dönemler yaşadım. Tedaviler 4-5 yıl zamanımı aldı. Ölümcül bir hastalıktı. Şükürler olsun ki iyileştim. Gelecekte ne olur Allah’tan başka kimse bilemez. Ama dilerim yeniden nüksetmez. Ne yazık ki bu süreçte ailemin desteğini yeterince göremedim ve hissedemedim. Bu duruma çok üzüldüm. Ama ben dürüst bir insanım, sadık bir evladım. Anneme, babama, kardeşlerime son derece düşkünüm. Kendim için değil, ailem için yaşarım. İyi ve kötü günlerinde hep yanlarında oldum. Hâlâ da öyleyim, çünkü ben kinci bir insan değilim.
Ses’inizle ilgili bir sorun yaşadınız mı?
Hayır, ses’imle ilgili ciddi bir sorun yaşamadım. İstanbul’da bir trafik kazası geçirmiştim. İlaçlardan ve geçirmiş olduğum ameliyattan dolayı sesim biraz etkilenmişti. Bir ses terapisi gördüm ve düzeldi.
Genel olarak sağlığınızla ilgili hayranlarınıza ne söylemek istersiniz?
Genel olarak sağlığım iyi, çok şükür.
Yeterince tanındığınızı düşünüyor musunuz?
Bunun bir ölçüsü yok. Tanınan bir sanatçıyım ama ülkemde ve yurtdışında daha fazla tanınmak isterim.
İkinci albümünüzün ismi HEVİ, umut demek, umutlu bir insan mısınız?
Bu bir hayat görüşüdür. Benim için umut her zaman vardır. Pozitif düşünürüm. İmkansıza ulaşmayı mümkün bulurum. Olmayacak duaya amin demem. Kendi dünyamda sadece huzur ve mutluluk istiyorum. Çevremde ve yakınımda sadece dürüst ve vicdan sahibi insanlar istiyorum hepsi bu.
Müzikte gelmek istediğiniz yer, yapmak istediğiniz projeler var mı?
Beni üzen şey maalesef 18-19 yaşlarındayken ağır rahatsızlıklarla mücadele etmek zorunda kalmış olmamdır. Ömrümden gerçekten ömür gitti. Hastayken de ızdırap içindeyken de sahne alıyordum, işimi yapıyordum. Müzikte gelmek istediğim yer ya da gelmeye çalıştığım yer bu nokta değil.
Çok daha ilerisini düşünüyorum. Gidebileceğimi düşünüyorum. Gidebilirim, gideceğim.

Gerçekleştirmek istediğin hayâlleriniz var mı?
Var tabi. Her insan gibi benim de gerçekleştirmek istediğim hayâllerim var.
Müzikseverlere bir mesajınız var mı?
Elbette. Bütün dinleyicilerime sevgilerimi ve duygularımı bestelerimle iletmek istiyorum. Gittiğim her yerde bana coşkularını gösteren ve ilgilerini esirgemeyen bütün hayranlarıma çok teşekkür ediyorum. Halkımı, insanları, insanlığı seviyorum. Dünyamız için huzurlu, mutlu günler ve barış diliyorum. Bir düşünürün dediği gibi ‘ Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün mutlaka karşılaşırız’. Sevgiyle kalın. Ayrıca vakit ayırdığın için sana da çok teşekkür ederim, emeklerine sağlık.
Bizler de sana teşekkür ederiz Melek Rojhat. Yolunuz açık ve aydınlık, başarılarınız daim olsun.
@İZNEWS AGENCY

