27 Ekim 2026
12.6 C
İstanbul

Kritik gün, İsrail’de bugün genel seçim yapılacak

Hamas’ın liderliğindeki bazı Filistinli grupların 7 Ekim 2023’te İsrail’de düzenlediği saldırılar sonrası seçmen ilk kez oy kullanacak.

7 Ekim saldırılarında 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 251 kişi rehin alınmıştı.

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in saldırılarında 74 bin kişi yaşamını yitirdi. Yüz binlerce Filistinli de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Son kamuoyu araştırmalarına göre Başbakan Binyamin Netanyahu ile muhalif lider Gadi Eisenkot arasındaki yarış başa baş gidiyor.

Pusulada hangi partiler var?

Netanyahu, seçime iktidar partisi Likud’un adayı olarak katılıyor. Koalisyonunda ise Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) ve Dini Siyonizm gibi aşırı sağcı partiler yer alıyor.

Bu partilerin talepleri arasında işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhak edilmesi ve Filistinlilerin Gazze’den sürülmesi de var.

Likud Partisi içinde de yerlerinden edilmiş yüz binlerce Filistinlinin Gazze’den “göç etmesi” çağrısı yapanlar bulunuyor.

İsrail’in en uzun süre görevde kalan başbakanı Netanyahu’nun başlıca rakibi Eisenkot ise 2019’a kadar ülkenin genelkurmay başkanıydı.

Gazze’deki çatışmaların ilk aylarında asker oğlunu kaybeden Eisenkot, 2024’e kadar Netanyahu’nun savaş kabinesinde görev aldı. O yıl, Netanyahu’nun çatışma merkezli politikalarına tepki göstererek istifa etti.

Eisenkot, 2025’te merkez sağda konumlandırdığı Yashar (Doğru veya dürüst) adlı yeni bir parti kurdu.

Seçim kampanyasını 7 Ekim saldırılarına yol açan güvenlik zafiyetleri hakkında hesap verilmesi üzerinden yürüttü.

Netanyahu ise kendini “Bay Güvenlik” olarak tarif ediyor ve 2023’ten bu yana İsrail’in askeri operasyonlarını güvenlik başarısı olarak gösteriyor.

Eisenkot ile koalisyon kurabilecek muhalif partiler arasında eski Başbakan Naftali Bennett ile eski Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in Yachad (Birlikte) Partisi yer alıyor.

Başbakan adayı Bennett, partisini “Sağ kanatlı, liberal Siyonist” olarak tarif ediyor.

Netanyahu karşıtı siyasetçi, Yachad’ın Filistinli partilerle ittifak yapmayacağını da ima etmişti.

Avigdor Lieberman’ın Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) Partisi de Netanyahu karşıtı blok içinde.

Lieberman’ın “milliyetçi sağcı” partisi Filistinlilerle anlaşılmasını, nüfus ve toprak mübadalesi yapılmasını savunuyor.

Parti ayrıca aşırı sağcı Yahudilere verilen imtiyazlara itiraz ediyor, bu toplulukların desteklediği partilerin politikalarına karşı çıkıyor.

Oy pusulasındaki bir başka parti ise Demokratlar.

Kendilerini “Liberal-demokratik ve Siyonist” bir parti olarak tanımlayan Demokratlar, İsrail İşçi Partisi ve solcu Meretz’in (Zindelik) birleşiminden oluşuyor.

Liderleri ve adayları ise eski İsrail ordusu generali Yair Golan.

2024’te kurulan parti, hedefini “Aşırılık yanlısı Binyamin Netanyahu hükümetinin devrilmesini sağlayacak büyük ve güçlü bir demokratik tabanı oluşturmak” olarak açıkladı.

Türkiye’ye bakış nasıl?

İsrail Bölgesel Dış Politika Enstitüsü (Mitvim) adlı bağımsız düşünce kuruluşu tarafından Haziran’da yayımlanan bir ankete göre halkın %54’ü Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için diplomatik çaba gösterilmesini destekliyor.

Ankete katılanların %28’i ise Türkiye’yi güvenlik tehdidi olarak görüyor ve İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu kısıtlaması gerektiğini savunuyor.

Netanyahu hükümeti Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sert dille eleştiriyor.

Erdoğan, Netanyahu’nun seçim afişlerinde New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İran dini lideri Müctaba Hamaney ve Hizbullah lideri Naim Kasım ile birlikte gösterilmişti.

Türkiye ile söylem düzeyinde gerilimin yüksek olmasına karşın Netanyahu hükümeti ile Ankara arasında özellikle Suriye’de çatışmazlığın sağlanması için mekanizmalar kuruldu.

İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne saldırı düzenlemiş, bunu Türkiye’nin söz konusu üsse “askeri yığınağını engellemek” için yaptığını açıklamıştı.

Türkiye İsrail’in iddialarını reddetti, Suriye böyle bir plan olmadığını açıkladı.

Netanyahu’nun en büyük rakibi Eisenkot’un Türkiye hakkında doğrudan hasmane bir açıklaması yok.

Eisenkot, 6 Ekim’de Times of Israel gazetesine verdiği demeçte Suriye hükümeti ile mutabakata varmak için ülkedeki tüm yabancı askerlerin çekilmesi gerektiğini söyledi.

Eisenkot daha önce Türkiye’nin Gazze’ye yönelik barış planında yer almasını da eleştirmişti.

Eisenkot’u desteklemesi beklenen Bennett ve Lapid ise Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleştiği ve büyükelçiliklerin yeniden açıldığı 2022’de iktidardaydı.

Ancak Bennett geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye yönelik sert açıklamalar yaptı. Eski başbakanın özellikle Türkiye’den “Yeni İran” olarak bahsetmesi Ankara’da büyük tepki çekti.

Demokratların lideri Yair Golan ise İsrail’in Suriye’deki hava üssüne saldırısını eleştirmişti.

Golan, bunun Türkiye ile çatışma riskini artırdığını ve İsrail’in başta ABD olmak üzere müttefikleriyle arasını açtığını savunmuştu.

Arap partilerinin rolü ne?

İsrail nüfusunun beşte birini Filistinli ve Arap kökenli vatandaşlar oluşturuyor.

Bugünkü seçimde İsrailli Arapları temsilen iki parti yarışıyor.

Bunlardan biri, üç partinin kurduğu Ortak Arap Listesi adlı koalisyon.

Diğeri ise 2021’e kadar Ortak Liste’nin parçası olan ancak daha sonra bağımsız yarışan Ra’am.

Birleşik Arap Listesi olarak da bilinen Ra’am, 2021 seçimlerinden sonra Bennett ve Lapid’in koalisyonuna katılarak İsrail hükümetinde yer alan ilk Arap parti olmuştu.

Mansur Abbas liderliğindeki parti, uzun süre kendini “muhafazakar ve İslamcı” olarak tanımladı. Ancak bu seçimler için ilk kez İsrail Parlamentosu’nda (Knesset) Yahudi bir aday çıkartacağını açıkladı.

İsrail’in Merkez Seçim Komitesi Eylül’de aldığı bir kararla iki partinin seçime girmesini yasakladı.

Ancak İsrail’in en yüksek yargı mercii olan Yüksek Mahkeme bu kararı reddetti.

Anketler, muhalif blok ile Netanyahu’nun dindar-milliyetçi bloğunun İsrail parlamentosundaki 120 sandalyenin yaklaşık 50’sini kazanabileceğini, toplamda ise 13 veya 14 sandalyenin Arap partilerine gidebileceğini gösteriyor.

Bu durumda Arap partiler teorik olarak seçimin belirleyici unsurları haline geliyor.

Ancak Yahudi partilerin neredeyse tamamı Arap partileri ile iş birliği yapmayı reddediyor.

Arap partilerin Netanyahu karşıtı koalisyona resmen katılmayıp, dışarıdan destekleme ihtimali de söz konusu.

Kazanan nasıl belirleniyor?

İsrail seçimlerinde yer alan partilerin yeni bir hükümet kurması için Knesset’te yer alan 120 sandalyeden 61’ini kazanması gerekiyor.

Genellikle tek bir parti bu sayıya ulaşamadığı için İsrail hükümetleri koalisyonlar tarafından kuruluyor.

61 sandalyelik çoğunluğun sağlanamaması durumunda oy çokluğu ve dışarıdan destek ile azınlık hükümeti de kurulabiliyor.

Bu durumda bir koalisyonun en yakın rakibinden daha fazla oy alması gerekiyor.

Sonuçlar ne zaman ilan edilecek?

İsrail medyası Türkiye saatiyle 23.00’te sandık çıkış anketlerini yayımlamaya başlayacak.

İlk sonuçların 28 Ekim’de netleşmesi bekleniyor. Resmi sonuçlar ise 4 Kasım’da ilan edilecek.

Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, seçimden sonra parti liderleriyle istişare ederek hükümet kurma ihtimali en yüksek olan partinin liderini görevlendirecek.

Görev verilen siyasetçinin hükümeti kuramaması durumunda cumhurbaşkanı bir partiye daha görev verecek.

Bunun da sonuç vermemesi durumunda Knesset üçüncü kez bir siyasetçinin görevlendirilmesi için cumhurbaşkanını yetkilendirebilecek.

Hükümet kurulamaması halinde ise seçimler yenilenecek. Bu senaryoda ara dönemde Netanyahu geçici olarak başbakanlık makamında kalacak.

2019 ve 2022 arası hükümet kurulamaması sebebiyle İsrail’de beş kez seçim yapılmıştı.

Seçim Gazze ve Filistinliler için ne anlama geliyor?

Gazze’de bir yılı aşkın süredir ateşkes olsa da bölgenin yarısını kontrol eden İsrail hala Hamas’a yönelik saldırılarına devam ediyor.

Netanyahu’nun yeniden seçilmesi durumunda mevcut Gazze politikasını sürdürmesi bekleniyor.

Ayrıca müttefiklerinin Filistinlilerin Gazze’den çıkartılması gibi talepleri de söz konusu.

Muhalif lider Eisenkot’un da Hamas konusundaki duruşu Netanyahu’nunkine benzer.

Eisenkot, gerek askeri yollarla gerekse ABD önderliğindeki barış planı ile Hamas’ın Gazze’deki yönetimini 18 ay içinde sonlandırmayı taahhüt ediyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da da Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları hiç olmadığı kadar şiddetlenmiş durumda.

Uluslararası hukuka aykırı olan yerleşimler Birleşmiş Milletler verilerine göre giderek büyüyor.

Netanyahu mevcut genişleme politikalarını sürdürmek istiyor.

Eisenkot ise yerleşimleri desteklemek ile beraber Batı Şeria’yı ikiye bölecek tartışmalı “E1 yerleşimi” projesine karşı çıkıyor.

Muhalif lider ayrıca aşırılıkçı Yahudi yerleşimcileri eleştiriyor ve güvenlik kontrollerinin İsrail’de kalması kaydıyla Filistinlilere kısmi otonomi sağlanması için adım atma çağrısı yapıyor.

İki aday da Filistin’in bağımsızlığını öngören iki devletli çözümü desteklemiyor. Kaynak-BBC Türkçe

Son Haberler

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır “Irak...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi

Brezilyalılar, yeni devlet başkanlarını seçmek için 25 Ekim Pazar...

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Trump: İran’a yeni bir askeri operasyon olabilir

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un İran'a karşı yeni bir...

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...