5 Kasım 2026
11.9 C
İstanbul

KDP: Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden faaliyete geçmesi hiçbir kesime karşı değildir

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Sözcüsü Mahmud Muhammed, Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden faaliyete geçmesine ilişkin yaptığı açıklamada, bu adımın hiçbir kişi veya siyasi kesime karşı olmadığını belirterek, parlamentonun kapılarının herkese açık olduğunu ifade etti.

KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed, 4 Kasım 2026 tarihli yazılı açıklasında, Kürdistan Parlamentosu’nun bugün milletvekillerinin çoğunluğunun katılımıyla ilk oturumuna devam ettiğini ve yasal, demokratik bir süreç sonucunda parlamento başkanlık divanının seçildiğini bildirdi.

Muhammed, parlamento başkanlığına seçilen başkan, başkan yardımcıları ve sekreteri tebrik ederek, yeni görevlerinde başarılar diledi.

“İki yıldır parlamento işlevsiz bırakılmıştı”

Parlamentonun yeniden faaliyete geçmesinin gecikmiş ancak Kürdistan Bölgesi’nin anayasal statüsünü korumak açısından gerekli bir adım olduğunu belirten Muhammed, şu ifadeleri kullandı:

“Ne yazık ki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Yeni Nesil Hareketi (Nwey Nwe) liderliklerinin siyasi kararı nedeniyle, halkın oy ve iradesini temsil eden Kürdistan Bölgesi’nin bu meşru kurumu iki yıldır işlevsiz bırakılmıştı.”

Bugün farklı siyasi gruplara mensup milletvekillerinin ulusal sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini belirten Muhammed, halkın oylarına saygı gösterilmesi ve yasal yeminlerine bağlı kalınması sayesinde demokratik sürecin başarıya ulaştığını kaydetti.

Muhammed, böylece yasal boşluğun ve siyasi bir azınlığın dayatmasının sona erdiğini ifade etti.

Milletvekillerine ve ailelerine tehdit

Bazı milletvekillerinin ve ailelerinin çok sayıda tehdide maruz kaldığını belirten KDP Sözcüsü, bunun demokrasiye ve halkın iradesine yönelik tehlikeli bir işaret olduğunu söyledi.

Muhammed, söz konusu tehditlerin Kürdistan toplumunun yaşam alanlarının demokratikleşmesine hizmet etmeyen bir zihniyetin göstergesi olduğunu ifade etti.

“Parlamentonun kapıları herkese açık”

Tüm taraflara halkın iradesine ve demokratik sürece saygı gösterme çağrısında bulunan Muhammed, Kürdistan Parlamentosu’nun siyasi ve hukuki diyalog için gerçek bir zemin olduğunu, aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’nin iç birliğinin sağlanmasında önemli bir unsur teşkil ettiğini belirtti.

Parlamentonun yeniden faaliyete geçmesinin hiçbir kişi veya siyasi kesime karşı olmadığını vurgulayan Muhammed, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden faaliyete geçmesi hiçbir kişi veya kesime karşı değildir. Kapıları herkese açıktır. Diğer siyasi tarafların gruplarının da parlamentonun yeniden faaliyete geçmesinin ardından olumlu karar alarak katılım göstermelerini ve Kürdistan Bölgesi’nin meşruiyetini ve statüsünü korumaya katkıda bulunmalarını umut ediyoruz.”

Muhammed, bu adımın aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’nin içinde bulunduğu hassas süreçte ortak sorumluluk üstlenilmesine, farklı görüşlerin birbirine yakınlaştırılmasına ve halkın çıkarları ile Kürdistan’ın geleceği için birlikte çalışılmasına vesile olmasını temenni etti.

Son Haberler

Axios: Trump’ın seçim yenilgisinin ardından İran konusunda üç kötü seçeneği var

ABD merkezli haber sitesi Axios’un analizine göre, ABD Başkanı...

Neçirvan Barzani’den taraflara çağrı: Sorunlarınızı parlamentoda çözün

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Kürdistan Parlamentosu’nun yeniden aktifleştirilmesini...

ABD’de seçim: Trump yenildi, ‘Ben oy pusulasında yoktum’

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ni...

ABD ara seçimlerinde Demokratlar Senato ve Temsilciler Meclisi’nde öne çıkıyor

ABD’de 2026 Kongre ara seçimlerinde Demokratlar, Senato yarışlarında Georgia,...

Demirtaş tutukluluğunun yıldönümünde yazdı:

Demirtaş tutukluluğunun yıldönümünde yazdı: Önce riskleri beraber göğüsleyelim, sonra hep...

ABD: İran ile görüşmelerde ilerleme kaydedildi

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yürütülen görüşmelerde...

Rojava Üniversitesi: Suriye hükümetinin kararı beklentilerimizi karşılamadı

Rojava Üniversitesi Meclisi, Suriye Yükseköğretim Bakanlığı tarafından alınan kararların...

Türkiye Gündemi

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...