1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

HDP kongre tarihini belirlemek için toplandı

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Parti Meclisi toplantısı açılış konuşmasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

HDP Parti Meclisi, partinin Genel Merkezinin Ankara-Balgat’ta bulunan ek binasında toplandı.

“HADEP, DEHAP, DTP, BDP burayı genel merkez olarak kullandı”

Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, şunları söyledi:

“Toplantıyı bu binada yapmamızın çok anlamı var. Bu binada demokratik siyasetin kararlı mücadelesinin hem sicili hem başarı hanesi dopdolu. Baskı sicili devlet adına karanlık mücadele hanesi bizler adına aydınlıktır. Daha önce bu binada geleneklerini ve miraslarını devraldığımız başka partilerimiz de çalışma yürüttüler. Önce HADEP, sonra DEHAP, DTP, BDP ve kısmen DBP burayı genel merkez olarak kullandılar. Pek çok baskıya, zulme karşı toplantılar, kararlar bu mekanda gerçekleşti.

Bu değerli miras şimdi emin ellerde büyüyerek devam ediyor. Nasıl her bir partimiz kendisinden önceki geleneğin mirasını onurla taşıdaysa HDP de aynı mirası aynı kararlılıkla taşımaktadır ve daha da ileri taşımak için her alanda çalışma yürütmektedir.

Bu iktidarı, çözümsüzlükte ısrar eden geçmiş iktidarların akıbeti bekliyor

Kürt sorununda, çözümsüzlükte ısrar eden, demokratik siyaseti tasfiye edebileceğini sanan bütün geçmiş iktidarların uğradığı akıbet bugün aynı anlayışı sürdürmekte olan bu iktidarı beklemektedir. Bu iktidar aynı anlayışta ısrar ettiği için bundan öncekilerle aynı akıbete uğrayacaktır; tarihin çöplüğüne gidecektir. Kürt sorununda çözüm, Türkiye’nin tamamı için demokratik cumhuriyeti ve bütün halklar için büyük barış mücadelesi kararlılıkla sürüyor ve bu mücadele büyüyerek devam edecek. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Kongre tarihi bu PM toplantısında verilecek

Bu Parti Meclisinin gündeminde önemli bir konu var, bir konu öne çıkıyor. Covid salgınından dolayı il ve ilçe kongrelerini zamanında yapma imkanı bulamadığımız için 5’inci olağan kongremizi zamanında yapamadık. Normal şartlarda şubat ayında yapmamız gerekiyordu ama başta COVİD olmak üzere bizim dışımızdaki diğer nedenlerden dolayı olağan kongremizi toplayamamıştık. Hazırlıklarımız büyük ölçüde tamamlandı. Örgütlenme Komisyonumuz PM’miz ve diğer kurullarımız çalışmalarını büyük bir özveri ile yürüttüler ve şimdi büyük kongremizi toplamak için hazırlıklarımızı olgunlaştırdık. Önümüzde önemli bir kongre var, tarihi bir kongre var. Kongre ile ilgili ayrıntılar bu PM toplantısının önemli bir gündemidir. Birlikte takvimi tartışacağız, ayrıntıları birlikte somutlaştıracağız.

Kongremiz en güçlü irade gösterisi olacaktır

Önümüzdeki kongre bu kararlı, onurlu yürüyüşün en büyük şölenlerinden biri olacaktır. En güçlü irade gösterisi olacaktır. Binler, onbinler toplanacak ve HDP’ye karşı yürütülen, bu siyasi geleneğe karşı yürütülen saldırıların nasıl boşa çıkarıldığını orada hep birlikte ortaya koyacaktır. Önümüzdeki kongreye büyük önem atfediyoruz. Herkese o kongrede kararlılık mesajını, mücadelede ısrar, demokratik siyasette inat ve çözüm isteğimizin sonsuz olduğu mesajını hep birlikte vereceğiz. Bunun diğer yüzünde hiçbir saldırının bizi yolumuzdan alıkoyamayacağı mesajı yer alacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi bu hedeflerde yolumuzdan alıkoyamayacaklardır.

HDP’yi ve demokratik gelecek umudunu dimdik ayakta tutacağız

O nedenle bizim HDP’yi savunmamız sadece partililer olarak olarak görevimiz değil halklara, insanlığa ve tarihe karşı sorumluluğumuz, görevimizdir. PM’miz bu sorumluluk ve görevin bilincindedir, gerekli kararları alacaktır. Bu güne kadar olduğu gibi halklarımız tarafından sahiplenilecektir, sonuna kadar hayata geçirilecek ve bunun için her türlü mücadele yürütülecektir. Elimizden gelen bütün imkanlarla, elimizden gelmeyenleri de yaratarak HDP’yi, bu ülkenin demokratik geleceğini, bu ülkede barış umudunu dimdik ayakta tutacağız.

Milyonlarla demokratik çözüm ve barış için geliyoruz

Onbinlerle, milyonlarla geliyoruz, bu ülkede değişim için demokratik çözüm ve barış için yürüyoruz. Cezaevinde yürütülen insanlık dışı muamelelerin bu ülkenin her tarafına yayılmasını sağlamak için uğraşan bu iktidarı durdurmak için geliyoruz. Bu iktidarı besleyen bütün rejim unsurlarını değiştirmek için geliyoruz. Nasıl bu düzen başka iktidarlar yarattıysa bu düzen şimdi bu iktidarın temellerinde yer almaktadır. O nedenle iktidarı göndermek yetmez. Bütün bu zorbalıkları, zulmü, sömürüyü, talanı insanlık dışı her türlü politikayı yaratan düzeni de değiştirmemiz gerekiyor. Bunu dostlarla, yoldaşlarla Türkiye’de en geniş demokrasi ittifakı ile yapacağız. Demokrasi ittifakı geçen kongre kararıydı, o günden beri aldığımız yol, bizlere büyük umut veriyor. Türkiye’de gerçek alternatif, çözüm ve barış için, halkların refahı ve huzuru için, eşit yurttaşlık için, inançların özgürlüğü için, demokrasi ittifakını daha da büyüteceğiz. Seçeneğin bu olduğuna halkımızın büyük çoğunluğunu ikna etmek bizim görevimiz olacaktır, ikna edeceğiz. Her türlü imkanımızla diyalog yollarını toplumun farklı kesimleri ile müzakere imkanlarını kullanacağız. Üzerimize düşen eleştiri, özeleştiri yükümlülüğü varsa, eksiklerimizi gidermek için bu imkanlardan yararlanacağız. Bugüne kadar neyi eksik yaptık neyi başaramadık bunları açık yüreklilikle tartışacağız. Bu konuda eksikliklerimizi, toplumun farklı kesimlerinden gelecek her türlü samimi eleştiriyi de büyük bir ciddiyetle ele alacağız.

Türkiye’yi birbirine benzer iki kutba mahkum bırakmayacağız, 3’üncü yol var

Bizi büyütecek olan esas yöntem budur. Halklarla toplumun farklı kesimleri ile ama özellikle ezilenlerle, mağdurlarla, ötekileştirilenler, yok edilmek istenenlerle birlikte karşılıklı diyalog ve eleştiri mekanizmasını da işleterek yolumuza devam edeceğiz. Bütün demokrasi güçlerine Türkiye’de barış ve demokrasi isteyen, zulmün, zorbalığın ve talanın bitmesini isteyen herkes gelsin bu yolda birlikte yürüyelim, sözümüz varsa birbirimize yürürken söyleyelim ama esas hedefi gözden kaçırmayalım. Hedefe yürürken birbirine destek olmak, dayanışmayı ortak mücadeleyi en ileri noktaya taşımak temel şiarımız olmalıdır. Eleştirilerimizi ve uyarılarımızı birbirimize mücadele içinde yürürken, hedefe doğru kararlılıkla ilerlerken dile getireceğiz, bizim anlayışımız, fikriyatımız bunu gerektiriyor, bunu başaracağız Türkiye’yi birbirine benzer iki kutba mahkum bırakmayacağız. 3’üncü yol var. Bu yolu taşıyacak HDP var, HDP’nin büyütmekte olduğu Demokrasi İttifakı var.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...