6 Kasım 2026
10.7 C
İstanbul

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine edebiyatçıların katılımın önemine değindi.

 Uluslararası PEN, Navenda PENa Kurd, Diyarbakır Büyükşehir, Sur, Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar belediyeleri tarafından Diyarbakır’da “Barış ve eşitlik süreçlerinde, uzlaşma, barış ve eşitlikte edebiyatın, dilin ve aydınların rolü” adlı konferans başladı.

Ali Emiri Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri, yazar, şair, akademisyenler ile çok sayıda kişi katıldı.

Konferans, iki gün sürecek.

Açılışta konuşan PENa Kurd Başkanı yazar Ömer Fidan, barışın inşasında edebiyatçıların rolüne değinerek, “Bu konferansın onurlu barışın inşasında etkili olmasını amaçlıyoruz. Edebiyatçılar olarak süreçte var olduğumuzu ve var olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konferansta katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz”  diye konuştu.  

“Zindanlarda büyük edebiyatçılar var”

Yazar Mizgin Ronak, “Zindanlarda büyük edebiyatçılar var.  Edebiyatlarının halka ulaşması önemli. Dünya edebiyatının önde gelen isimlerinin Bextiyar Elî’nin kitabının zindanda okumuştum. Irak rejiminin işkencesine maruz kalan Apê Cemşit’in mücadelesine değiniyordu. O zaman biz dedik ki, ‘30 yıldır cezaevindeyiz, niye Apê Cemşît olamıyoruz.’  Zindanlarda çokça Apê Cemşîtler var.  Kürt edebiyatının hakkettiği yere gelmesi için mücadeleyi büyütmeliyiz. Muazzam bir edebiyat alt yapısı var.  Dünyanın birçok yerinde gidip oranın edebiyatı ile tanıştım.  Edebiyatın halkın direniş boyutunu ortaya çıkardığını ve öncülük ettiğini gördük. Baskı altında olan edebiyatın üretimin sürdürmesi ve halka ulaşması gerekiyor. Birlik içinde bir üretimi ortaya koyalım” diye konuştu.

“Süreç başarıya ulaştırılması gerekiyorsa tutsakların tahliye edilmesi gerekiyor”

Yazar İlhan Sami Çomak, “Egemenlerin edebiyat üzerindeki etkisini kırmak gerekiyor. Halkın anadili ile edebiyatına kavuşması elzemdir. Eğer süreç başarıya ulaştırılması gerekiyorsa tutsakların tahliye edilmesi gerekiyor. 32-35 yıldır cezaevinde olanlar var. Bunlar arasında hasta tutuklu ve yazarlarda var. Bunlar tahliye edilmeden sürecin başarıya ulaşması mümkün değil” dedi. 

 Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, “Bugün burada barışın inşası için önemli bir konferans düzenleniyor. Halkların dilinin özgürlüğünü esas almayan bir barışın gerçekleşmesi imkansız. Devlet halkların dili ile barışını oluşturması gerekiyor. Halkımız anadili ile özgürce konuşmalı, şarkısını söylemeli ve edebiyatını ortaya koymalı.  Bu halkın diline, kültürüne öncülük eden öncülerimize minnettarız” ifadelerini kullandı.

Konferans “Barış süreçlerinde edebiyat, dil ve evrensel haklar” konulu panel ile devam ediyor.

Son Haberler

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Axios: Trump’ın seçim yenilgisinin ardından İran konusunda üç kötü seçeneği var

ABD merkezli haber sitesi Axios’un analizine göre, ABD Başkanı...

Neçirvan Barzani’den taraflara çağrı: Sorunlarınızı parlamentoda çözün

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden aktifleştirilmesini...

KDP: Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden faaliyete geçmesi hiçbir kesime karşı değildir

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Sözcüsü Mahmud Muhammed, Kürdistan Parlamentosu’nun...

ABD’de seçim: Trump yenildi, ‘Ben oy pusulasında yoktum’

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ni...

Türkiye Gündemi

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...