1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Rojava Yönetimi’nden 10 maddelik beyanname: ‘Yeni Suriye’nin inşaası için acil toplantı çağrısı’

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, Rakka’daki yönetim binası önünde bir basın açıklamasıyla basın açıklamasıyla “Suriye’nin inşasında Suriye diyalogu beyannamesi”ni duyurdu.

Kürtçe ve Arapça hazırlanan açıklama Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanları Evin Siwed ve Hiüseyin Osman tarafından okundu.

Beyannamede  Suriye’de Baas rejiminin çöküşü ile ülkenin yeni bir döneme girdiği belirtilerek, tüm Suriyelilerin ortak bir hedef doğrultusunda birleşmesi ve birlikte hareket etmesinin büyük bir öneme haiz olduğu kaydedildi.

“Arap devletlerinin ve Suriye’nin dostlarının desteğini olumlu buluyoruz”

Arap ülkelerinin çabalarına da değinilen açıklamada şunlar dile getirildi:

“Bu çağrının en önemli ayağını, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi olarak, Suriye’deki tüm halkların ve bileşenlerin haklarına saygı gösterilmesi oluşturuyor. Yeni bir Suriye inşa etmek için, mevcut zorluklara karşı güç birliği yapmayı ve tüm Suriyelilerin menfaatlerini ön planda tutmayı hedefliyoruz. Bu süreçte, Arap devletlerinin ve Suriye’nin dostlarının desteğini olumlu buluyor ve bu desteğin, Suriye bileşenlerinin katılımıyla güçlenen bir diyalog ortamına katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Birlikte çalışma çağrısı

Bu beyannamenin, Suriye’nin geleceğini şekillendirecek adımların atılmasında bir rehber olmasını umuyoruz. Demokrasi, eşitlik ve adalet ilkeleri üzerine kurulu, barışçıl bir Suriye’nin inşası için herkesi sorumluluk almaya ve birlikte çalışmaya davet ediyoruz.”

“İnkar ve dışlama politikaları son bulmalı”

Özerk yönetim açıklamasında, “Suriye’nin içinde bulunduğu yıkımın ardından, “dışlama ve inkar politikalarının son bulması” ve tüm siyasi güçlerin, halkın beklentilerine uygun şekilde “yeni Suriye’nin inşasında sorumluluk alması gerektiği” ifade edildi.

Beyannamede tüm Suriyeli taraflar, “birbirleriyle olan ilişkilerini gözden geçirme” ve “ortak ulusal çıkarları her şeyin üstünde tutmaya” davet edildi. Taraflara “Suriye toprakları genelinde askeri eylemlerin durdurulması, inşa için genel ulusal diyaloga geçilmesi” çağrısı yapıldı.

IŞİD ile mücadele

IŞİD’in yeniden ortaya çıkması olasığına da dikkat çekilen açıklamada DSG’nin Koalisyon Güçleri ile birlikte mücadelesini sürdürmede kararlı olduğu kaydedildi.

Toprak bütünlüğü vurgusu

Açıklamada ilkelerin belirlendiği beyannamede “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması, Türkiye ile destekli grupların saldırılarına karşı korunması” çağrısı yapıldı.

Doğal kaynakların paylaşımı ve demografik değişiklik

Ayrıca Suriye’nin doğal kaynakları ve servetinin tüm Suriye halkına ait olduğu ve bütün Suriye bölgelerine adil bir şekilde paylaşılması gerektiği vurgulandı. Beyannamede yerlerinden zorla göç ettirilen kadim halkların dönüşü için garanti verilmesi, .demografi değiştirme politikaları son bulması istendi.

Beyannamede geçiş sürecinde görüşlerin ortaklaşması için Şam’da, Suriyeli tüm siyasi güçlerin katılımıyla bir olağanüstü  toplantı gerçekleştirilmesi istendi.

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetiminin Beyannamesinin tam metni şöyle:

“Suriye’nin inşasında Suriye diyalogu beyannamesi

Despot Baas rejiminin düşmesiyle Suriye yeni bir döneme geçmiştir. Süreci başarıyla yürütmek için birlik olmamız gerekmektedir. Ortak bir yol haritası çizmek için birlik ve ortak çalışma yürütmek gereklidir. Suriye’yi yıkıma sürükleyen dışlama ve inkar politikaları son bulmalıdır. Tüm siyasi güçler yeni Suriye inşasında yerini almalıdır. Bu temelde bütün Suriyeli tarafları, birbirlerine karşı yaklaşımlarını gözden geçirmeye ve ortak ulusal çıkarları her şeyin üstünde tutmaya çağırıyoruz.

Bu temelde Demokratik Özerk Yönetim ve Şam’daki siyasi yönetimin işbirliğini, tüm Suriyelilerin çıkarı için uygun görüyoruz. Bu işbirliği, mevcut zorlu sürecin başarıyla yürütülmesine destek olacaktır.

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi olarak, tüm Suriye halkının tüm bileşenlerine karşı sorumlu olduğumuzu biliyoruz. Halkımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek amacıyla yeni Suriye’nin inşası için Suriyeliler arası diyalog beyannamemizi sunuyoruz.

Demokratik Özerk Yönetim olarak Arap devletlerinin rolünü ve Suriye bileşenlerinin dostlarının desteğini olumlu buluyoruz. Tüm bileşenlerin haklarının demokratik esaslar üzerinden garantiye alınması, Suriyeliler arası diyaloga her bileşenin katılımı için bu desteğin yeni Suriye inşasında da devam etmesi gerektiğini belirtiyoruz.

Sürecin kaderini bu adımların atılması belirleyecektir ve tüm Suriyeli güçleri aşağıda belirtilen hususlar temelinde çalışmaya davet ediyoruz:

1)Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması, işgalci Türk devleti ve çetelerinin saldırılarına karşı korunması.

2)Suriye toprakları genelinde askeri eylemler durdurulmalı, inşa için genel ulusal diyaloga geçilmeli.

3)Suriyeliler arasında hoşgörü tutumu sergilenmeli, nefret ve ihanet söylemlerinden uzak durulmalıdır. Tüm bileşen ve renkler Suriye’nin zenginliğidir ve bu zenginlik, bu mozaik demokratik esaslar üzerinde adilane bir şekilde korunmalıdır.

4)Geçiş sürecinde görüşlerin ortaklaşması için Şam’da, Suriyeli tüm siyasi güçlerin katılımıyla bir olağanüstü bir toplantı gerçekleştirilmelidir.

5)Siyasi süreçte kadınların aktif katılımı olmalıdır.

6)Suriye’nin doğal kaynakları ve serveti tüm Suriye halkına aittir ve bütün Suriye bölgelerine adil bir şekilde paylaşılmalıdır.

7)Yerlerinden zorla göç ettirilen yerel ve kadim halkların dönüşü için garanti verilmelidir. Kültürel mirasları korunmalıdır. Demografi değiştirme politikaları son bulmalıdır.

8)Suriye’de yaşanan gelişmelerle beraber IŞİD’in tekrar ortaya çıkmaması için teröre karşı savaşımızı sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Bu mücadele Demokratik Suriye Güçleri ve Uluslararası Koalisyon’un ortaklığında olacaktır.

9)İşgalcilik son bulmalıdır, Suriye halkı kendi kaderini kendi tayin etmelidir. İyi komşuluk ilişkileri yöntemleri uygulanmalıdır.

10)Arap devletleri, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Koalisyon ve tüm uluslararası güçleri Suriye için yapıcı aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Suriye bileşenlerinin görüşlerini ortaklaştırmaya, Suriye halkına destek olmaya ve bu süreçte danışma ortamı açmak için aktif ve yapıcı rol oynamaya çağırıyoruz. Bu rolün de Suriye’nin güvenliği koruma ve içişlerine müdahalenin önüne geçilmesi temelinde olması gerektiğini belirtiyoruz.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...