1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun tartışma yaratan İstanbul ziyareti başladı

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bugün İstanbul’da. Çıktığı uluslararası tur kapsamında tüm ülkelerde yetkililerle görüşen Amerikalı Bakan, Türkiye’deki tek günlük ziyaretinde ise sadece kilise ziyareti ve dini liderlerle görüşme yapacak.

Pompeo, Fransa’nın ardından Pazartesi geç saatte ulaştığı Türkiye’de bugün St. George Kilisesi’ni ziyaret etti. Pompeo kilisede Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü.

Ardından Rüstem Paşa Camii’ye gidecek olan Pompeo, son olarak Vatikan Büyükelçisi Başpiskopos Paul Russell ile bir araya gelecek.

Pompeo’nun öğleden sonra İstanbul’dan ayrılarak Gürcistan’a gitmesi planlanıyor.

İstanbul’dan önceki durağı olan Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Fransız mevkidaşıyla görüşen Pompeo, Tiflis’te de devlet başkanı ve bakanlarla bir araya gelecek.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve eşi Susan Pompeo'yu İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield karşıladı

Son dönemde Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimde Macron, Türkiye ile gerilim yaşayan Yunanistan’a gemileriyle destek veriyor.

Pompeo’nun Fransa ziyaretinde, Doğu Akdeniz gerilimi de gündeme geldi. ABD’li üst düzey bir dipomatik yetkili uçakta gazetecilerle düzenlediği bilgilendirme toplantısında, Pompeo ve Fransız mevkidaşı Le Drian’ın, Türkiye ile aralarındaki farklılıkları konuştuğunu söyledi:

“Türklerle ilgili kaygılarımızın olduğu Dağlık Karabağ, Doğu Akdeniz, Libya, Suriye ve diğer bölgelerle ilgili de kapsamlı görüşmelerimiz oldu.”

Pompeo ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian

“Türkler bize Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programının değiştiğini söyledi”

Yetkili, Pompeo’nun hiçbir Türk yetkiliyle görüşmemesinin sebebinin ise “Pompeo’nun programıyla ilgili en baştan parametrelerin belirlendiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın programının buna uymaması olduğunu” söyledi:

“Ben konuyu açmazsam sizin soracağını konuya gireyim: İstanbul’daki programımız. Türk yetklilerle görüşme olmayacak. Bu seyahatın planlanmaya başlamasından itibaren, bu konu sadece programların uyuşmasıyla ilgili bir sorun olarak açıklandı. Bakan’ın biliyorsunuz ki burada çok kısıtlı zamanı var. Burada, İstanbul’a gelebilecek herhangi bir Türk yetkiliyle görüşmeye açık olduğu konusunda nettik, ancak görüşme İstanbul’da olmalıydı. Buraya varışımızla Tiblis’e doğru yola çıkışımız arasındaki kısa sürede, burada iki durakta durmaya vaktimiz yoktu.

“Türk yetkililerle yakın çalışma içindeydik. Türk dışişleri bakanını sadece birkaç gün önce, diğer ulusal güvenlik yetkilileriyle donanmış halde gördüm. Sizi temin ederim bu görüşmelerin tonu iş arkadaşlığı düzeyindeydi bu işe yaraması için olumlu bir ortam vardı. Bunun işe yarayabileceğini düşündüğümüz anlar oldu, ancak sonra Türkler bize Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programının değiştiğini söyledi. Ben buna herhangi bir şekilde siyasi bir mesaj atfetmiyorum. Bu gerçekten programların uyuşmazlığıyla ilgili bir sorundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programı, en başından itibaren Pompeo’nun programıyla ilgili belirlediğimiz parametrelere uymadı.”

Pompeo’nun ziyaretinin ilk aşamada hafta sonu gerçekleşmesi bekleniyordu. İlk açıklanan programda da Türk yetkililerle görüşme yoktu, sadece Bartolomeos’la görüşme öngörülüyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kuzey Kıbrıs ziyaretleri sebebiyle görüşmenin olamayacağı ve Pompeo’nun ziyaretinin hafta içine alınması için çalışıldığı belirtilmişti. Ancak uçakta gazetecilere konuşan Amerikalı diplomatın sözlerinden, ABD tarafının programın İstanbul’da olması için ısrar ettiği anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmi programında bugün sadece, Pompeo’nun ayrılacağı saat olan 15.30’da Ankara’da Bakanlar Kurulu toplantısına katılacağı duyuruldu.

Zamanın kısıtlı olduğunu belirten Amerikalı heyet, pazartesi gece saatlerinde ulaştığı İstanbul’da bir gece konakladıktan sonra salı sabahı ziyaretlerine başladı.

Uçaktaki gazetecilerin, kilise ziyaretleriyle ilgili “Bu Türkiye’ye Ayasofya’nın camiye çevrilmesi sebebiyle verilen bir din özgürlüğü mesajı mı? Diplomatik bir mesaj mı veriliyor Türk yetkililerle görüşülmeyerek” sorusuna, ABD’li diplomatik yetkililerden biri şu yanıtı verdi:

“Türk hükümetinin sadece programların uyuşmamasıyla ilgili bir sorundan böyle bir husumet çıkaracağını sanmıyorum. Türkler yönetimin en üst seviyelerinden en aşağıya kadar bu konulardaki düşüncelerimizi ve uyuşmazlık içinde olduğumuzu biliyorlar. NATO içinde kritik önemde olduklarını da biliyorlar. Bizim için önemli olan anlaşmazlık içinde olduğumuz konularda birlikte çalışmaya devam ediyoruz.”

Gazetecilere konuşan üç diplomatik yetkiliden biri de, “Türkiye’de dini özgürlüklerin tehdit altında olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna, Dini Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’ye yönelik eleştirileri hatırlatarak yanıt verdi:

“Açıkçası bazı sorunlar vardı. Pastor Andrew Brunson’ın davasını hatırlayın. Belli ki tartışılması gereken konular var. Daha fazla detaya girmeyeceğim.”

Pompeo, Tiflis’in ardından da İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek yetkililerle görüşecek.

Eylül ayında Kıbrıs ve Yunanistan’a gitmişti

Bu, Pompeo’nun son dönemde bölgeye geldiğinde Türk yetkililerle görüşmediği üçüncü ziyaret olacak.

Eylül ortasında, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Kıbrıs’a giden Pompeo, sadece Ada’nın güneyindeki Kıbrıslı Rum yetkililerle bir araya gelmişti, Türk yetkililerle görüşmemişti. Bu ziyaret öncesi ABD, Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu da kısmen kaldırmıştı.

Eylül ayı sonunda bir kez daha bölgeye gelen Pompeo, bu kez de Yunanistan’ın Selanik şehri ve ardından Girit adasındaki askeri üssü gezmişti.

ABD’li yetkililerin bölgeye yaptığı ziyaretlerde sembolik olarak hem Yunanistan hem de Türkiye’yi ziyaret etme geleneklerinin aksine Türkiye’ye uğramayan Pompeo, Girit’te düzenlediği basın toplantısında “ABD, Yunanistan’ın enerji politikasını destekliyor, Yunanistan’ı bölgedeki istikrar unsurlarından biri olarak görüyor.” diyerek Türkiye’ye karşı destek mesajı da vermişti.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...