26 Ekim 2026
20.2 C
İstanbul

Selvi: Meclis komisyonu İmralı’ya gidecek

 

Abdulkadir Selvi bugünkü köşesinde çözüm süreci kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nun  çalışmalarını ve İmralı heyetini ele aldı.

Hem Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem de Abdullah Öcalan’ın, İmralı heyetine güvendiğini yazan Selvi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmede Meclis komisyonunun Öcalan’la görüşmesi konusundaki tereddütler ortadan kalkmış. Meclis komisyonu karar aldığı takdirde İmralı’ya gidecek. Bunun sürece çok güçlü bir katkı yapacağına inanıyorum. Bu heyette mutlaka CHP de yer almalı. Liderler görüşmeye sahip çıkmalı ve süreç uhuletle ve suhuletle yönetilmeli” dedi.

Çözüm imkanı yakalanmışken bunun heba edilmemesi gerektiğini ifade eden Abdulkadir Selvi’nin yazısı şöyle:

“30 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen İmralı Heyeti, bugün Öcalan’la bir araya gelecek. Bu vesile ile İmralı Heyeti’nin çok önemli bir özelliğine dikkat çekmek istiyorum. Güvenilirlik.

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem Öcalan, İmralı Heyeti’ne güveniyor. Çünkü mesajları çok sağlıklı bir şekilde iletiyorlar. Çarpıtmıyorlar, eğip bükmüyorlar. Pervin Buldan ve Mithat Sancar güven veren kişilikleriyle bu süreçte çok önemli bir misyon üstlenmiş durumdalar. Rahmetli Sırrı Süreyya Önder de öyleydi. Kimi zaman kriz konusu olacak konuları yapıcı üslubuyla aşmasını bilirdi.

Heyet önemli dedim. Bir örnek vermekle yetineceğim.

Diyarbakır’da Öcalan’a özgürlük talebiyle bir yürüyüş yapılmıştı. Polisimize “düşman” diye hakaret eylem Türkiye’de büyük rahatsızlığa yol açmıştı. Onu yapanlar sabah toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Doğrusu DEM Parti’den bu tür bir yaklaşım olmasını istemezdim. Terörsüz Türkiye havasına artık büründü diye düşünürken bu tür şeyleri Diyarbakır’dan duyunca doğrusu üzüldüm” demişti.

Geçmişte yürütülen süreçler bu tür yol kazasına kurban edildi.

Peki PKK silah bırakacağını ilan edip fesih kararı almışken bu olaylar neden yaşandı?

ASRIN HUKUK BÜROSU

Öcalan’ı ziyaret eden Asrın Hukuk Bürosu avukatları ‘umut hakkı’yla ilgili tartışmaları çarpıtarak aktarıyor, Öcalan’ın tavrını ise abartarak yansıtıyorlar. Bunun sonucunda Terörsüz Türkiye sürecine zarar veren eylem yaşanıyor. Ama neyse geçmiş süreçlerin verdiği tecrübe ile gereken müdahaleler yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da İmralı Heyeti’yle görüşmesi sırasında geçmişte yaşananlar ışığında uyarılarda bulunuyor. Süreci zehirleyecek şeylerden kaçınılmasını istiyor.

SÜRECE ZARAR VERMEMELİ

Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşması için tüm tarafların özenli olmasına ihtiyaç var. Bu süreç başarısız olursa şiddet çok daha sert bir şekilde geri döner. Hiç kimse bu vebalin altından kalkamaz. Bir tercih yapacağız; ya yeniden şehit cenazeleri gelmeye başlayacak ya da kınalı kuzularımızın düğün konvoyları geçecek. Bunun tercihi olmaz. Bu tarihin omuzlarımıza yüklediği bir sorumluluktur. Terörsüz Türkiye’yi ya başaracağız ya başaracağız. Bunun alternatifi yok.

Mezar kazıcılara geleceğimizi teslim etmeyeceğiz.

Yanlış temaslar sürece zarar verirken, “dostane” görüşmeler sürecin önünü açıyor.

Biliyorsunuz Meclis’teki Terörsüz Türkiye komisyonundan bir heyetin Öcalan’la görüşmesi tartışması yaşanıyor. Bahçeli, “Komisyon İmralı’ya gitmeli” demişti. Ben de Bahçeli gibi düşünüyorum. Eğer bu sorunu çözeceksek PKK üzerindeki tek güç olan Öcalan’la görüşülmesinde ne sakınca var?

GERYY ADAMS ÖRNEĞİ

İngiltere’de Sin Fein lideri Gerry Adams, İRA sorununun çözümünde çok önemli bir rol oynadı. İngiltere, Gerry Adams’ın bu gücünden yararlandı. Biz Öcalan’ın gücünü niye kullanmayalım?

AK Parti cephesinde haklı bir tereddüt yaşanıyor. AK Parti, bu böyle bir adım toplumda nasıl karşılanır diye hesap ediyor, muhalefet bu işi istismar eder diye temkinli hareket ediyor. Haklılar. İlmi siyasetle hareket edip şartları oluşturmak gerekiyor. Bu tür kritik adımlar atılırken kamuoyundaki hassasiyete dikkat etmek gerekiyor. Sürece karşı olanların “Meclis teröristin ayağına gitti” diye istismar edeceğinden şüphem yoktur. Kürt sorununu çözelim derken Türk sorununu üretmemeli. Toplumun hazırlanması, görüşmenin zamanlaması ve şekli önemli. Sürece zarar vermemeli; tam aksine ivme kazandırmalı.

Bakın iç ve dış konjonktür bize altın tepsi içinde tarihi bir fırsat sunuyor.

Dış konjonktür lehimize. ABD Başkanı Trump’ın Beyaz Saray’daki ekibine, “Bana Türkiye’yle ilgili sorun getirmeyin. Çözüm önerileri getirin” dediği bir imkânı değerlendirmemek olur mu?

PKK demek ABD demek.

Ayrıca PKK’nın kurucusu olan Öcalan silah bırakma ve PKK’yı fesih çağrısı yaptı. Öcalan’ın örgütüne hâkim olduğu ortaya çıktı. 26 yıldır cezaevinde olan birisinin örgütüne hâkim olması kolay değil. Ayrıca Öcalan, 76 yaşında. İlerleyen yaşı nedeniyle her zaman elimizde bir Öcalan bulunmayabilir. Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK silah bırakma ve fesih kararı aldı. Türkiye’den güçlerini çekti.

Kandil, Türkiye’ye karşı eylem yapmama kararı aldığını açıkladı.

Türkiye, tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor. Erdoğan, uluslarası sorunlarda başvurulan küresel liderlerden biri.

Türkiye’nin yıldızı parlıyor. Kısır siyasi çekişmeler ve küçük hesaplar uğruna bu fırsatı heba etmeyelim. Fırsatlar depo edilemez.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmede Meclis komisyonunun Öcalan’la görüşmesi konusundaki tereddütler ortadan kalkmış. Meclis komisyonu karar aldığı takdirde İmralı’ya gidecek.

Bunun sürece çok güçlü bir katkı yapacağına inanıyorum. Bu heyette mutlaka CHP de yer almalı. Liderler görüşmeye sahip çıkmalı ve süreç uhuletle ve suhuletle yönetilmeli.

ERDOĞAN TEHLİKENİN FARKINDA

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ekim resepsiyonuna katılmayınca Erdoğan düşmanlarına gün doğdu.

Ahmet Hakan, “Erdoğan -Bahçeli ayrılığına yatırım yapmayın. Batma ihtimaliniz çok yüksek olur” diye uyardı ama dinlemediler. Yatırım yaptılar da yaptılar. Abandıkça abandılar, haberler yaptılar, videolar çektiler, derin analizler kastılar.

Firari FETÖ’cüler ise bu işi kampanyaya dönüştürdü.

Ben ilk andan itibaren iktidarı uyardım. AK Parti’nin Bahçeli’yi kaybetme lüksü olmadığını yazmıştım. Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye konusunda tarihi bir rol oynadığına dikkat çekmiştim. Bahçeli misyonuna sahip çıkılmasını istemiştim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki “En büyük hedefleri 15 Temmuz gecesi şehitlerimizin mübarek kanlarıyla harcı karılan Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini ve disiplini bozmaktır. Fakat muvaffak olamayacaklar” dedi.

Erdoğan tehlikenin farkındaysa sorun yok demektir. Ahmet Hakan’ı dinlemediniz bari Erdoğan’ı dinleyin.

NUMAN KURTULMUŞ’A HAKARET

İYİ Parti siyasi erimesini önlemek için umudunu Terörsüz Türkiye sürecini başarısız olmasına bağlamış durumda. Terörsüz Türkiye’yi istemedikleri için terörlü Türkiye istiyorlar demektir. Süreci sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Meclis’te İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a “Sizin bir PKK sevdanız olduğunu anladık. Benim anlamadığım şey şu; Abdullah Öcalan’ın Numan Kurtulmuş sevdası nereden geliyor?” diyor. Numan Kurtulmuş, “Ben PKK sempatizanı sevdalısı falan değilim eğer böyle kabul ediyorsanız bunu size iade ediyorum. Bu yaptığınız siyasi şovu da böyle basit numaralarla sürdürmeyin. Eğer bir sevdalı olacaksam ben, bu vatana millete sevdalıyım. Bu yaptığınız en hafif tabiriyle haksızlıktır, hadsizliktir, terbiyesizliktir” diyor ve komisyonu terk ediyor.

HANGİSİ MİLLİYETÇİLİK

Numan Kurtulmuş ismini Kurtuluş Savaşı gazisi dedesi Numan Bey’den, soy ismini Kurtuluş Savaşı’ndan almaktadır.

Numan Kurtulmuş kan akmasın, şehit cenazeleri gelmesin, vatan bölünmesin diye uğraşıyor.

Türkiye, ayağına vurulan kanlı bir prangadan kurtulsun diye çaba gösteriyor. Türkiye’yi bölmek isteyen devletlerin PKK’yı maşa gibi kullanmasının önüne geçmek istiyor.

Terörle mücadeleye giden kaynaklar bu ülkenin refahına, kalkınmasına harcansın diye çaba gösteriyor.

Peki siz ne yapıyorsunuz? Kan aksın, şehit cenazeleri gelmeye devam etsin, biz de oy toplayalım hesabı mı yapıyorsunuz?

Peki hangisi Türkiye’ye daha faydalı?

Peki hangisi Türkiye’yi daha çok sevmek demek?

Peki hangisi daha büyük milliyetçilik?”

 

Son Haberler

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır “Irak...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi

Brezilyalılar, yeni devlet başkanlarını seçmek için 25 Ekim Pazar...

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Trump: İran’a yeni bir askeri operasyon olabilir

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un İran'a karşı yeni bir...

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...