1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

HTŞ Halep’i kontrol altına aldı, sahadaki son durum ne?

Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTS) liderliğindeki gruplar ülkenin ikinci büyük kenti Halep’te kontrolü büyük oranda ele geçirdi.

HTŞ, Türkiye’nin terör listesinde yer alıyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), çatışmalarda şu ana dek 20’si sivil 300’den fazla kişinin öldürüldüğünü kaydediyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad “Terörün anladığı tek dil güç kullanımıdır ve biz onu yeneceğiz” dedi.

Esad, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile 2 Aralık Pazartesi yaptığı telefon görüşmesinde de ABD ve Batı ülkelerini suçlayan bir mesaj verdi.

Türkiye ise Astana Süreci ortakları Rusya ve İran ile diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki gelişmelerin “Şam’ın muhaliflerle ve kendi halkıyla bir anlaşma yapması ihtiyacını bir kez daha gösterdiğini” savundu.

Fidan, “Yeni bir göç dalgasını tetikleyecek hiçbir aksiyona girişmeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 2 Aralık Pazartesi günü “Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, istikrarsızlığın Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda mutabakatla son bulması en büyük temennimizdir” dedi.

Halep’te son durum ne?

HTŞ’nin başını çektiği güçler “Saldırı Püskürtme Operasyonu” adı verilen harekatla yalnızca üç günde Halep’e ulaştı.

SOHR’ye göre muahlifler Halep havaalanını ve civardaki düzinelerce kasabayı kontrol altına aldı ve gece sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Suriye ordusu, 30 Kasım Cumartesi günü isyancıların Halep’in büyük kısmına girdiğini kabul etti.

Ordu, karşı saldırı hazırlıkları için kentten “geçici olarak birliklerini çektiğini” duyurdu.

Halep’in yanı sıra güneydeki Hama da çatışma hattında bulunuyor.

SOHR, savaşçıların Hama yakınlarındaki kırsal kesimde birkaç kasabaya girdiğini ve Suriye ordusunun bu bölgeden geri çekildiğini söyledi.

SOHR ayrıca hükümetin Hama kırsalındaki köylere “büyük takviye” gönderdiğini kaydediyor.

Suriye ordu kaynakları ise kentten çekilen birliklerin yeniden organize edildiğini ve karşı saldırıya hazırlanıldığını belirtti.

İdlib’de neler oluyor?

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş nedeniyle devam eden çatışmalar 2020’de varılan ateşkesten bu yana büyük ölçüde durmuştu.

Muhalif güçler kuzeybatıdaki İdlib kenti ve çevresindeki vilayetin büyük bölümünü kontrol altında tutuyordu.

HTŞ liderliğindeki grupların Halep’e operasyon başlatmasının ardından, Rusya ve Suriye orduları İdlib’e yönelik hava saldırıları başlattı.

Muhaliflerin elindeki “Beyaz Baretliler” olarak bilinen sivil savunma hizmeti, hava saldırılarında en az 25 kişinin öldüğünü açıkladı.

Suriye’nin 14 eyaletinden biri olan İdlib, ülkenin kuzeybatısında, Türkiye sınırında yer alıyor.

İdlib; Harem, Cisr eş-Şuğur, eyaletle aynı adı taşıyan İdlib, Ariha ve Maarat El Numan şehirlerinden oluşuyor.

İdlib, Halep’e 55 kilometre uzaklıkta.

Tel Rıfat’ta neler oluyor?

HTŞ’nin operasyonu devam ederken Suriye Milli Ordusu (SMO) da Tel Rıfat kentine yönelik harekat başlattı.

Tel Rıfat, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol ediliyordu.

SDG’nin omurgasını, Suriye’deki Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Koruma Birlikleri (YPG) oluşturuyor.

Ankara, YPG’nin PKK ile aynı örgüt olduğunu söylüyor.

Anadolu Ajansı, SMO’nun Tel Rıfat’a yönelik “Özgürlük Şafağı” adı verilen operasyonun ardından ilçe merkezinin “tamamına hakim olduğunu” ve dış kesimlerde ilerlemeye devam ettiğini söyledi.

Fransız haber ajansı AFP’nin İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) dayandırdığı habere göre de SMO güçleri kent merkezi ve civardaki köyleri ele geçirdi.

SOHR, SMO operasyonu sonucunda Halep’in kuzeyinde 200 bin Suriyeli Kürdün “Türkiye destekli fraksiyonlar tarafından kuşatıldığını” ve bölge ile iletişimin tamamen koptuğunu söyledi.

Ankara’nın pozisyonu ne?

Suriye’de çatışmalar devam ederken, diplomasi de hız kazanmış durumda.

Türkiye, Astana Süreci ortakları Rusya ve İran ile diplomatik temaslarını sürdürüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Şam’da Beşar Esad ile yaptığı görüşme sonrası 2 Aralık Pazartesi günü Türkiye’ye geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki gelişmelerin “Şam’ın muhaliflerle ve kendi halkıyla bir anlaşma yapması ihtiyacını bir kez daha gösterdiğini” savundu.

Fidan, “Yeni bir göç dalgasını tetikleyecek hiçbir aksiyona girişmeyiz” mesajı da verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 2 Aralık Pazartesi günü “Bölgemizdeki yangının söndürülmesi noktasında Türkiye olarak üzerimize düşen ne varsa dün olduğu gibi bugün de yapmaya hazırız” dedi.

Erdoğan, “Ülkemizin milli güvenlik öncelikleri çerçevesinde, sahadaki süreci anbean takip ediyor, farklı eylemin yaşanmaması için bütün tedbirleri alıyoruz” diye ekledi.

Ankara kaynakları, 29 Kasım’da Suriye ordusunun bölgeye saldırılarının son dönemde arttığını, “Suriyeli muhalif grupların” buna yanıt olarak Halep istikametinde sınırlı bir operasyon başlattığını söylemişti.

İstihbarat kaynakları, sınırlı planlanan bu operasyonun, “rejim unsurlarının bulundukları bölgelerden kaçmaya başlamaları ile genişlediğini” ifade etmişti.

Suriye, İran ve Rusya’dan hangi açıklamalar yapıldı?

Suriye lideri Beşar Esad, 1 Aralık Pazar günü en yakın müttefiklerinden İran’ın Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmeden sonra “Yabancı destekli teröristlerle mücadele için müttefiklerin ve dostların öneminden” bahsetti.

Arakçi ise 2 Aralık Pazartesi günü Türkiye’de Hakan Fidan ile yaptığı görüşmenin ardından muhaliflerin ABD ve İsrail destekli olarak hareket ettiklerini savundu.

Arakçi, Türkiye ile görüşmelerin “dost, samimi ve yapıcı” bir atmosferde yapıldığını söyledi.

Moskova da “İdlib, Hama ve Halep’teki terörist saldırıyı püskürtmek için Suriye hükümeti güçlerine yardımcı olduklarını” teyit etti.

Moskova’dan ayrıca Suriye konusunda Türkiye ile işbirliği içinde olunması çağrısı yapıldı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise 2 Aralık Pazartesi günü yaptığı açıklamada Suriye ordusunun isyancılarla baş edebilecek güçte olduğunu, ama İran ve “direniş güçlerinin gereken her desteği sağlayacağını” söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Hizbullah kaynakları kendilerine böyle bir talep gelmediğini ve Suriye’ye destek göndermeye hazır olmadıklarını söyledi.

ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere ise ortak bir açıklama yayımlayarak çatışmanın tüm taraflarına gerilimi azaltma çağrısında bulundu.

HTŞ hakkında neler biliniyor?

HTŞ 2011 yılında El Kaide’ye doğrudan bağlı olarak Nusra Cephesi adı altında kuruldu.

IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi de kuruluşunda yer aldı.

HTŞ, İdlib’in büyük bir bölümüyle komşu Halep, Lazkiye ve Hama illerinde küçük alanları kontrol ediyor. BBC Türkçe, iznews

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...