2 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

Türkiye ve ABD, Suriye konusunda nasıl bir iş birliği geliştiriyor?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile birlikte Suriye’nin geçiş dönemi Devlet Başkanı Ahmed Şara ile Riyad’da yaptığı görüşme, Ankara-Washington hattında Suriye konusunda yeni bir iş birliğinin başlamasına yol açtı.

Washington’da bugün yapılacak Türkiye-ABD Suriye Çalışma Grubu, IŞİD ile mücadele kapsamında cezaevleri ve kampların durumu, uygulanan yaptırımların kaldırılması gibi önemli konularda atılacak somut adımları ele alacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre Türkiye-ABD Suriye Çalışma Grubu toplantısı, 20 Mayıs’ta Washington’da gerçekleştirilecek.

Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz başkanlığında bir heyet temsil edecek. ABD heyetinin başkanlığını ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau yapacak.

İki dışişleri bakan yardımcısının eş başkanlığında yapılacak toplantılar hem zamanlama hem de içerik açısından Türkiye-ABD arasında yeni bir işbirliği sürecini göstermesi açısından önem taşıyor.

Suriye konusunda en üst düzeyli kapsamlı görüş alışverişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında 5 Mayıs’ta yapılan telefon görüşmesinde ele alındığı biliniyor.

Bu görüşmenin ardından İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada Erdoğan’ın Trump’a Suriye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunduğu kamuoyuna duyuruldu.

İki liderin bu görüşmesinin ardından Washington’dan gelen haberler Beyaz Saray’ın yaptırımların kaldırılmasına sıcak baktığını gösterdi.

Trump, 13 Mayıs’ta Suudi Arabistan’da yaptığı açıklamayla Suriye’ye yaptırımların kaldırılmasına karar verdiğini, bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerin etkili olduğunu söyledi.

Ancak asıl sürpriz, Trump’ın 14 Mayıs günü bulunduğu Riyad’da Suriye’nin geçiş dönemi Devlet Başkanı Ahmed Şara ile görüşmesi oldu. Trump ve Prens Selman’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan da toplantıya telekonferans yoluyla katıldı.

Riyad toplantısından bir gün sonra ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Antalya’da üçlü bir toplantı daha gerçekleştirdiler.

Antalya’daki buluşma, Trump-Şara arasında yapılan toplantıda ele alınan konuların daha ileri götürülmesi ve bu ilişkinin ilerlemesi sürecinde Türkiye’nin oynayacağı rolün belirlenmesi açısından önemli oldu.

Washington’da bugün yapılacak toplantının ise belirlenen öncelikli konular üzerinde bundan sonraki dönemde atılacak adımların ve uygulama takviminin somutlanmasına odaklanacağı kaydedildi.

Hangi alanlar öncelikli?

Türk dışişleri kaynaklarının verdiği bilgiye göre Türkiye ve ABD heyetleri, Suriye politikalarındaki önceliklerin üzerinde duracaklar ve özellikle güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda iş birliği olanaklarını ele alacaklar.

IŞİD ile mücadelenin Ankara-Washington hattında yapılan her toplantıda ele alındığı gibi bu görüşmede de gündeme geleceği, özellikle Türkiye’nin yeni Suriye yönetimine bu konuda verdiği desteğin değerlendirileceği kaynakların verdiği bilgiler arasında yer alıyor.

Bu konu özellikle ABD Başkanı Trump’ın Şara ile yaptığı görüşmede ABD’nin Suriye’den beklentileri arasında yer alması nedeniyle daha önem kazandı.

Beyaz Saray’dan Trump-Şara görüşmesi sonrasında yapılan açıklamada, Washington’un Şam’dan IŞİD ile mücadele, yabancı teröristlerin ülkeden gönderilmesi ve IŞİD üyelerinin tutulduğu kampların kontrolünü alması beklentisinde olduğu bildirilmişti.

Üç dışişleri bakanının Antalya toplantısında da bu konunun ayrıntılı ele alındığı kaydediliyor.

Washington’daki toplantıda da Suriye’deki kamplar konusunda iş birliğinin ele alınacağı Dışişleri kaynaklarınca ifade edildi.

Yaklaşık 10.000 IŞİD üyesinin tutulduğu cezaevleri ile bunların yaklaşık 50.000 kadar aile üyelerinin tutulduğu kampları mevcut durumda ana omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrol ediyor.

SDG, ABD liderliğindeki IŞİD ile mücadele koalisyonu ile ortaklık yapıyor. Türkiye, YPG’yi “terör örgütü” olarak görüyor.

ABD askerlerinin çekilmesi gündemde mi?

ABD Başkanı Trump’ın Suriye lideri Şara’dan IŞİD kamplarının denetimini devralması çağrısında bulunması, Ankara’da Amerikan askerlerinin bu ülkeden çekileceğine ilişkin görüşün güçlenmesine neden oldu.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Washington’da yapılacak toplantıda “ABD tarafının Suriye’deki askeri birliklerinin konsolidasyonuna ilişkin yürütülen süreç hakkında bilgi vermesi beklentisinde” olduklarını kaydetti.

ABD’nin Suriye’de yaklaşık 1400 kadar askeri olduğu biliniyor. Trump’ın Suriye’deki birliklerin çekilmesinden yana olduğu ancak IŞİD ile mücadelenin sekteye uğramaması konusunda da hassas olduğu kaydediliyor.

Türkiye, ABD’nin YPG ile iş birliğini sonlandırması ve sonunda bölgeden çekilmesi sürecini kolaylaştırmak amacıyla Suriye, Ürdün, Irak ve Lübnan ile ortak bir mekanizma geliştirmeye çalışıyor.

Bu ülkelerin yakında Suriye topraklarında ortak operasyon merkezi kurması beklentiler arasında.

Suriye’ye uygulanan yaptırımlar ne zaman kalkacak?

Washington’daki görüşmelerde gündeme gelecek diğer önemli bir konu, ABD tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılması süreci olacak. İki ülke diplomatlarının yaptırımların kaldırılması süreci ve takvimini ele alacakları kaydediliyor.

Türkiye, uzun süredir hem ABD hem de Avrupa Birliği ülkelerinden Suriye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını istiyordu.

ABD’nin bu adımı atmasının AB için de bir örnek oluşturacağını belirten Türkiye, iç savaştan çıkan ülkenin yeniden imarı ve ülkeden kaçan Suriyelilerin geri dönüşü için yaptırımların kaldırılmasının önemli bir adım olacağını kaydediyor.

ABD’de yaptırımların kaldırılma sürecine ilişkin Dışişleri ve Hazine bakanlıklarında teknik çalışmaların başlatıldığı Amerikan basınına yansıyan haberler arasında.

Yaptırımların tamamen kaldırılması sürecinin uzun sürebileceği, ABD’nin bu ülkeye yatırımların başlayabilmesi için ilk aşamada muafiyetler ilan edebileceği de kaydediliyor.

Ankara’da yapılan değerlendirmelerde de bu sürecin zaman alabileceği ama Trump’ın iradesini ifade etmesinin büyük önem taşıdığı kaydediliyor.BBC Türkçe

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...