1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

G7 Zirvesi başladı

G7 Zirvesi’nde, devam eden salgın, küresel jeopolitik riskler ve iklim değişikliği gibi önemli başlıkların ele alınması bekleniyor.

Bu yıl 47’ncisi düzenlenen G7 Zirvesi, Cornwall’daki Carbis Koyu’nda 11-13 Haziran’da gerçekleştiriliyor.

Salgın nedeniyle az sayıda basın mensubunun katılımıyla yapılacak G7 Zirvesi, yüksek güvenlik önlemleri altında gerçekleştiriyor.

1975’te oluşturulan G7, her yıl bir ülkenin liderliğinde özellikle ekonomi gündeminin değerlendirilmesi, ortak politikaların oluşturulması ve iş birliğinin artırılması amacıyla toplanıyor.

Zirvede, devam eden salgın, küresel jeopolitik riskler ve iklim değişikliği gibi önemli başlıkların ele alınması bekleniyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın başkanlığını yapacağı zirveye, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel katılıyor.

Zirveye bu yıl ayrıca, Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi de konuk ülke liderleri olarak davet edildi.

Hindistan Başbakanı Modi’nin, ülkesinde son dönemde artan Covid-19 vakaları nedeniyle zirveye 12 Haziran Cumartesi günü video konferans yoluyla katılması bekleniyor.

ABD Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, bu yıl ilk kez, Almanya Başbakanı Angela Merkel ise görevinden ayrılmadan önce son kez G7 Zirvesi’ne katılıyor.

Biden, 13 Haziran Pazar günü, eşiyle birlikte Windsor Kalesi’nde Kraliçe 2’nci Elizabeth tarafından kabul edilecek.

Ziyaret, ABD Başkanı Biden’ın Beyaz Saray’da göreve gelmesinden bu yana ilk denizaşırı resmi seyahati olması açısından önem taşıyor. Biden, 95 yaşındaki Kraliçe Elizabeth’in görüşeceği 13. ABD Başkanı olacak.

Zirvede, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın, dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınının bir an önce sona ermesi için G7 liderlerine iş birliği çağrısında bulunması bekleniyor.

GÜNDEM SALGIN VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE

Zirvede küresel ekonomiyi sarsan salgınla mücadele, küresel jeopolitik riskler ve iklim değişikliği gibi önemli başlıklar ele alınacak.

Liderlerin yapacağı görüşmelerin ardından zirvenin son gününde özellikle iklim değişikliği ve karbon emisyonunun azaltılması yönündeki hedefleri ve mesajları içeren bir sonuç bildirgesinin yayımlanması bekleniyor.

İngiltere, kıyı şeridi, yamaçları ve kendine doğal dokusu ile tanınan Cornwall’da düzenlenen zirvede daha çevreci çözümler için küresel işbirliği mesajı vermeyi planlıyor.

Son dönemde iklim değişikliği ile mücadele konusuna küresel çapta liderlik yapmak isteyen İngiltere, zirveyi, ülkenin ilk jeotermal tesisinin de yer aldığı Cornwall’da düzenleyerek dünyaya daha çevreci çözümler için iş birliği mesajı vermeyi amaçlıyor.

Zirvede, iklim değişikliği ile mücadelenin önemli gündem başlıkları arasında yer alması bekleniyor. Daha önce İngiltere’nin karbon emisyonunun 2035 yılına kadar yüzde 78 seviyesinde azaltılmasının hedeflendiğini duyuran İngiltere Başbakanı Johnson’ın, zirve sırasında, diğer liderlere benzeri adımları hızlandırmaları çağrısında bulunması bekleniyor.

Zirvenin gündeminde ayrıca, serbest ve adil ticaretin desteklenmesi, siber güvenliğin artırılması gibi başlıkların da yer alması bekleniyor.

7 BÜYÜK EKONOMİNİN KÜRESEL SİYASETE YÖN VERME ÇABASI

G7 Dışişleri Bakanları, 6 Mayıs 2021’de Londra’da yaptıkları toplantının ardından Rusya, Çin, İran, Libya ve Suriye olmak üzere çeşitli başlıkların açıldığı 27 sayfalık bir bildirge yayımlamıştı.

Bildirgede, “Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı ve sorumsuz faaliyetlerinin devam etmesinden derin endişe duyuyoruz. Buna, Ukrayna sınırı ve yasa dışı ilhak edilmiş Kırım’daki askeri hareketlilik, diğer ülkelerin demokratik sistemlerine zarar veren eylemler ve kötü niyetli siber saldırılar da dahildir” ifadeleri kullanılmıştı.

Bildirgede, gelişmiş teknolojik kabiliyete sahip büyük bir güç ve ekonomi olarak Çin’in, kurallara dayalı uluslararası sisteme yapıcı bir şekilde katılmaya davet edildiği belirtildi.

“Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi” başlıklı 5’inci Brüksel Konferansı’nın Suriye halkına ve Suriye’de devam eden çatışmanın siyasi çözümüne destek olması nedeniyle memnuniyetle karşılandığı aktarılan bildirgede, diaspora üyeleri de dahil tüm Suriyelilerin katılımını sağlayarak BM gözetimindeki özgür ve adil seçimlerin önünün açılması gerektiği vurgulanmıştı.

G7 NEYİ TEMSİL EDİYOR?

G7, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ABD, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada, Almanya ve İtalya’nın bir araya gelmesiyle oluşuyor.

Ülkeler, ilk toplantılarını 1975 yılında gerçekleştirdi. Rusya, 1998 yılında oluşumda yer almasına rağmen 2014 yılında Kırım’ın ilhakının ardından gruptan çıkarıldı.

G7, halihazırda dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’lık kısmını temsil ediyor.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin, daha çok Batı ekonomik paktını temsil eden bu oluşumda hiç yer almadı.

Geçen yıl mayıs ayında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, gruba, Rusya, Hindistan, Güney Kore ve Avustralya’nın da eklenmesini istediğini ifade ederek, “G7’nin, dünyada olanları düzgün bir şekilde temsil ettiğini hissetmiyorum. Bu ülkeler grubu miadını doldurdu” ifadelerini kullanmıştı.

İngiltere ekonomisi 2,83 trilyon dolar, Kanada ekonomisi 1,74 trilyon dolar, Fransa ekonomisi 2,72 trilyon dolar, Almanya ekonomisi 3,86 trilyon dolar, İtalya ekonomisi 2 trilyon dolar, Japonya ekonomisi 5,08 trilyon dolar ve ABD ekonomisi ise toplam 21,4 trilyon dolar büyüklüğe sahip.

Uluslararası şirketlerin faaliyette bulundukları her ülkede en az yüzde 15 vergi ödemesi gerektiği yönünde ortaklaşa karar alan G7 ülkelerinde hali hazırda farklı kurumsal vergi seviyeleri uygulanıyor.

Kurumlar vergisi İngiltere’de yüzde 19, Kanada’da yüzde 15, Fransa’da yüzde 32, Almanya’da yüzde 15,8, İtalya’da yüzde 24, Japonya’da yüzde 23,2, ABD’de ise yüzde 21 seviyesinde.

Zirvede iklim değişikliği ile mücadele konusuna ayrı bir önem atfedilmesi bekleniyor.

Küresel karbon emisyonunda İngiltere’nin payı yüzde 1, Kanada’nın yüzde 2, Fransa’nın yüzde 1, İtalya’nın yüzde 1, Japonya’nın yüzde 3, ABD’nin ise yüzde 15 seviyesinde seyrediyor.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...