27 Ekim 2026
13.4 C
İstanbul

ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması İsrail’de tepkiyle karşılandı

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Riyad’ın Amerikan teknolojisiyle nükleer santral kurup uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyan anlaşma, İsrail’de güvenlik endişelerine yol açtı. İsrailli muhalif siyasetçiler, anlaşmanın Ortadoğu’da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğini belirtiyor.

ABD ve Suudi Arabistan, Riyad’ın sivil nükleer program geliştirmesini öngören tarihi anlaşmaya imza attı.Çarşamba günü duyurulan ve yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi’nin onayı gereken anlaşma, İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet ve eski üst düzey yetkililer anlaşmaya sert tepki gösterdi.

Bennett: “Büyük bir stratejik başarısızlık”

27 Ekim’de yapılması planlanan seçimlerde yeniden başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen eski Başbakan Naftali Bennett, anlaşmanın İsrail’in güvenliğini tehlikeye attığını savundu.

Bennett yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan ile İsrail göz ardı edilerek yapılan bu nükleer anlaşma, büyük bir stratejik başarısızlıktır ve güvenliğimizi riske atmaktadır. Suudi toprağında uranyum zenginleştirilmesi, bölgede kontrolsüz bir nükleer yarışa yol açabilir” ifadelerini kullandı.

“Çılgınca bir silahlanma yarışı başlayacak”

Anlaşmaya bir tepki de eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman’dan geldi. Liberman, Suudi Arabistan’ın sivil programının nihayetinde askeri boyut kazanacağını öne sürerek şunları söyledi:

“Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programı, nükleer silah elde edilmesiyle sonuçlanacak ve tüm Orta Doğu’da çılgınca bir silahlanma yarışına neden olacaktır.”

İsrail’in bölgedeki tek nükleer güç olma konumunu koruması gerektiğini vurgulayan Liberman, Tel Aviv yönetiminin ABD Kongresi nezdinde girişimde bulunarak anlaşmayı engellemesi gerektiğini kaydetti.

Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise konunun bölgesel ittifaklardan bağımsız ele alınmasını eleştirerek, “Bölgesel ılımlı bir ittifakın parçası olmadan Suudi Arabistan’a sivil nükleer kapasite verilmesinin İsrail’in güvenliğine fayda sağlayacağını savunacak hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

123 Anlaşması imzalandı

22 Temmuz 2026’da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, kamuoyunda “123 Anlaşması” olarak bilinen çerçeve metni ve beraberindeki güvenlik garantileri anlaşmasını imzaladı.

ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasında milyarlarca dolarlık ve onlarca yıl sürecek stratejik bir ortaklığın hukuki zeminini oluşturduğu kaydedildi.

Anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) sıkı denetimi altında Suudi Arabistan’ın elektrik üretimi için Amerikan teknolojisini kullanmasına imkan tanıyor. Böylece Riyad yönetimi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, ABD’li şirketler için de Suudi nükleer pazarına giriş fırsatı doğuyor.

Wright: “Trump sayesinde nükleer rönesans başladı”

İmza töreninin ardından konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın en yüksek güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına sahip olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın vizyonuna dikkat çeken Wright, “Başkan Trump sayesinde ABD’nin nükleer rönesansı başladı. Bu adım, her iki ülke halkına uzun vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlayacaktır” dedi.

ABD Kongresi’nin onayına sunulacak olan anlaşmanın temel hedefleri arasında ABD nükleer teknolojisinin ihracatını artırmak, nitelikli istihdam yaratmak ve Washington-Riyad hattındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek yer alıyor.

Son Haberler

Ürdün Suriye’nin güneyini vurdu: İki ülkeden farklı açıklama

Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde, Ürdün tarafından düzenlenen hava saldırılarına...

Kritik gün, İsrail’de bugün genel seçim yapılacak

Hamas'ın liderliğindeki bazı Filistinli grupların 7 Ekim 2023'te İsrail'de...

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır “Irak...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi

Brezilyalılar, yeni devlet başkanlarını seçmek için 25 Ekim Pazar...

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...