26 Ekim 2026
20.2 C
İstanbul

Irak İslami Direnişi: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıyı biz yapmadık

Kendilerini “Irak İslami Direnişi” (el-Mukavemet’ul İslami) olarak adlandıran İran destekli silahlı gruplar, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik İHA (insansız hava aracı) saldırılarının Irak topraklarından yapıldığı yönündeki iddiaları reddetti. Grup, Riyad yönetimini Irak’a yönelik olası bir saldırıya karşı uyararak “Pişman olursunuz” tehdidinde bulundu.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Doğu bölgesi ve başkent Riyad’daki petrol tesislerini hedef alan çok sayıda İHA’nın imha edildiğini duyurmuştu.

El-Maliki, söz konusu saldırının “Irak topraklarından ve İran’a bağlı terörist milisler tarafından” gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve Suudi Arabistan’ın bu saldırıya uygun zaman ve mekanda karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirtmişti.

Silahlı gruptan Riyad’a sert yanıt

Bu iddiaların ardından, İran’a yakınlığıyla bilinen Irak İslami Direnişi’nden yazılı bir açıklama geldi. Suudi Arabistan’ın iddialarının kesin bir dille reddedildiği açıklamada, “Suudi Arabistan’ın bu iddiası, Irak’a ve halkına düşmanlık etmenin bu rejimin ayrılmaz bir parçası olduğu yönündeki inancımızı pekiştiriyor” denildi.

Açıklamada, Riyad yönetiminin Yemen’deki başarısızlığını örtbas etmeye çalıştığı savunularak, “Bu suçlamalar, Yemenlilerin ülkenin altyapısını sarsan darbelerine karşılık vermedeki acziyetlerini haklı çıkarma girişimidir” ifadelerine yer verildi.

Olası bir misillemeye karşı Suudi Arabistan’ı uyaran Şii silahlı grup, “Onlar tarafından yapılacak herhangi bir aptalca eyleme, pişmanlıktan parmaklarını ısıracak kadar sert bir yanıt verilecektir” dedi. Grup ayrıca Riyad yönetimine, Irak’ı suçlamak yerine “Yemen halkına yönelik zalimane ablukayı kaldırması” çağrısında bulundu.

Irak Hükümeti soruşturma başlattı

Öte yandan, karşılıklı açıklamalar üzerine Irak Hükümeti de harekete geçti. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah Numan, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Falih Zeydi’nin, Suudi Arabistan’ın “Saldırılar Irak topraklarından yapıldı” iddialarını araştırmak üzere ilgili güvenlik birimlerine özel talimat verdiğini duyurdu.

Irak’ın iyi komşuluk ilkelerine anayasal düzeyde bağlı olduğunun altını çizen Sözcü Numan, şunları kaydetti:

“Irak topraklarının, kardeş ve dost ülkelere yönelik herhangi bir saldırı için geçiş güzergahı veya başlangıç noktası olarak kullanılmasına asla izin verilmeyecektir. Hükümetimiz iddialara ilişkin kanıtları titizlikle inceleyecek ve soruşturma sonuçlarına göre olaya karıştığı tespit edilen herkese karşı en sert yasal yaptırımları uygulayacaktır.”

Son Haberler

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır “Irak...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi

Brezilyalılar, yeni devlet başkanlarını seçmek için 25 Ekim Pazar...

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Trump: İran’a yeni bir askeri operasyon olabilir

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un İran'a karşı yeni bir...

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...