2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

NEZLE SANDIĞINIZ ÇOCUĞUNUZ GRİP OLABİLİR!

Nezle ve grip salgını tüm hızıyla sürüyor. Birçok çocuk, bu enfeksiyon hastalıkları nedeniyle sıkıntılı zamanlar yaşıyor.
Grip ve nezle dendiğinde de akla ilk olarak burun akıntısı ve öksürme gibi belirtiler geliyor. Kişiden kişiye kolaylıkla geçiş yapabilen bu hastalıklar, hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ve bu sırada havaya dağılan mikroplu su damlacıklarını diğer kişilerin solumasıyla yayılıyor. Daha ağır tablolar ise virüslerin akciğerlere yerleşmesiyle oluşuyor. Oldukça ciddiye alınması gereken grip, 65 yaşı geçen kişilerde, kalp hastalarında, çocuklarda ve bebeklerde önemli sağlık problemlerine yol açabiliyor.

Griple nezlenin bulguları birbirine benzese de farklı hastalıklardır
Çoğunlukla burun akıntısı ile başlayan ve genellikle griple karıştırılan nezle, çocuklar ve bebeklerde en sık rastlanan hastalıklardandır. Her ne kadar griple nezlenin bulguları birbirine benzese de, iki hastalığa da neden olan etkenler değişiklik gösterir. Burun, boğaz ve soluk borusunda oluşan ve viral bir hastalık olan nezle; akciğerleri ve kulakları olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle bebek ve çocuklarda görülen nezleler önemsenmelidir.

Bebeklerde yüksek ateş görülebilir

Nezlesi olduğundan emin olunan bebeklere yapılabilecek en uygun uygulama, bebeğin varsa ateşinin düşürülmesi ve salgısının sulandırılmasıdır. Tüm viral hastalıklarda görüldüğü gibi nezlede de ilk 48 saatte yüksek ateş oluşabilir. Yüksek ateş problemiyle karşılaşıldığında ise bebeğe ılık bir banyo yaptırılmalı, ardından da ince giydirilmelidir. Eğer bebeğin ateşi 38°C’yi geçtiyse ve bebek iyice huzursuzlandıysa, ateş düşürücü ilaç verilebilir. Fakat bu durum 2 aydan küçük bebeklerde değişiklik gösterir. Çünkü 2 aydan küçük bebeklerde yaşanan ateş problemi ciddi hastalıkların habercisi olabilir.

Nezle olan çocuklara istirahat ve sıvı desteği şart
Çocuklarda yaşanan nezlede, bebeklerinkinin aksine nadiren ateş yükselmesi görülür. Daha çok burun akıntısı, boğaz ağrısı ve öksürükle ortaya çıkar. Çocukların burun tıkanıklığı ve akıntısına serum fizyolojik içeren burun damlaları ve burun pompası ile müdahale edilebilir. Çocukların eski direncini yakalayabilmesi için ortam ısısının ayarlanması, istirahat etmesi, uygun beslenmesi ve sıvı desteği alması gerekir.

Grip, influenza virüsü sebebiyle oluşur
Nezleyle benzer gibi görünen grip de çok yaygın olan viral bir hastalıktır. Fakat grip, nezlenin aksine influenza virüsü sebebiyle oluşur. Bilhassa kış aylarında oldukça yoğun şekilde görülen grip, bebek ve çocuklar için ciddi riskler oluşturur. Gribin belirtileri arasında ise, burun akıntısı, ateş, öksürük, baş ağrısı ve eklem – kas ağrıları gibi semptomlar görülür. Tedavisinin ve ilaç kullanımının doktor gözetiminde olması önerilir. Yatak istirahati, parasetamol içeren ağrı kesicilerin kullanımı, yine gerekli ise burun temizliğinin yapılması, düzgün beslenme ve bol sıvı tüketimi tedavisinde önemlidir.

Burun akıntısı görülen bebekler daha sık emzirilmeli
Anne sütü alan bebekler diğer bebeklere ve çocuklara nazaran daha şanslıdır. Çünkü anne sütü, oluşabilecek hastalıklara karşı antikor üretme özelliği taşır. Bebeklerde burun akıntısı ve öksürükle karşılaşan anneler bebeklerinin bol sıvı tüketmesini sağlamalı ve daha sık emzirmelidir. Ek gıdaya geçen bebeklere ise sulandırılmış elma suyu ve bitki çayları içirilmelidir.

1 yaşından küçük bebeklerde damla kullanımından kaçınılmalı
Hastalığın seyri, ilaç kullanımını gerektiren boyuta ulaştığında, alınacak ilaçlar için mutlaka bir uzmanla görüşülmelidir. Henüz yaş almamış bebeklerde damla kullanımı önerilmez. Ayrıca bebekte hırıltılı nefes alımı veya nefes alımında zorluk, renginde solma, ateş ve sıvı almayı reddetme gibi belirtiler görülüyorsa hiç vakit kaybetmeden bir doktora başvurulmalıdır. Bebekleri olası hastalıklardan koruyabilmek için de; oda sıcaklığını sabit tutmalı, ani hava değişimi yaşamalarını önlemeli ve terlemelere karşı uyurken ince giydirilmelidir.

Çocuklarda grip virüsü aldıktan birkaç gün sonra görülür
Grip, bebekler kadar okul çağındaki çocukları da sıkça etkisi altına alır. Çocuklarda görülen gribin en belirgin özellikleri ise; burun akıntısı, yüksek ateş, üşüme ve tireme, öksürük, kusma, ishal, halsizlik ve baş-vücut ağrısıdır. Grip virüsü alındıktan sonra birkaç gün içinde ortaya çıkar ve ilk olarak üşüme belirtileri görülür. Devamında diğer belirtiler ortaya çıkar.

Çocuğun bulunduğu ortamda sigara içilmemeli
Grip tedavisinde çocuğa bol sıvı tüketmesi sağlanmalı, yüksek ateş için ise ateş düşürücü verilmelidir. Vitamin ve mineral yönünden zengin sebze ve meyve verilmesi çocuğun iyileşmesine oldukça fayda sağlayacaktır. Ayrıca çocuk iyice dinlendirilmeli ve yorucu aktivitelerden mümkün olduğunca uzak tutulmalıdır. Hasta olan çocuk, tedavi sonrası 3-4 gün içerisinde iyileşir.

Çocuklar kapalı ortamlardan uzak tutulmalı
Kış mevsiminde bebeklerin ve çocukların vücudu soğuk havaya uyum sağlamak için daha fazla enerji harcar ve güçsüz düşer. Vücut bu nedenle enfeksiyonlara yatkın hale gelir. Ayrıca yine bu mevsimde mikroorganizmaların havadaki yoğunlukları da artar. Bebeklerin ve çocukların hem kapalı hem de kalabalık ortamlarda sıklıkla bulunması da hastalıkların artmasına neden olur.

Çocuklar, ne üşütecek ne de terletecek şekilde giydirilmemeli
Ailelerin çocuklarını giydirirken de belli durumları göz önünde bulundurmalarında fayda vardır. Örneğin; çocuğu aşırı üşütmek veya aşırı terletmekten kaçınılmalıdır. Çocukların soğukta kalarak hassaslaşan vücutlarının enfeksiyon kapma riski artar. Ancak sırf bu nedenle terlemelerine neden olacak kalın kıyafetlerden de kaçınılması gerekmektedir. Çocuklar yorgun ve uykusuz olduklarında vücut dirençleri de düşer ve daha kolay hastalanabilirler. Bu nedenle çocuklarda uyku düzeni özellikle kış aylarında daha da önem kazanmaktadır.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...