1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

CHP Genel Başkan Adayı İnce’den dokunulmazlık eleştirisi: Kürtler hiç doğruyu söylemez mi?

İznews / Haber Merkezi – CHP Genel Başkan Adayı Muharrem İnce, CHP kurultayında konuştu. Kılıçdaroğlu ve yönetimine yüklenen CHP Genel Başkan Adayı Muharrem İnce, TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılması sırasında evet oyu verilmesini eleştirdi. İnce, “Ben hayır oyu vereceğim dedim hayır oyu verdim. Parti MYK’sı evet vereceğiz dedi, evet verdi. Neden? ‘Kürtler de hayır diyor, aynı kefeye koyulmayalım’ diye hayır denildi. Kürtler hiç doğruyu söylemez mi?”dedi.

İnce, “CHP olarak asla kimlik siyasetine düşmeyeceğiz. Ezilen, mağdur olan kim varsa onun yanında olmalıyız. Malatya’da Alevilerin evine işaret konuluyorsa, Malatya’daki aleviye sahip çıkacağız. Hakkari’de Uludere’de 12 yaşındaki çocukların üzerine bombalar yağdırılıyorsa, 12 yaşındaki kürt çocuklarına sahip çıkacağız. Gezi’nin direnen çocuklarına otelini açtı diye holding patronun ihalesi iptal ediliyorsa, holding patronuna sahip çıkacağız. Mor beyin tuzağına düşürülüp hapse atılan AKP milletvekiline, kendi arkadaşları sahip çıkmasa bile giden tek ziyaretçisi benim, haksızlığa uğradığında AKP milletvekiline de sahip çıkacağız. İnsan olduğu için, mazluma, mağdura, ezilene sahip çıkacağız. Protez bacağına haciz gelen gazimize sahip çıkacağız. İnsana sadece insan olduğu için değer veren bir politika izleyeceğiz.Kürt sorununu evrensel değerlerle çözeceğiz. Hukukun üstünlüğü ilkesini toplumsal yaşamın her evresinde uygulayacağız.Biz bu toprakların insanıyız, Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu kültürdür bizim geleceğimiz. Kökümüz Anadolu, yönümüz çağdaş uygarlıktır. Bir ağaç gibi Anadolu’ya sımsıkı bağlıyız ama aydınlığa doğru büyüyen bir ağaç gibiyiz.Ben örgütümüzün doğruları bilmesini istiyorum. Enis Berberoğlu bugün hapiste, acaba bunda CHP’nin suçu var mı? Dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme geldi. Ben hayır diyeceğim dedim, onlar evet dedi. Bugün olsa yine hayır veririm. Korkuları şuydu: HDP hayır diyor, bizi de aynı kefeye koyarlar. Koysun, Kürtler doğru söylüyor olamaz mı? Doğruyu kim söylerse onun yanında olacağız. O zamanlar yapmayın dedim, önce HDP’lileri hapse atarlar, sonra sıra CHP’ye gelir. Gün gelir HDP, MHP doğru söyleyebilir, AKP bile doğru söyleyebilir, pek görmedik ama o bile olabilir. Bu MYK’nın hepsinin yenilenmesi lazım.” şeklinde konuştu.

Muharrem İnce’nin konuşmasından satır başları:İki ayrı yol iki ayrı ihtimal: Ya kazanacağız, ya kaybedeceğiz…CHP’nin çok değerli gönüldaşları, geleceğimiz elimizden alınıyor, cumhuriyetimiz yıkılıyor, umutlarımızı söndürmek istiyorlar, yaşama sevincimizi yok etmek istiyorlar. Karşımızdaki bir siyasi parti değil, ülkeyi yağmalamak için bir araya gelmiş bir yapı. 16 yıldır ülkemin üzerine kara bulut gibi çöktüler, çocuklarımızın geleceğini çalıyorlar.Cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyeti kurtaracaktır. Geleceğimizi geri alacağız!Umutlarımıza kelepçe vurdurmayacağız. Birlikte ayağa kalkacağız, kendimize güveneceğiz ve kazanacağız. CHP’yi sadece direnişin partisi olmaktan çıkarıp kazanan parti yapacağız.AKP ilan ettiği OHAL rejimiyle Cumhuriyeti tarihsel rotasından çıkarmıştır. Türkiye’de özgürlükten, insan haklarından bahsetmek mümkün değildir. KHK’larla kurumlar işlemez haline getirilmiştir. Dışa bağımlı, üretmekten çok satın alan bir ülkeyiz.CHP’de de tuzu kuru olanlar var… Çankaya, Beşiktaş, Şişli… Buraları aldı mı onlara yetiyor…Şanlıurfa onları ilgilendirmiyor, Muş onları ilgilendirmiyor… Sığınmışlar 3-5 tane belediyeye, onlara yetiyor. Kastamonu ne olacak, Rize ne olacak? Soran,arayan yok. CHP içindeki mutlu azınlıklar durumdan memnun. Ben durumdan memnun değilim. Onun için itaat etmiyorum. İtiraz ediyorum.Halkımız yargıya güvenmiyor. Milletin yargıya güvenmemesi başlı başına felaketin göstergesidir. Gerçek gazeteciler hapiste tutuluyor. 3-5 kadrolu yorumcu yalan yanlış yorumlarıyla her akşam televizyonda. Bu yalan makinalarına karşı sadece salı günleri 40 dakikalık cevap verme ile başa çıkamayız.

Halkımızın önemli bir bölümü bu yalan makinalarına iman edercesine inanıyor. Yalan makinalarına inanmayanlar ise bize alternatif olarak bakmıyor. Ben onlara umut olmak için, büyük değişim için burdayım.Pasaportumuzun Edirne’den öteye değeri yok. Ortadoğu bataklığına saplandık. Bir tarih cahili ‘ÖSO Kuvayı Milliyedir.’ diyor. ÖSO aylık maaş alıyor, Kuvayı Milliye’nin askerlerinin ekmek almaya parası yoktu. Kuvayı Milliye’nin askerleri emperyalistlere karşı savaştı. ÖSO’nun emperyal devletlere karşı mücadelesi var mı? Tek bir dertleri var, Suriye’de rejimi değiştirmek. Sen kim oluyorsun da ÖSO’yu Kuvayı Milliye ile karıştırıyorsun?Kaçak sarayda oturan tarih cahili bunları konuşurken, CHP’nin yetkilileri buna haddini bildiremiyor. Bana niye aday oldun diye soranlara soruyorum. Onun haddini bildirmek için aday oldum!Özgürlük mücadelesi verenlere ne yazık ki artık örnek değiliz. Türkiye’nin görevi niteliksiz göçmenlerin toplandığı bir tampon bölgedir.

Çağdaş dünyadan zihinsel olarak kopmuştuk, artık fiziksel olarak da kopuyoruz. Kadınlarımıza kabul edilemez bir yaşam dayatılıyor. Çocuklarımıza dadanan sapıklar devlet yöneticileri tarafından korunuyor. Her gün yurtlarda cinsel istismar olayları görüyoruz. İktidar dün dost olduklarıyla bugün düşman oluyor. Mevcut konumlarını korumak için söyleyemeyecekleri yalan, yapamayacakları şey yok.

Bugün AKP’nin sloganı “Ya iktidar, ya ölüm!”Son 14 yıla baktığımızda,enflasyona baktığımızda çift haneli rakamları görüyoruz. Dışarıdan canlı hayvan alıyoruz. Özgür olmayan ülke statüsündeyiz. Enerjide yüzde 76 dışa bağımlıyız. AKP döneminde benzinin fiyatı üç buçuk kat arttı, dünyanın en pahalı benzini… Benzin istasyonları artık vergi dairesi görevi yapıyor. Eğitimde dökülüyoruz, çocuklarımız sınavlardayken bile sınav değişiyor. Bir fizik öğretmeni olarak bütün velileri buradan uyarıyorum: Çocukları Milli Eğitim Bakanlığından koruyunuz.AKP döneminde yeni bir din yaratılmıştır. Haram serbest, çalmak serbest, ihaleye fesat serbest. Bir tek alkol ve baş örtüsünün dini var. Biz buna karşı çıkıyoruz. AKP döneminde hak ve güç arasındaki bağ koparılmıştır. Liyakatla makam arasındaki bağ koparılmıştır. Sorumluluk alma ile utanma arasındaki bağ koparılmıştır. Yeniden din ve vicdan arasındaki bağı kurmak için, insanlara yeniden utanma duygusunu getirmek için, aydınların topluma öncülük yaptığı, işin ehline verildiği bir toplum olmak için kazanmaya mecburuz, yenilenmeye, değişime mecburuz!Ekonomimizin temelinde insan olmalı.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...