Irak Meclisi’nde Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a bağlı Sairun Koalisyonundan sonra mecliste ikinci büyük grubu oluşturan Fetih Koalisyonu, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğu güvenlik kuşağının bir benzerini Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Irak toprakları üzerinde oluşturma planına karşı uyardı. Öte yandan Türkiye, IŞİD ve PKK dahil terörist gruplarla mücadelesinde üzerine düşeni yaptığını ve Irak yönetiminin de Irak topraklarındaki PKK ile mücadelede etkin olması gerektiği belirtiyor.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri, dün yayınladığı yazılı açıklamada, “Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik operasyonlarını büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Bu hangi bahaneyle olursa olsun kabul edilemez. Bunun hiçbir uluslararası, hukuki veya meşru gerekçesi yok” ifadelerini kullandı.
Amiri, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Bu son istila, toprak derinliği ve istila süresi açısından daha önceki bütün saldırılardan farklıdır. Zira bu son istila yoğun bir (askeri) varlık ile birlikte 25 kilometre derinliğe ulaştı. Bu durum, Türklerin Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik kuşağının bir benzerini oluşturmaya çalışarak oldu bitti politikasını dayatmaya çalışmak istediklerini gösteren tehlikeli işaretler taşıyor. Bu nedenle bu plana karşı uyarıyoruz ve Türk hükümetinden derhal Irak topraklarından çekilmesini talep ediyoruz. Bu düşmanca eylemler, gelişmiş ekonomik ilişkilerin yanı sıra geniş kardeşlik ve dini, tarihi ilişkilerin birbirine bağladığı iki ülkenin menfaatine değildir.”
Amiri, Irak hükümetine ‘sessizliğini bozma, tekrarlanan bu saldırıları sona erdirmek için gerekli tüm diplomatik ve siyasi önlemleri alma ve bu meseleyi Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve uluslararası platformlarda gündeme getirme’ çağrısında bulundu.
Amiri ayrıca tüm Iraklı ulusal güçlerden ‘Irak egemenliğinin korunması ve bu ihlallere son verilmesi için ortak bir tutum benimsemelerini’ talep etti.
Fetih Koalisyonu Milletvekili Naim el-Ubudi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Türkiye’nin yaptığı, Irak’ın birliğine ve toprağına açık bir saldırıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin yaptıkları karşısında seyirci kalmamalıyız. Türk müdahalesinin siyasi anlamları son derece önemlidir. Bu durum, bütün Iraklı siyasetçilerin, siyasi ve ulusal güçlerin, Irak’ın egemenlik ve toprak bütünlüğünün -sebepleri ve bahaneleri ne olursa olsun- taviz verilmeyecek kırmızı bir çizgi olmasından hareketle, bu müdahaleye karşı mücadele için saflarını birleştirmesini gerektiriyor” dedi.
Ubudi, Irak hükümetine, özellikle Türk müdahalelerine karşı halk tepkisinin olduğu bir ortamda sorumlulukları doğrultusunda hareket etme çağrısında bulunarak, hükümetin veya Meclis’in bu meseleler karşısında alacağı her türlü bir kararın halk tarafından memnuniyetle karşılanacağını söyledi.
Cumhuriyetçi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Mutaz Muhyiddin, konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Türk güçleri ve Türk idarecileri birçok kez açıklamalarında ve konuşmalarında, sınırlarını PKK saldırılarından korumak için güçlerinin Kuzey Irak’ta geçici üsler kuracağını ifade etti. Bu ifadeler, Türklerin halihazırda, yeni iklimler oluşturarak bir kez daha Türkiye’deki üslerine dönmemeleri için bazen havadan taşınan veya karadan gönderilen güçlerin konuşlanma hususunda genişlediklerini teyit ediyor. Bu da üslerinin Irak toprakları içinde kalacağı anlamına geliyor. Çünkü Beşika Kampı bu güçlere uyum sağlayamıyor ayrıca Sincar, Kandil Dağları ve Duhok’un kuzeyi gibi çatışma alanlarından uzak bir noktada bulunuyor” dedi.
Muhyiddin, “Fetih Koalisyonu’nun açıklaması, Türk kuvvetlerinin kendisine fiili bir tampon bölge oluşturduklarını doğruluyor. Zira Türk güçleri bu bölgede (konuşlanmak için) Irak güçlerine danışmadığı gibi bu bölgede Iraklı güçler de bulunmuyor. Çünkü bu bölgenin korunmasından sorumlu olan Kürt Peşmerge güçleri uzun bir zaman önce buradan çekildi ve bu çekilme PKK’nın rahatça hareket etmesine neden oldu” diye konuştu.



